Petrol Piyasası ve Küresel Ticaret İçin Riskler Artıyor: İsrail’e Karşı Sert Söylem, Husilere Destek Mesajı
Ortadoğu’da tansiyonu yeniden yükseltecek bir adımla, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülkedeki reformist çevrelerden gelen ABD ile doğrudan müzakere çağrılarını kesin bir dille reddetti. Washington’un nihai hedefinin İran’ı “teslim almak” olduğunu ve bu amacın diyalog yoluyla çözülemeyeceğini vurgulayan Hamaney, müzakere kapısını kapatarak bölgedeki jeopolitik belirsizliği artırdı.
Hamaney, “‘Neden ABD ile doğrudan müzakere etmiyoruz?’ diyenler yüzeyseldir. Gerçek farklıdır,” ifadelerini kullanarak, ülkedeki ılımlı seslere karşı net bir tavır sergiledi. Bu sert çıkış, İran Reform Cephesi’nin, nükleer programla ilgili tavizler (uranyum zenginleştirmeyi durdurma ve tam Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimi) karşılığında yaptırımların kaldırılmasını içeren bir bildiri yayınlamasının hemen ardından geldi.
Ülkenin iç birliğine ve direncine güvendiğini belirten Hamaney, “Düşmanlar, halkı devletten koparmak ve sistemi zayıflatmak istediler ama direncimizi hafife aldılar,” dedi. ABD’yi İran’da rejim değişikliği planlamakla suçlayan Hamaney, “İran halkı bu hakareti asla kabul etmez,” diyerek Washington’a karşı uzlaşmaz tutumunu yineledi.
Konuşmasında İsrail’e de sert ifadelerle yüklenen Hamaney, Siyonist rejimi “dünyanın en nefret edilen hükümeti” ve “habis bir tümör” olarak nitelendirdi. Yemen’deki Husilerin İsrail’e karşı mücadelesini “doğru yol” olarak tanımlaması, bölgedeki vekalet savaşlarına desteğin süreceği şeklinde yorumlandı.
Finans Hattı Yorum:
Ayetullah Hamaney’in açıklamaları, sadece diplomatik bir duruşu değil, aynı zamanda küresel piyasalar için bir dizi somut riskin altını çiziyor. Bu konuşmanın finansal piyasalar için tercümesi şudur:
1. Petrol Fiyatlarında Jeopolitik Risk Primi Artacak: Müzakere kapısının kapanması, İran’a yönelik yaptırımların kalıcı olacağı ve İran petrolünün küresel piyasalara yasal yollarla tam kapasite dönemeyeceği anlamına geliyor. Daha da önemlisi, bu uzlaşmaz tavır, Hürmüz Boğazı gibi kritik petrol geçiş noktalarında tansiyonun yüksek kalacağı beklentisini güçlendirir. Bu durum, ham petrol fiyatlarına “jeopolitik risk primi” olarak yansıyacak ve olası bir gerginlikte fiyatlarda sert sıçramalara neden olabilecektir.
2. Kızıldeniz’de Ticaret Güvenliği Tehdit Altında Kalmaya Devam Edecek: Hamaney’in Husilere açıkça destek vermesi, Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırıların devam edeceğinin en net sinyalidir. Bu, küresel tedarik zincirleri için doğrudan bir tehdittir. Nakliye maliyetleri, sigorta primleri ve sevkiyat süreleri yüksek kalmaya devam edecek, bu da küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı unsuru olmayı sürdürecektir.
3. Savunma ve Enerji Hisseleri İçin Dinamikler: Bölgedeki gerilimin yüksek kalması, küresel savunma sanayii şirketlerine olan talebi canlı tutabilir. Aynı zamanda, enerji fiyatlarındaki potansiyel artışlar, enerji şirketlerinin kârlılık beklentilerini olumlu etkileyebilir.
4. Yatırımcı Güveni ve Güvenli Liman Talebi: Ortadoğu’da öngörülebilirliğin azalması, küresel yatırımcı güvenini olumsuz etkiler. Bu tür dönemlerde yatırımcılar genellikle hisse senedi gibi riskli varlıklardan kaçınarak, altın ve ABD doları gibi daha güvenli liman olarak görülen varlıklara yönelebilir. Hamaney’in açıklamaları, piyasalardaki bu “riskten kaçış” eğilimini tetikleyebilecek bir faktör olarak not edilmelidir.
