Çalışmaların gerçek değerinin, sosyal adaletin, fırsat eşitliğinin ve insan onuruna yakışır bir yaşamın güçlenmesine katkı sunduğu noktada ortaya çıktığını vurgulayan Bakan Işıkhan, “Bu değer, sahada karşılık bulan somut insan hikayeleriyle anlam kazanmaktadır,” dedi.
Bakan Işıkhan Mardin’de Değerlendirmelerde Bulundu
Bakan Işıkhan, Mardin’de düzenlenen “Mardin Deneyim Paylaşımı Prestij Etkinliği”nde önemli açıklamalarda bulundu. Medeniyetlerin kesişim noktası olan kadim şehir Mardin’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Işıkhan, Avrupa Birliği’nin “Çeşitlilik İçinde Birlik” prensibine dikkat çekerek, bu anlayışın farklılıkların korunarak ortak bir gelecek inşa etmeyi ifade ettiğini belirtti.
Bu ilkenin, Mardin’de yüzyıllardır hayatın doğal bir parçası olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Işıkhan, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkinin yalnızca kurumsal bir bağ olmadığını, aynı zamanda ortak değerler, sorumluluklar ve hedefler üzerine kurulu güçlü bir iş birliği olduğunu vurguladı. “Farklılıklarımızla güçlenmek, birlikte üretmek ve birlikte ilerlemek,” ifadesiyle kurulan ortaklığın özünü özetledi.
Sosyal Politikalarda Ortak Çalışmaların Önemi
Bakan Işıkhan, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin istihdam, eğitim ve sosyal politika alanlarında uzun süredir önemli çalışmalar yürüttüğünü kaydetti. Bu süreçte, ekiplerin büyük bir özveriyle çalıştığını ve projelerde en yüksek etkiyi elde etmek için yoğun çaba gösterildiğini dile getirdi. Ancak bu çalışmaların asıl değerinin, sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve insan onuruna yakışır bir yaşamı güçlendirmesiyle ortaya çıktığını, bunun da sahadaki somut insan hikayeleriyle anlam kazandığını ifade etti.
Dönüşüm Sürecinde Kapsayıcı Sistemler
Bakan Işıkhan, bir kadının kendi gelirini elde etmesi, bir gencin iş hayatına atılması, bir kız çocuğunun eğitimine devam edebilmesi veya engelli bir bireyin sosyal hizmetlere erişerek hayatının değişmesinin kendileri için birer başarı olduğunu belirtti. Başarının, sadece raporlarda yer alan sayılarla değil, hayatlara dokunan ve kalıcı etkiler yaratan değişimlerle ölçüldüğünü vurguladı. Mevcut küresel dönüşüm sürecinin, dijitalleşme, yeşil dönüşüm, değişen demografik yapılar ve yeni beceri ihtiyaçları gibi faktörlerle daha kapsayıcı, dirençli ve insan odaklı sistemler kurulmasını zorunlu kıldığını ifade etti. Bu dönüşümün, sürdürülebilir kalkınma, sosyal uyum ve nitelikli istihdamı bir arada ele alan bütüncül politikalar gerektirdiğini sözlerine ekledi.
“Türkiye Yüzyılı Vizyonu” ile örtüşen bu yaklaşımın, daha fazla fırsat, daha güçlü bir toplumsal yapı ve herkes için daha iyi bir yaşam sunduğunu belirten Işıkhan, Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin kuruluş esaslarından olan barış ve insani değerler temelinde bir dış politika anlayışıyla çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı. Türkiye-AB iş birliği kapsamında hayata geçirilen projelerin, Türkiye’deki istihdam ve eğitim alanındaki kurumsal yapıları güçlendirdiğini ve ortak çalışma kültürü oluşturduğunu belirtti.
Projelerin Etkisi ve Elde Edilen Sonuçlar
Projelerin, politika üretimine katkı sağlayan, ölçülebilir etkilere sahip ve sürekli öğrenme süreçlerini destekleyen stratejik araçlar haline geldiğini hatırlatan Işıkhan, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı kapsamında yürütülen çalışmaların da bu dönüşümün önemli taşıyıcı unsurlarından biri olduğunu anlattı.
1 Milyar Euro Finansmanla 1.2 Milyon Vatandaşa Erişim
Bakan Işıkhan, gelinen noktada, Bakanlığının Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nün güçlü proje yönetim kapasitesi sayesinde, ülkeye tahsis edilen fonların etkin kullanıldığını ve önemli sonuçlar elde edildiğini açıkladı. Yaklaşık 1 milyar euroluk finansmanla, Türkiye’nin 75 ilinde binden fazla proje uygulandığını ve bu projeler aracılığıyla bir milyon iki yüz bini aşkın vatandaşa ulaşıldığını bildirdi. Bu projelerin etkisinin sadece finansal göstergelerle sınırlı olmadığını, kullanılan kaynakların toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştüğünü gösterdiğini vurguladı.
Mükemmeliyet Merkezi Vizyonu
Elde edilen güçlü kazanımları daha ileriye taşıma kararlılığıyla, sürdürülebilir, kapsayıcı ve yüksek etki yaratan bir gelecek için güçlü bir vizyon ortaya koyduklarını belirten Işıkhan, bu vizyonun aynı zamanda “Mükemmeliyet Merkezi” yaklaşımının da temelini oluşturduğunu ifade etti. Amaçlarının daha güçlü kurumsal yapılar oluşturmak, daha etkili politika süreçleri geliştirmek ve sürdürülebilir sonuçlar üretmek olduğunu dile getirdi. Son 25 yılda Avrupa Birliği ile yürütülen müzakere sürecinde, mevzuatın ve politikaların ulusal öncelikler ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesine gayret gösterildiğini kaydetti. Bu çerçevede, mevcut fonların etkin yönetiminin yanı sıra, yeni iş birliklerinin geliştirilmesi, uluslararası kuruluşlarla ortak çalışmalar yapılması ve yenilikçi proje modellerinin oluşturulmasına odaklanıldığını belirtti. Türkiye’nin bu alanlarda sadece kendi dönüşümünü gerçekleştiren bir ülke değil, aynı zamanda örnek bir model sunduğuna inandığını sözlerine ekledi.










