Talepteki Zayıflık İstihdamı Vurdu, Tekstil Sektörü Alarm Veriyor
Türkiye imalat sanayinin nabzını tutan en önemli öncü gösterge olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI endeksi, Ağustos ayında sektördeki daralmanın hız kestiğine işaret ederek temkinli bir iyimserlik yarattı. Manşet PMI, eşik değer olan 50,0’nin altında kalarak daralmanın sürdüğünü teyit etse de, Temmuz’daki 45,9 seviyesinden 47,3’e yükselerek Nisan’dan bu yana en ılımlı yavaşlamayı kaydetti.
Ancak bu “ılımlı” toparlanma, istihdam piyasasına yansımadı. Firmalar, azalan iş yükleri nedeniyle Nisan 2020’den (pandeminin ilk dönemi) bu yana en sert istihdam azaltımına gitti. Girdi maliyetlerindeki artışın ana nedeni olarak ise bir kez daha Türk lirasındaki zayıflık gösterildi.
Ana Gündem Maddeleri:
-
Üretim ve Yeni Siparişlerde Yavaşlama Hafifledi: Hem üretimdeki hem de yeni siparişlerdeki daralma, Şubat’tan bu yana en düşük hızda gerçekleşti. Ancak her iki kalemde de Nisan 2024’ten beri devam eden zayıflama eğilimi sürdü.
-
İhracat Zayıf Halka: Yeni ihracat siparişlerindeki yavaşlama, toplam yeni siparişlerdeki yavaşlamadan daha belirgin oldu. Bu durum, küresel pazarlardaki talep zayıflığının devam ettiğini gösteriyor.
-
İstihdamda Sert Düşüş: İş yüklerindeki azalmaya bağlı olarak firmaların istihdamı azaltması, anketin en endişe verici bulgusu oldu.
-
Maliyet Baskısı Sürüyor, Fiyat Artışı Yavaşlıyor: Kur kaynaklı girdi maliyetleri keskin bir şekilde artmaya devam etse de, imalatçılar bu maliyet artışını satış fiyatlarına sınırlı yansıtabildi. Nihai ürün fiyatları enflasyonu, 2025 başından bu yana en düşük seviyeye geriledi.
S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, “Türk imalatçılarının faaliyet koşulları zorlu seyrini sürdürdü ve bu durum istihdamda belirgin bir azalmaya yol açtı. Öte yandan son PMI verileri, üretim ve yeni siparişlerdeki daralmanın hız kestiğini gösteren bazı olumlu sinyaller de verdi,” dedi.
Sektörlerin Karnesi: Tekstil Çöktü, Ana Metal Parladı
Sektörel bazda ise derin ayrışmalar yaşandı. Takip edilen 10 sektörden 8’inde üretim gerilerken, ana metal sanayi ve ağaç/kağıt ürünleri pozitif ayrışmayı başardı.
-
En Kötü Performans: Tekstil: Üretimde, yeni siparişlerde ve yeni ihracat siparişlerinde en sert daralma tekstil sektöründe yaşandı. Sektördeki istihdam kaybı, anket tarihinin (Ocak 2016) en yüksek seviyesine ulaştı.
-
En İyi Performans: Ana Metal: Ana metal sektörü, hem üretimde hem de yeni siparişlerde büyüme kaydederek, Nisan 2023’ten bu yana en hızlı büyümesini sergiledi.
-
Pozitif Ayrışanlar: İstihdamını artıran sadece makine ve metal ürünleri ile ana metal sektörleri oldu. Yeni ihracat siparişlerinde artış sağlayan tek sektör ise makine ve metal ürünleri oldu.
Finans Hattı Yorum:
Ağustos ayı PMI verileri, Türkiye imalat sanayinin bir “kavşak” noktasında olduğunu gösteriyor. Bir yanda “en kötüsü geride kalmış olabilir” dedirten ılımlı toparlanma sinyalleri, diğer yanda ise istihdam ve ihracattaki zayıflığın yarattığı derin endişeler var.
1. “Dipten Dönüş” mü, “Yatay Seyir” mi?: Manşet endeksteki yükseliş, sektörün en kötü daralma dönemini geride bırakmış olabileceğine dair ilk sinyal olabilir. Ancak 47,3’lük seviye, hala “daralma” bölgesinde olunduğu ve bir “büyüme” trendinden bahsetmek için çok erken olduğu anlamına geliyor. Bu, bir V-tipi toparlanmadan çok, uzun sürebilecek bir L-tipi (yatay) seyrin habercisi olabilir.
2. Sıkı Para Politikasının İki Yüzü: Rapor, TCMB’nin yürüttüğü sıkı para politikasının iki farklı etkisini de gözler önüne seriyor.
* Olumlu Etki (Enflasyon): Zayıf talep, firmaların maliyet artışlarını fiyatlarına tam olarak yansıtamamasına neden oluyor. Nihai ürün fiyatları enflasyonunun son ayların en düşük seviyesine gerilemesi, dezenflasyon sürecinin talep kanalı üzerinden çalıştığını gösteren olumlu bir gelişmedir.
* Olumsuz Etki (İstihdam): Ancak aynı talep zayıflığı, firmaları maliyetlerini düşürmek için istihdamı kısmaya itiyor. Nisan 2020’den bu yana en sert istihdam kaybının yaşanması, dezenflasyonun “acı reçetesinin” istihdam piyasası üzerindeki olumsuz etkilerinin belirginleştiğini gösteriyor.
3. Tekstil Sektörü İçin Yapısal Kriz Sinyalleri: Tekstil sektörünün neredeyse tüm metriklerde (üretim, sipariş, ihracat, istihdam) tarihi düşük seviyeleri görmesi, bu sektördeki sorunun sadece konjonktürel bir yavaşlama olmadığını, yapısal bir kriz yaşandığını düşündürüyor. Avrupa’daki talep daralması, artan enerji ve işgücü maliyetleri ve Uzak Doğulu rakiplerin yarattığı fiyat baskısı, sektörün rekabet gücünü ciddi şekilde tehdit ediyor.
4. Yatırımcı İçin Anlamı: Bu rapor, yatırımcıların sektörel bazda seçici olmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Tekstil gibi zorlu bir dönemden geçen sektörlere karşı temkinli olmak gerekirken, ana metal ve makine gibi hem iç talep (altyapı, savunma sanayi vb.) hem de ihracat potansiyeliyle pozitif ayrışan sektörler daha cazip bir görünüm sunabilir.

