Küresel piyasalar, geride bıraktığımız işlem haftasında iki ana gündem maddesi arasına sıkıştı. Bir yanda Washington ve Tahran hattında tırmanan gerilim risk algısını zirveye taşırken, diğer yanda ABD’nin ticaret politikalarına dair hukuki tartışmalar fiyatlamaların ana yönlendiricisi oldu. Yatırımcılar, güvenli liman arayışı ve arz endişeleri arasında stratejilerini yeniden kurguluyor.
Ticaret Politikalarında Hukuki Çıkmaz ve Yeni Tarife Hazırlığı
ABD Yüksek Mahkemesi’nin aldığı kritik karar piyasalarda yeni bir belirsizlik dalgası yarattı. Mahkeme, Başkan Donald Trump yönetiminin geniş kapsamlı gümrük tarifelerini dayandırdığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’nın (IEEPA), yönetime tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetti. Bu karar sonrası Washington yönetiminin izleyeceği yeni yol haritası merak konusu oldu.
Kararın hemen ardından Başkan Trump, 1974 Ticaret Yasası’nın 122. maddesini devreye sokarak karşı hamlede bulundu. Trump, 150 gün süreyle uygulanacak küresel tarifeleri yüzde 10’dan yüzde 15’e yükselteceğini ilan etti. Beyaz Saray kaynakları da geçici tarife oranının yüzde 15’e revize edilmesi için hazırlıkların sürdüğünü doğruladı.
Orta Doğu’da Diplomasi Masasından Sahaya İnen Kriz
Jeopolitik cephede ise gözler İsviçre ve sonrasındaki askeri hareketlilikteydi. ABD ile İran arasında 26 Şubat 2026 tarihinde Cenevre’de başlayan nükleer müzakerelerin, Viyana’da teknik düzeyde devam etmesi bekleniyordu. Ancak piyasalar kapandıktan sonra 28 Şubat‘ta yaşanan gelişmeler tabloyu değiştirdi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın buna karşılık İsrail ile Körfez’deki ABD üslerine füze misillemesi yapması, diplomatik süreci askeri bir tırmanışa dönüştürdü. Görüşmelerde ilerleme sağlandığına dair sinyaller gelse de, somut bir uzlaşı çıkmaması ve anlaşmazlıkların sürmesi yatırımcıları tedirgin etti. BM Güvenlik Konseyi acil toplanma kararı alırken, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji sevkiyatının güvenliği ve bazı sevkiyatların askıya alındığı haberleri risk primini yükseltti.
Bölgesel Çatışmalar: Afganistan ve Pakistan Hattı
Risk algısını besleyen bir diğer gelişme ise Asya’dan geldi. Afganistan ve Pakistan sınırında yaşanan çatışmalar can kayıplarına yol açtı:
- Afganistan Tarafı: Sözcü Zabihullah Mücahid, Pakistan ile karşılıklı saldırılarda 13 Afgan askerinin öldüğünü, 22’sinin yaralandığını açıkladı.
- Pakistan Tarafı: Pakistan ordusu, çatışmalarda 12 askerinin hayatını kaybettiğini, 27 askerin ise yaralandığını duyurdu.
Pakistan Enformasyon Bakanlığı, 22 Şubat’ta yaptığı açıklamada, sınırdaki bombalı eylemler sonrası Afganistan tarafında “terör kampı” olarak tanımlanan 7 noktanın vurulduğunu belirtmişti. Haftanın sonunda ABD Başkanı Trump, Pakistan’ın “son derece iyi bir iş çıkardığı” yorumunu yaptı.
Makroekonomik Veriler ve Merkez Bankası Hamleleri
Emtia fiyatlamalarında makroekonomik veriler de etkili olmayı sürdürdü. ABD’de ocak ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) aylık yüzde 0,5 artarken, çekirdek ÜFE yüzde 0,8 yükseliş gösterdi. Bu veriler, tarife kaynaklı maliyet artışlarına dair endişeleri körüklerken, faiz indirimi beklentilerini öteledi.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, gıda enflasyonunun tüketici algısı için önemine değinerek, bu oranın 2026 sonlarına doğru yüzde 2 seviyesinin “bir miktar üzerinde” dengelenmesini beklediklerini ifade etti. Çin Merkez Bankası (PBoC) ise yuanın aşırı değerlenmesini önlemek adına döviz vadeli işlemlerindeki risk rezerv oranını 2 Mart itibarıyla yüzde 20’den sıfıra çekti.
Hafta kapanışında ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,96 seviyesinde dengelenirken, dolar endeksi yüzde 0,2 düşüşle 97,6 seviyesine geriledi.
Değerli Metallerde Rekorlar ve Beklentiler
Jeopolitik riskler ve tarife belirsizliği, güvenli liman talebini canlandırarak değerli metalleri destekledi. Altının ons fiyatı, ABD tahvil faizlerindeki gerilemenin de etkisiyle ocak sonundan bu yana en yüksek seviyesi olan 5 bin 264 doları test etti.
Analistler, tarife belirsizliğinin enflasyon kanalıyla faizleri etkileyebileceğini, ancak jeopolitik risklerin fiyatları yukarı itmeye devam ettiğini belirtiyor. JPMorgan, uzun vadeli altın tahminini 4 bin 500 dolara çıkarırken, 2026 sonu için öngörüsünü 6 bin 300 dolar olarak korudu.
Emtia Piyasalarında Haftalık Performans
| Emtia | Değişim Oranı | Durum |
|---|---|---|
| Gümüş | %10,9 | Değer Kazandı |
| Platin | %9,5 | Değer Kazandı |
| Altın | %3,6 | Değer Kazandı |
| Bakır (Tezgah üstü) | %2,2 | Değer Kazandı |
| Çinko (Tezgah üstü) | -%1,7 | Değer Kaybetti |
Sanayi Metalleri ve Enerji Piyasası
Baz metallerde ticaret politikası belirsizlikleri ve tedarik zinciri dinamikleri öne çıktı. Bakırın stratejik sektörlerdeki önemi artarken, ABD’nin 2025 yılında 1,4 milyon ton rafine bakır ithal ederek yıllık bazda yaklaşık 730 bin ton artış kaydetmesi, stoklama eğilimini gözler önüne serdi. CME depolarındaki stok artışı ve ABD fiyatlarının LME’ye göre primli seyretmesi tarife risklerinin sürdüğüne işaret etti.
Piyasa yapısına ilişkin olarak LME, 6 Temmuz itibarıyla pozisyon limitlerinin belirlenmesi sorumluluğunun borsalara geçeceği yeni rejime uyum için danışma süreci başlattı.
Enerji tarafında ise Brent petrol, jeopolitik risklerle haftayı 73 dolar seviyesinden kapatarak Haziran 2025’ten bu yana en yüksek düzeyine ulaştı. ABD ham petrol stoklarının beklentilerin üzerinde, 16 milyon varil artmasına rağmen, Orta Doğu’daki arz kesintisi korkusu fiyat düşüşünü engelledi.
Barclays, günlük 1 milyon varillik olası bir arz kesintisinin “arz fazlası” algısını kırarak Brent petrolü 80 dolara taşıyabileceğini belirtti. Goldman Sachs da OECD stok görünümüne dayanarak 2026 petrol tahminlerini yukarı yönlü revize etti.

