Ortak Vurgu Yapısal Reformlar ve Öngörülebilirlik Olurken, “Kredi Kanalları Açılsın”, “Rekabetçi Kur Sağlansın” Çağrıları da Yükseldi
Ekonominin 3 yıllık yeni yol haritası olan Orta Vadeli Program (OVP), iş dünyasının çatı kuruluşları tarafından genel olarak olumlu, gerçekçi ve güven verici olarak karşılandı. İstanbul Sanayi Odası’ndan (İSO) Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’na (DEİK), İstanbul Ticaret Odası’ndan (İTO) Uluslararası Yatırımcılar Derneği’ne (YASED) kadar sektörün önde gelen temsilcileri, programın özellikle dezenflasyonu önceleyen, yapısal reformlara vurgu yapan ve öngörülebilirliği artıran yönünü takdirle karşıladı.
Ancak bu genel memnuniyetin yanı sıra, programın başarısı için reel sektörün karşılaştığı güncel sorunlara yönelik “ince ayar” talepleri de yüksek sesle dile getirildi. Kredi kanallarının açılması, ihracatçının rekabet gücünün korunması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması, iş dünyasının ortak çağrısı olarak öne çıktı.
İTO Başkanı Avdagiç: “İlk Adım, Kredi Ortamının İyileştirilmesi Olmalı”
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, OVP’deki yüksek katma değer ve teknoloji odaklı dönüşüm hedeflerini “isabetli” bulduklarını belirtirken, “Bütün bunlar için de ilk adım, kredi ortamının iyileştirilmesi olmalıdır. Selektif bazda kredi büyüme limitlerinin artırılması artık daha çok önem taşıyor,” dedi. Avdagiç ayrıca, “enflasyon-kur makasını telafi edecek” adımlara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, ihracatçının rekabet gücü sorununa dikkat çekti.
İSO Başkanı Bahçıvan: “Program Çok Daha Reformist Bir Bakış Açısına Sahip”
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ise, programın “yapısal sorunlara çözüm noktasında önemli açılım ve uygulamalar hedeflediğini” belirterek, OVP’nin “çok daha reformist bir bakış açısına sahip olmasını” kıymetli bulduklarını ifade etti. Bahçıvan, AR-GE temelli yatırımlar, yeşil ve dijital dönüşüm ile mesleki eğitimin güçlendirilmesi gibi hedeflerin altını çizdi.
DEİK Başkanı Olpak: “İhracatın Finansmanı Konusuna Yer Verilmesi Önemli”
DEİK Başkanı Nail Olpak, OVP’nin küresel riskleri dikkate aldığını ve sıklıkla gündeme getirdikleri ihracatın finansmanı konusuna programda ayrıca yer verilmesinin önemli olduğunu aktardı. Olpak, “Finansal istikrar ile ilgili atılacak adımlarda, piyasayı da rahatlatacak bir dengenin gözetilmesi kaçınılmaz olacaktır,” diyerek sıkı politikaların reel sektör üzerindeki etkisine dikkat çekti.
YASED Başkanı Demirözü: “Büyümenin Kompozisyonu Dengeleniyor”
Uluslararası yatırımcıları temsil eden YASED’in Başkanı Tolga Demirözü, büyüme hedeflerinin aşağı yönlü revize edilmesini, “fiyat istikrarının önceliklendirildiğinin bir göstergesi” olarak olumlu karşıladı. Demirözü, “Büyümenin kompozisyonuna bakıldığında, tüketim yerine yatırım ile ihracatı önceliklendiren bir yaklaşımın benimsendiği görülmekte,” dedi. Demirözü, kayıt dışı ekonomiyle mücadele tedbirlerinin programda yer almasını da memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Finans Hattı Yorum:
İş dünyasından gelen bu değerlendirmeler, OVP’nin genel çerçevesi üzerinde bir “konsensüs” oluştuğunu, ancak “uygulamanın detaylarının” programın başarısı için hayati önem taşıyacağını gösteriyor.
1. “Öngörülebilirlik” Anahtar Kelime: Tüm kuruluşların ortak vurgusu, OVP’nin öngörülebilirliği artırması. Belirsizliğin en büyük düşman olduğu iş dünyası için, önümüzdeki üç yıla dair hedeflerin ve politikaların net bir şekilde ortaya konması, yatırım ve planlama kararlarının daha sağlıklı bir zeminde alınmasını sağlar. Bu, tek başına bile piyasalar için en önemli “güven çıpasıdır”.
2. “Reform” Beklentisi Karşılandı, Şimdi “Eylem” Zamanı: İSO ve YASED gibi kuruluşların programı “reformist” olarak nitelemesi, OVP’nin sadece bir makro hedef belgesi olmanın ötesinde, Türkiye’nin yapısal sorunlarına (verimlilik, katma değer, dijitalleşme) çözüm arayan bir vizyon sunduğunu gösteriyor. Ancak şimdi piyasalar, bu reform başlıklarının altında hangi somut, takvime bağlanmış eylem planlarının geleceğini görmek isteyecektir.
3. En Kritik Talep: “Finansmana Erişim”: İş dünyasının en yüksek sesle dile getirdiği ortak talep, sıkı para politikasının bir sonucu olarak daralan kredi kanallarının, özellikle yatırım ve ihracat odaklı olarak “selektif” bir şekilde gevşetilmesi. Bu, “dezenflasyon” ile “reel sektörün çarklarının dönmesi” arasındaki hassas dengenin nasıl kurulacağının önümüzdeki dönemin en önemli sınavı olacağını gösteriyor. Merkez Bankası ve BDDK’nın bu çağrılara nasıl yanıt vereceği, piyasalar tarafından yakından izlenecektir.
4. İhracatçının “Rekabetçi Kur” Mesajı: İTO Başkanı Avdagiç’in “enflasyon-kur makası” vurgusu, ihracatçıların TL’nin reel olarak değerlenmesinden duyduğu rahatsızlığın bir ifadesidir. Bu, ekonomi yönetiminin bir yandan TL’ye güveni artırmaya çalışırken, diğer yandan ihracatçının rekabet gücünü de gözetmek zorunda olduğu karmaşık bir dengeyi yönetmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, iş dünyası OVP’ye “stratejik bir destek” vermiş, ancak programın sahadaki başarısının, reel sektörün sesine kulak verilerek atılacak “ince ayar” adımlarına bağlı olacağının da altını çizmiştir.

