Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) organizasyonuyla hayata geçirilen ve sektörün tüm dinamiklerini bir araya getiren 9. Türkiye Jeotermal Kongresi başladı. İki gün boyunca devam edecek olan bu önemli etkinlikte, jeotermal enerjinin Türkiye’nin elektrik üretimindeki payının yüzde 3 seviyesine ulaştığı vurgulanırken, sektörün gelecek vizyonu masaya yatırıldı.
Kimler, Nerede ve Neden Bir Arada?
Türkiye’nin jeotermal potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak, kaynakları araştırmak ve dünyadaki son gelişmeleri takip etmek amacıyla düzenlenen kongre, geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapıyor. Kamu ve özel sektörün buluşma noktası olan etkinlikte şu gruplar yer alıyor:
- Mühendisler ve bilim insanları
- Akademisyenler
- Yatırımcılar ve tedarikçiler
- Kamu ve özel sektör temsilcileri
Kurulu Güçte Çarpıcı Artış: 15 Megavattan 1800 Megavata
Kongrenin açılış konuşmasını yapan Tancan, jeotermal enerjinin yerli üretim, enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınma için kritik bir unsur olduğuna dikkat çekti. Jeotermal santrallerin baz yük santralleri olarak çalışabilme yeteneğinin, onları diğer yenilenebilir kaynaklardan ayırdığını ve daha değerli kıldığını ifade eden Tancan, sektörün büyüme hızını şu sözlerle özetledi:
“Ülkemiz jeotermal enerjide 2004’te 15 megavatlık bir sembolik kurulu güce sahipken 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 1800 megavatlık bir kurulu güce ulaştı.”
Yıllara Göre Jeotermal Kurulu Güç Değişimi
| Dönem | Kurulu Güç Kapasitesi |
|---|---|
| 2004 | 15 Megavat |
| 2025 Sonu (Tahmini) | ~1800 Megavat |
YEKDEM Desteği ve Yeni Arama Sahaları
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) çerçevesinde sektörü desteklemeyi sürdüreceğini vurgulayan Tancan, bu desteklerin karşılığında yatırımcılardan beklentilerini şu şekilde dile getirdi:
“Bu desteğin karşılığı olarak şirketlerimizden ülkemizin jeotermal kaynaklarının sahip olduğu kapasiteye tam anlamıyla ulaşılabilmesi için aranmamış veya az aranmış bölgelerde araştırma ve daha derin sondaj hedefli arama faaliyetlerini artırmalarını ve keşiflerle yeni sahalar bulmalarını ümit ediyoruz.”
Jeotermal kaynakların sadece elektrik üretiminde değil; konut ısıtması ve seracılık gibi alanlarda da entegre kullanımının yaygınlaşmasına büyük önem verdiklerini belirten Tancan, “Jeotermal sektörü yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de enerji güvencesidir. Bizlere düşen görev, bu zenginliği bilimsel akılla, çevresel sorumlulukla ve ekonomik vizyonla yönetmektir” dedi.
Ayrıca Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında temiz, yerli ve sürdürülebilir kaynakların her aşamada değerlendirilmesinin hedeflendiğini aktaran Tancan, sektörün sahip olduğu mühendislik kabiliyeti, bilgi birikimi ve yatırım gücünün bu hedefler için en büyük teminat olduğunu sözlerine ekledi.
İklim Hedefleri ve 2053 Vizyonunda Jeotermalin Rolü
Kongrede konuşan JESDER Başkanı Ufuk Şentürk ise jeotermal enerjinin kesintisiz üretim yeteneği ve düşük karbon ayak izi sayesinde Türkiye’nin iklim hedefleri için stratejik bir araç olduğunu vurguladı. Şentürk, “Türkiye, sahip olduğu jeotermal potansiyel ve bugüne kadar edinilmiş yatırım tecrübesi sayesinde yenilenebilir enerji dönüşümünde güçlü bir konumdadır. Bu noktaya gelinmesinde kamu ve özel sektörün uzun yıllara dayanan iş birliğinin önemli katkısı bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda jeotermal sektörünün kilit bir rol oynamaya hazır olduğunu belirten Şentürk, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) Türkiye’de yapılma ihtimaline dikkat çekti:
“Bu çerçevede BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) Türkiye’de gerçekleştirilecek olması, ülkemize son derece önemli bir fırsat sunmaktadır. COP31, Türkiye’nin iklim hedeflerini, yenilenebilir enerji vizyonunu ve özellikle jeotermal gibi yerli ve düşük karbonlu kaynaklardaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyması için güçlü bir zemin oluşturacaktır.”
Şentürk, sözlerini tamamlarken, jeotermalin hem baz yük olması hem de geliştirilebilir potansiyeliyle diğer yenilenebilir kaynaklar arasında öne çıktığını belirtti. Sektörün çevresel hassasiyetleri gözeterek ve yatırım ortamını güçlendirerek büyümesini önemsediklerini ifade eden JESDER Başkanı, ilgili bakanlıklar ve kamu kurumlarıyla sıkı iş birliğine devam edeceklerini kaydetti.

