Arzın talebi aşacağı endişesi piyasaları baskılarken, Rusya ve Çin enerji ticaretini artırmanın yollarını arıyor; analistler üretim kesintisi olmazsa sert düşüş bekliyor.
Petrol fiyatları, jeopolitik riskler ve arz fazlası beklentileri arasında sıkışarak yatay bir seyir izlemeye devam ediyor. Piyasalar, Ukrayna savaşı ve Rusya yaptırımlarından ziyade, 2026 yılına dair küresel ham petrol arzının talebi aşacağı senaryosunu fiyatlamaya başladı. Analistlere göre, arz tarafındaki büyüme hızı, talep artışını gölgede bırakıyor.
Deutsche Bank analistleri, 2026 yılında piyasada günde 2 milyon varil düzeyinde bir arz fazlası oluşacağını öngörüyor. Bu durum, piyasada arz açığının yeniden oluşmasını uzun süre engelleyecek bir yapısal dengesizliğe işaret ediyor.
Rusya Rotasını Asya’ya Çevirdi
Arz fazlası tartışmalarının gölgesinde Rusya, Batı yaptırımlarının etkisini kırmak için Asya pazarındaki konumunu güçlendiriyor. Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak, Çin ile petrol ticaretini artırmak üzere görüşmeler yaptıklarını duyurdu. Halihazırda Çin’e deniz yoluyla günlük 1,4 milyon varil, boru hatlarıyla ise 900 bin varil petrol gönderen Rusya, Kazakistan üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatları 2033 yılına kadar uzatmayı değerlendiriyor.
JPMorgan: “Üretim Kesilmezse Fiyatlar Çakılır”
Piyasalardaki en karamsar senaryo ise ABD’li yatırım bankası JPMorgan’dan geldi. Banka, 2026 ve 2027 yıllarında herhangi bir üretim kesintisi uygulanmazsa, Brent petrol fiyatlarının 30 dolar seviyelerine kadar inebileceği uyarısında bulundu.
JPMorgan’ın analizine göre, küresel petrol arzı 2025 ve 2026 yıllarında talep artışının yaklaşık üç katı hızla büyüyecek. Bu dengesizlik, fiyatlar üzerinde muazzam bir baskı oluşturacak. Banka, ABD ham petrolü WTI’ın da bu süreçte ortalama 53-54 dolar bandında kalacağını, küresel talep artışının ise 2027 itibarıyla ancak günlük 1,2 milyon varile ulaşacağını tahmin ediyor.
Finans Hattı Yorumu:
Petrol piyasasında rüzgarın yönü sert bir şekilde değişiyor. Son iki yıldır “arz güvenliği” ve “savaş primi” konuşulurken, şimdi masada “yapısal arz fazlası” gibi üreticiler için kâbus senaryoları var. JPMorgan’ın 30 dolar tahmini, piyasa için bir şok etkisi yaratabilir. Bu senaryo, OPEC+ grubunun elini kolunu bağlayan bir duruma işaret ediyor: Fiyatları tutmak için üretimi daha da kısarlarsa pazar paylarını ABD, Brezilya ve Guyana gibi üreticilere kaptıracaklar; üretimi artırırlarsa fiyatlar çakılacak.
Rusya’nın Çin ile ticaretini derinleştirme çabası ve Kazakistan rotasını 2033’e kadar uzatma planı, Moskova’nın da uzun vadeli bir “düşük fiyat-yüksek hacim” savaşına hazırlandığını gösteriyor. Enerji maliyetlerinin düşmesi enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için iyi bir haber olsa da, enerji şirketleri ve petrole dayalı ekonomiler için 2026 ve sonrası oldukça zorlu geçmeye aday görünüyor.

