İstihbarat raporlarına göre bir İran adasına işgal hazırlığı yapıldığını iddia eden Meclis Başkanı Qalibaf, “amansız misilleme” uyarısında bulundu.
Orta Doğu’da tansiyon, İran kanadından gelen “işgal” iddiaları ve buna bağlı ağır tehditlerle yeni bir zirve noktasına ulaştı. İran Meclis Başkanı Mohammad Baqer Qalibaf, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ellerindeki istihbarat raporlarının “düşmanların” bir İran adasını işgal etmeye hazırlandığını gösterdiğini öne sürdü. Bu girişimin ismi açıklanmayan bir bölge ülkesinin desteğiyle planlandığını belirten Qalibaf, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda saldırgan bir dille uyarıda bulundu.
İran güçlerinin tüm düşman hareketlerini saniye saniye izlediğini vurgulayan Qalibaf, herhangi bir askeri eylem gerçekleşmesi durumunda doğrudan destekçi bölge ülkesini hedef alacaklarını söyledi. Qalibaf, “Eğer bir adım atarlarsa, o bölge devletinin tüm hayati altyapısı hedef alınacak. Saldırılarımız sürekli ve amansız olacak” ifadelerini kullanarak, olası bir çatışmanın kapsamının sadece işgalci güçlerle sınırlı kalmayacağının altını çizdi. Her ne kadar hedefteki ülke ve ada ismi resmen açıklanmasa da, bölgeden gelen doğrulanmamış raporlar okları Suudi Arabistan’a ve İran’ın petrol ihracatının kalbi olan Hark Adası’na çevirdi.
Son günlerde ABD saldırılarının hedefi olan askeri tesislere ev sahipliği yapan Hark Adası, İran’ın küresel ekonomiye açılan en kritik kapısı olarak biliniyor. Qalibaf’ın açıklamaları, bu bölgedeki stratejik enerji tesislerinin bir bölgesel savaşın fitilini ateşleyebileceğine dair endişeleri körükledi.
Finans Hattı Yorum:
İran Meclis Başkanı Qalibaf’ın bu çıkışı, diplomatik nezaketin tamamen terk edildiği ve “enerji karşılıklı yıkım” doktrininin masaya sürüldüğü bir dönemi işaret ediyor. Finansal piyasalar açısından buradaki en büyük risk, “isim verilmeden tehdit edilen bölge ülkesi” ifadesinin yarattığı belirsizliktir. Eğer Qalibaf’ın işaret ettiği ülke iddia edildiği gibi Suudi Arabistan ise, bu durum küresel petrol arzının neredeyse yüzde 20’sinin doğrudan savaşın hedefi haline gelmesi demektir.
Hark Adası, İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık %90’ını gerçekleştirdiği bir terminaldir. Bu adanın işgal edilmesi veya devre dışı bırakılması, İran’ın ekonomik olarak “nefes borusunun” kesilmesi anlamına gelir. İran’ın buna cevaben bölge devletlerinin “hayati altyapısını” (rafineriler, desalinasyon tesisleri, limanlar) hedef alacağını söylemesi, küresel petrol fiyatlarında Brent petrolün 150 dolar seviyelerini test edebileceği bir “kıyamet senaryosu” riskini masada tutmaktadır.
Yatırımcı perspektifinden bakıldığında; bu tür açıklamalar petrol piyasasındaki “jeopolitik risk primini” kalıcı hale getirir. Dün Trump’ın barış mesajlarıyla gerileyen petrol fiyatları, Qalibaf’ın bu “altyapı saldırısı” tehdidiyle yeniden yukarı yönlü bir ivme kazanabilir. Ayrıca, enerji tesislerine yönelik “sürekli ve amansız” saldırı vaadi, küresel tedarik zincirlerinde kalıcı bir kırılma ve Batı dünyasında hiperenflasyonist bir baskı yaratma potansiyeli taşımaktadır. Finans Hattı olarak analizimiz; bu açıklamaların aslında ABD ve bölgesel müttefiklerine yönelik bir “caydırıcılık manevrası” olduğu yönündedir; ancak sahadaki en ufak bir yanlış hesaplama, küresel finans sistemini temelinden sarsacak bir enerji şokunu tetikleyebilir. Piyasa oyuncularının Hark Adası çevresindeki askeri hareketliliği ve Suudi Arabistan’dan gelecek olası bir “itidal” veya “savunma” açıklamasını yakından izlemesi gerekmektedir.

