Rusya-Ukrayna Ateşkes Umutları Azalırken, Piyasalar Gözünü Fed’in Eylül Toplantısına Çevirdi
Petrol fiyatları, güçlü bir kazanç haftasının ardından Asya seansında yatay bir seyir izlerken, Rusya-Ukrayna cephesindeki ateşkes beklentilerinin zayıflaması ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine yönelik artan sinyalleriyle destek bulmaya devam ediyor. Jeopolitik belirsizlik ve makroekonomik beklentilerin kesişiminde fiyatlanan ham petrol, yatırımcılar için kritik bir haftaya giriyor.
Türkiye saatiyle 04:20 itibarıyla, küresel gösterge olan Ekim vadeli Brent petrol %0,1 artışla varil başına 67,77 dolardan işlem görürken, ABD ham petrolü WTI ise %0,1 yükselişle 63,72 dolardan alıcı buldu. Brent kontratları geçen haftayı yaklaşık %3’lük bir kazançla kapatarak piyasadaki pozitif momentumu teyit etmişti.
Jeopolitik Cephede Ateşkes İyimserliği Sönüyor
Geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya ve Ukrayna’yı içeren üçlü bir zirve önermesi, piyasalarda barış anlaşması umutlarını yeşertmişti. Böyle bir anlaşmanın Rus petrolüne yönelik yaptırımları hafifletebileceği ve küresel piyasalarda bir arz fazlası yaratabileceği endişesi, petrol fiyatları üzerinde başlangıçta baskı oluşturmuştu.
Ancak bu ilk iyimserlik, Rusya Devlet Başkanı Putin’in niyeti konusundaki belirsizliklerin devam etmesiyle dağılmaya başladı. Ateşkes ihtimalinin zayıflaması, piyasalardaki arz endişelerini yeniden gündeme getirerek fiyatlar için destekleyici bir faktöre dönüştü.
ABD-Hindistan Ticaret Gerilimi Talebi Canlı Tutuyor
Ticaret cephesinde ise ABD’nin 27 Ağustos’tan itibaren Hint mallarına %25 ek tarife uygulayarak toplam vergiyi %50’ye çıkarma kararı, piyasaların radarında. Hindistan’ın Rus petrolü alımlarını artırmasına bir yanıt olarak görülen bu hamleye rağmen, Hintli yetkililer ve bazı petrol rafinerileri Rus ham petrolünü almaya devam edeceklerini açıkladı. Bu durum, Batı’nın yaptırımlarına rağmen Rus petrolüne yönelik talebin dirençli kalacağına işaret ederek küresel petrol fiyatlarını destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor.
Powell’ın Güvercin Sinyalleri Talep Beklentisini Güçlendiriyor
Makroekonomik tarafta ise en büyük destek Fed Başkanı Jerome Powell’dan geldi. Geçen hafta Jackson Hole Sempozyumu’nda konuşan Powell, işgücü piyasasındaki artan riskleri gerekçe göstererek Fed’in Eylül ayında faizleri düşürmesi gerekebileceğinin sinyalini verdi. Bu açıklamanın ardından piyasalar, yaklaşan toplantıda 25 baz puanlık bir faiz indirimi olasılığını %87 gibi yüksek bir oranla fiyatlamaya başladı.
Daha düşük faiz oranları, borçlanma maliyetlerini azaltarak ekonomik aktiviteyi canlandırma potansiyeli taşıyor. Bu da, artan yatırımlar ve tüketici harcamaları yoluyla enerji talebini artıracağı beklentisiyle petrol fiyatlarını doğrudan destekliyor.
Finans Hattı Yorum:
Petrol piyasası şu anda iki güçlü ve birbiriyle ilişkili dinamik tarafından şekillendiriliyor: Jeopolitik riskler arz tarafını, faiz indirimi beklentileri ise talep tarafını besliyor.
1. Arz Tarafında Hikaye Değişti: Bir hafta önce piyasayı endişelendiren “Rus petrolünün piyasaya dönme” senaryosu, diplomatik sürecin yavaşlamasıyla şimdilik rafa kalkmış görünüyor. Artık ana senaryo, savaşın ve yaptırımların devam edeceği, dolayısıyla küresel arzın sıkı kalacağı yönünde. Bu durum, petrol fiyatları için sağlam bir “zemin” oluşturuyor.
2. Talep Tarafında İyimserlik Artıyor: Fed’in faiz indirimine bu kadar yakın olması, piyasaların en büyük korkusu olan “küresel resesyon” riskini azaltıyor. Düşük faizler ve canlanan ekonomi, daha fazla seyahat, üretim ve tüketim anlamına gelir ki bunların hepsi doğrudan daha yüksek petrol talebi demektir. Powell’ın güvercin duruşu, fiyattaki yukarı yönlü potansiyelin anahtarı konumunda.
3. Hindistan Faktörü: ABD-Hindistan arasındaki gerilim, küresel petrol piyasasının artık sadece Batı ekseninde dönmediğini gösteriyor. Hindistan gibi büyük tüketicilerin Rusya’dan alımlara devam etmesi, yaptırımların etkinliğini sınırlıyor ve petrol arz-talep dengesini daha karmaşık hale getiriyor. Bu durum, fiyatların beklenenden daha uzun süre yüksek kalmasına neden olabilir.
Sonuç olarak yatırımcılar, jeopolitik cepheden gelecek ani haber akışlarına karşı temkinli olurken, orta vadeli yönü belirleyecek olan ana faktörün Fed’in faiz adımları ve bunun küresel ekonomi üzerindeki yansımaları olacağını fiyatlıyor.
