Ekonomist ve bankacı Uğur Gündüz, dünyanın iki büyük dünya savaşının yıkımından ders çıkarmış olması beklenirken, 80 yıl sonra benzer emperyalist ve şovenist söylemleri benimseyen bir ismin ABD başkanı seçilmesinin ve ülkeleri hedef almasının şaşkınlığını vurguluyor. Trump, İran’dan sonra hedefin Küba olacağını dile getiriyor. Nükleer savaş ihtimaline olan inancın sarsıldığı bu dönemde, İspanya haricinde gidişata itiraz eden bir ülke bulunmuyor. Küresel denge, kimsenin “kral çıplak” diyememesi nedeniyle Trump’ın şahsi kararlarının esiri olmuş durumda.
28 Şubat 2026: Piyasalar ve Beklentilerin Ters Köşesi
28 Şubat 2026 tarihinde patlak veren ve şiddetini artırarak süren savaş, yalnızca Orta Doğu’yu değil, dünyadaki tüm güç dengelerini sarsmaya devam ediyor. Bu sürecin ekonomik yansımaları, sahadaki stratejik gerçeklerle büyük oranda örtüşse de bazı noktalarda piyasaları şaşırtıyor. Petrol ve doğalgaz fiyatları beklendiği üzere tarihi zirvelerini yenilerken, güvenli liman olarak görülen altın ve gümüşte ise tahminlerin aksine sert bir düşüş yaşanıyor.
Normal şartlarda belirsizlik dönemlerinde parlaması beklenen değerli metallerin dip yapması, finansal mekanizmaların sertliğiyle açıklanıyor. 28 Şubat’taki büyük kırılma sonrası fon yöneticileri, diğer pozisyonlardaki kayıplarını telafi etmek adına en likit varlıkları olan altınlarını elden çıkarmış olabilirler. Ayrıca Trump’ın “Önce Amerika” odaklı politikaları dolara aşırı değer kazandırırken, bu durum dolarla fiyatlanan altın ve gümüş üzerinde matematiksel bir baskı oluşturuyor.
Piyasalardaki Beklenti ve Gerçekleşme Analizi
| Varlık / Parametre | Savaş Öncesi Beklenti | Fiili Durum (Savaş Süreci) |
|---|---|---|
| Petrol ve Doğalgaz | Fiyat artışı ve rekor beklentisi | Rekor üstüne rekor kırdı |
| Altın ve Gümüş | Belirsizlik nedeniyle zirve yapması | Sert düşüş ve dip seviyeler |
| Gümüş Talebi | Sanayi ve elektrikli araç kaynaklı artış | Hammadde fazlası muamelesi ve değer kaybı |
| Hürmüz Boğazı | Açık kalması / Geçici kısıt | 28 Şubat itibarıyla fiilen kapandı |
Enerji Denkleminde Kazananlar: Rusya ve Çin’in Stratejisi
Uğur Gündüz‘e göre Trump, Putin’in yolundan ilerleme kararlılığı sergiliyor ve onun Kırım ile Ukrayna hamlelerini bir rehber olarak görüyor. İran ile girilen savaşın enerji maliyetlerini yükseltmesi, en çok enerji ihracatçısı olan Rusya’nın işine yarıyor. Batı’nın yaptırımlarına rağmen Rusya, piyasadaki arz boşluğu ve yüksek fiyatlar sayesinde ciddi ekonomik kazanımlar elde ediyor.
Çin tarafında ise durum daha karmaşık. Dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olarak Çin, üretim maliyetlerinin artması ve ticaret rotalarının felç olması nedeniyle ekonomik zarar görüyor. Ancak siyasi olarak, Batı’nın mühimmat stoklarının erimesi ve ilginin Orta Doğu’ya kayması, Çin’in Tayvan konusunda daha agresif bir zemin bulmasını sağlıyor. Ekonomik kaybını, Tayvan üzerinden yapacağı siyasi bir hamleyle dengelemesi muhtemel görünüyor.
Küresel Ticaret ve Deniz Yollarında Çifte Abluka
Kızıldeniz’deki istikrarsızlığa ek olarak Hürmüz Boğazı’nın da kapanması, Maersk, Hapag-Lloyd ve MSC gibi dev denizcilik şirketlerini rotalarını Ümit Burnu’na çevirmeye zorladı. Bu durum küresel ticarette “çifte deniz ablukası” etkisi yarattı:
- Sıkışan Filolar: Yaklaşık 170 konteyner gemisinin Hürmüz Boğazı içinde mahsur kaldığı ve liman operasyonlarının durduğu bildiriliyor.
- Gıda ve Gübre Krizi: Küresel üre (gübre) ticaretinin üçte birinin geçtiği bu rotadaki kriz, üre fiyatlarında yüzde 35’lik bir artışa neden oldu.
- Sanayi Üretimi: Körfez bölgesinin dünya alüminyum üretimindeki yüzde 9’luk payı tehlikede. Katar’daki Qatalum ve Bahreyn’deki Alba gibi tesisler “mücbir sebep” ilan ederek üretimi durdurdu.
Batı’nın Mühimmat Krizi ve Lojistik Çıkmaz
Savaşın uzun süre sürdürülemeyeceğine dair tahminler, Batı’nın askeri stoklarının tükenmesiyle doğrudan ilişkili. Pentagon kaynaklı verilere göre, operasyonların sadece ilk 36 saatinde 3 binden fazla hassas güdümlü mühimmat ve hava savunma önleyicisi tüketildi. Bu mühimmatların üretim hızı, tüketim hızının çok gerisinde kalıyor.
“Trump yönetimi, ABD’nin mühimmat stoklarının Ukrayna’ya verilen destek yüzünden ‘tükendiğini’ ve mevcut yönetimin cephanelikleri boşalttığını belirterek yüksek sesle eleştirilerde bulunuyor.” Bu tabloya, Batı’nın mühimmat üretmek için ihtiyaç duyduğu kritik minerallerde yine Çin’e bağımlı olması eklenince, büyük bir paradoks ortaya çıkıyor. Artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskısı, savaşın maliyetini Batı ülkeleri için sürdürülemez bir noktaya taşıyor.










