Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) organizasyonuyla hayata geçirilen ve iki gün boyunca devam edecek olan 9. Türkiye Jeotermal Kongresi, sektörün nabzını tutmak üzere başladı. Etkinlik; Türkiye’nin jeotermal kaynak potansiyelinin araştırılması ve geliştirilmesi amacıyla uluslararası arenadaki yenilikleri takip eden akademisyenleri, mühendisleri, yatırımcıları, tedarikçileri ile kamu ve özel sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturdu.
Jeotermal Enerjide Üretim Kapasitesi Artıyor
Kongrenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Tancan, jeotermal enerjinin enerji bağımsızlığı, yerli üretim ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Diğer yenilenebilir enerji türlerine kıyasla jeotermal santrallerin baz yük olarak çalışabilme kapasitesinin altını çizen Tancan, sektörün yıllar içindeki gelişimini şu sözlerle aktardı:
“Ülkemiz jeotermal enerjide 2004’te 15 megavatlık bir sembolik kurulu güce sahipken 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 1800 megavatlık bir kurulu güce ulaştı.”
Yıllara Göre Jeotermal Kurulu Güç Değişimi
| Dönem | Kurulu Güç |
| 2004 Yılı | 15 Megavat |
| 2025 Sonu (Tahmini) | Yaklaşık 1800 Megavat |
YEKDEM Desteği ve Yeni Arama Sahaları
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) çerçevesinde jeotermal yatırımların desteklenmeye devam edeceğini belirten Tancan, bu desteklerin karşılığında sektörden beklentilerini dile getirdi. Tancan, “Bu desteğin karşılığı olarak şirketlerimizden ülkemizin jeotermal kaynaklarının sahip olduğu kapasiteye tam anlamıyla ulaşılabilmesi için aranmamış veya az aranmış bölgelerde araştırma ve daha derin sondaj hedefli arama faaliyetlerini artırmalarını ve keşiflerle yeni sahalar bulmalarını ümit ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Jeotermal kaynakların sadece elektrik üretimiyle sınırlı kalmayıp entegre bir şekilde kullanılmasının önemine de değinen Tancan, bu vizyonu şu şekilde özetledi:
- Enerji üretimi
- Konut ısıtma sistemleri
- Seracılık faaliyetleri
Tancan konuşmasında, “Jeotermal sektörü yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de enerji güvencesidir. Bizlere düşen görev, bu zenginliği bilimsel akılla, çevresel sorumlulukla ve ekonomik vizyonla yönetmektir” ifadelerini kullandı. Ayrıca Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda temiz ve yerli kaynakların değerlendirilmesinde sektörün mühendislik kapasitesi ve bilgi birikiminin en büyük güvence olduğunu sözlerine ekledi.
İklim Hedefleri ve COP31 Vizyonu
JESDER Başkanı Ufuk Şentürk ise yaptığı konuşmada, jeotermalin kesintisiz üretim yeteneği ve düşük karbon salımı ile Türkiye’nin iklim hedefleri için stratejik bir araç olduğunu belirtti. Şentürk, “Türkiye, sahip olduğu jeotermal potansiyel ve bugüne kadar edinilmiş yatırım tecrübesi sayesinde yenilenebilir enerji dönüşümünde güçlü bir konumdadır. Bu noktaya gelinmesinde kamu ve özel sektörün uzun yıllara dayanan iş birliğinin önemli katkısı bulunuyor” dedi.
Sektörün 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi yolunda önemli bir rol üstlenmeye hazır olduğunu kaydeden Şentürk, Türkiye’de düzenlenecek olan uluslararası iklim konferansına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bu çerçevede BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) Türkiye’de gerçekleştirilecek olması, ülkemize son derece önemli bir fırsat sunmaktadır. COP31, Türkiye’nin iklim hedeflerini, yenilenebilir enerji vizyonunu ve özellikle jeotermal gibi yerli ve düşük karbonlu kaynaklardaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyması için güçlü bir zemin oluşturacaktır. Bu zemini oluştururken faydalandığımız tüm yenilenebilir enerji kaynakları içinde jeotermal enerji hem baz yük olmasıyla hem de potansiyelinin birçok alanda geliştirilebilir olmasıyla ön plana çıkıyor.”
Şentürk konuşmasını, jeotermal sektörünün çevreye duyarlı, yatırım ortamını iyileştiren ve iklim hedefleriyle uyumlu bir şekilde büyümesini önemsediklerini belirterek; kamu kurumları, bakanlıklar ve tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerini ifade ederek sonlandırdı.
