Deutsche Bank, 26 Kasım’daki bütçede 35 milyar sterlinlik mali sıkılaştırma beklerken, bunun 30 milyar sterlininin vergi artışlarından geleceğini öngörüyor.
İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves’in 26 Kasım’da açıklayacağı kritik Sonbahar Bütçesi öncesinde piyasalardaki tansiyon yükseliyor. Deutsche Bank ekonomisti Sanjay Raja tarafından hazırlanan rapora göre İngiltere, savaş sonrası dönemdeki en büyük mali sıkılaştırma paketlerinden birine doğru ilerliyor.
Banka, yaklaşan bütçede yaklaşık 30 milyar sterlin vergi artışı ve 5 milyar sterlin civarında harcama kesintisi içeren toplamda 35 milyar sterlinlik bir mali konsolidasyon bekliyor. Bu büyüklükteki bir paket, açıklanacak bütçeyi II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük üçüncü vergi artışı bütçesi konumuna taşıyacak.
Hükümetin, ana vergi oranlarını artırmama taahhüdüne sadık kalarak gelir yaratmak için kişisel vergi eşiklerindeki dondurmaların uzatılması gibi “arka kapı” yöntemlerine başvurması bekleniyor. Deutsche Bank raporuna göre, masadaki diğer önlemler arasında temettü ve sermaye kazancı vergisi gibi servet odaklı vergiler, Ulusal Sigorta tabanının genişletilmesi ve emlak vergisi düzenlemeleri yer alıyor.
Banka ayrıca bütçenin enflasyon üzerinde “joker kart” etkisi yaratabileceğini belirtiyor. Ön değerlendirmelere göre paketin, en az 40 baz puanlık dezenflasyonist (enflasyon düşürücü) bir etki yaratması muhtemel. Maliye Bakanı Reeves’in mali hareket alanını 10 milyar sterlinden 16 milyar sterlinin üzerine çıkaracağı tahmin edilirken, hazine bonosu (Gilt) piyasasında bu yıl için 10,5 milyar sterlinlik ek bir borçlanma artışı öngörülüyor.
Finans Hattı Yorumu:
İngiltere ekonomisi için “acı reçete” dönemi, Maliye Bakanı Rachel Reeves’in ikinci bütçesiyle resmileşmek üzere. Deutsche Bank’ın öngördüğü 35 milyar sterlinlik sıkılaştırma, hükümetin mali disiplini sağlama konusundaki kararlılığını gösterse de, büyüme üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturacaktır. Özellikle “vergi eşiklerinin dondurulması” (fiscal drag) stratejisi, enflasyonist ortamda hane halkının reel gelirini sessizce eriten en etkili yöntemlerden biridir ve siyasi maliyeti, doğrudan vergi artışlarına göre daha yönetilebilirdir.
Piyasalar açısından en kritik nokta, artan borçlanma ihtiyacının (tahvil arzı) nasıl yönetileceğidir. 2029-30’a kadar kümülatif 22 milyar sterlinlik ek borçlanma öngörüsü, Gilt piyasasında getirileri yukarı itebilir. Ancak bütçenin dezenflasyonist etkisi (talebi kısarak enflasyonu düşürmesi), İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz indirimleri konusunda elini rahatlatabilir. Hükümetin asıl sınavı, bu devasa vergi yükü altında “yatırımcı güvenini” korurken, resesyon riskini tetiklemeden mali dengeleri düzeltmek olacaktır.
