Bina inşaatı %31’lik artışla büyümeye liderlik ederken, sektör aylık bazda da %4,3’lük güçlü bir performans sergileyerek ivmesini korudu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, inşaat sektörü Eylül ayında güçlü büyümesini sürdürdü. İnşaat üretimi, Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yıllık bazda %29,9’luk dikkat çekici bir artış kaydetti. Sektör, bir önceki aya göre de %4,3’lük bir büyüme göstererek pozitif ivmesini devam ettirdi.
TÜİK verilerine göre, inşaatın tüm alt sektörleri yıllık bazda güçlü bir performans sergiledi. Büyümenin lokomotifi olan bina inşaatı sektörü endeksi, bir önceki yılın aynı ayına göre %31,2 arttı. Bina dışı yapıların (altyapı, yol, köprü vb.) inşaatı sektörü endeksi %23,3, özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi ise %30,1’lik artış gösterdi.
Aylık bazda da sektördeki canlılık devam etti. İnşaatın alt sektörleri incelendiğinde, Eylül ayında bir önceki aya göre bina inşaatı %4,5, bina dışı yapılar %3,2 ve özel inşaat faaliyetleri %4,1 oranında artış kaydetti.
Finans Hattı Yorumu:
TÜİK’in Eylül ayı inşaat üretimi verileri, sektörün Türkiye ekonomisi için ne kadar kritik bir “büyüme motoru” olduğunu bir kez daha teyit ediyor. %29,9’luk yıllık artış, sadece bir rakam değil, aynı zamanda çimentodan demir-çeliğe, mobilyadan seramiğe kadar yüzlerce alt sektörü harekete geçiren devasa bir ekonomik aktivitenin de göstergesidir. Bu veri, sanayi üretimi ve istihdam gibi diğer makroekonomik göstergeler için de pozitif bir öncü sinyal niteliği taşımaktadır.
Verinin en dikkat çekici yanı, büyümenin sadece yüksek yıllık baz etkisinden kaynaklanmamasıdır. Sektörün bir önceki aya göre de %4,3 gibi oldukça güçlü bir artış göstermesi, büyüme momentumunun canlı ve dinamik olduğunu ortaya koyuyor. Büyümenin lokomotifinin %31,2’lik artışla “bina inşaatı” olması, konut ve ticari alanlardaki projelerin hız kesmediğini, özellikle kentsel dönüşüm çalışmalarının ve yeni konut arzına yönelik talebin sektörü ne kadar güçlü bir şekilde beslediğini gösteriyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise bu güçlü aktivitenin potansiyel riskleri bulunuyor. İnşaat sektöründeki bu yüksek talep, inşaat maliyetleri ve dolayısıyla genel enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı unsuru oluşturabilir. Ayrıca, sektörün büyümesi büyük ölçüde kredi koşullarına duyarlıdır. Para politikasındaki olası sıkılaşma adımları ve kredi maliyetlerindeki artışlar, gelecekte bu güçlü büyüme ivmesinin sürdürülebilirliğini test edecektir. Ancak mevcut tablo, ekonominin en azından üçüncü çeyreğin sonu itibarıyla inşaat sektörü öncülüğünde güçlü bir performans sergilediğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

