Türkiye ekonomisi yeni yıla artan dış ticaret açığı ve bütçe açığı ile başlarken, ekonomik güven endeksinin 11 ay sonra 100 eşiğini aşması ve işsizlikteki düşüş dikkat çekti.
Türkiye ekonomisinin nabzını tutan makroekonomik veriler, yeni yıla ilişkin karışık bir tablo ortaya koydu. Ocak ayı dış ticaret verileri açığın arttığını gösterirken, Şubat ayı ekonomik güven endeksi 11 ayın ardından yeniden “iyimser” bölgeye geçti. Diğer yandan işsizlik oranındaki düşüş sürerken, ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin sayısı endişe verici boyutta kalmaya devam etti.
Dış Ticaret ve Cari Açık Cephesi
Ocak ayında dış ticaret açığı, geçen yılın aynı ayına göre %11,6 artarak 8,38 milyar dolara yükseldi. TÜİK ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Ocak’ta ihracat %4 azalarak 20,3 milyar dolara gerilerken, ithalat %0,1 artışla 28,7 milyar dolara ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı %73,8’den %70,8’e geriledi.
Enerji ve altın hariç bakıldığında ise dış ticaret açığı 2,8 milyar dolar olarak gerçekleşti ve bu kalemlerde ihracatın ithalatı karşılama oranı %87,2 gibi daha sağlıklı bir seviyede kaydedildi.
Bu gelişmelere paralel olarak, 2025 yılı geneli için açıklanan cari denge verileri de dikkat çekti. TCMB’ye göre Türkiye, 2025 yılını 25,21 milyar dolar cari açıkla kapattı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu oranın sürdürülebilir seviyelerde olduğunu belirtti.
İç Göstergelerde İyimserlik ve Sorunlar
Şubat ayına ilişkin Ekonomik Güven Endeksi, aylık bazda %1,4 artarak 100,7 seviyesine yükseldi. Böylece endeks, 11 ayın ardından “iyimser” bölgeyi işaret eden kritik 100 eşiğinin üzerine çıkmış oldu. Tüketici güveni, reel kesim güveni ve perakende ticaret sektörü güvenindeki artışlar bu yükselişte etkili oldu.
Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre ise merkezi yönetim bütçesi, Ocak ayında 214,5 milyar TL açık verdi.
İşgücü piyasasında ise olumlu bir görünüm vardı. 2025’in son çeyreğinde mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,2 puanlık azalışla %8,2’ye geriledi. Ancak aynı dönemde ne eğitimde ne de istihdamda olan 15-34 yaş arası gençlerin sayısının 6,5 milyon olması, yapısal bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.
Finans Hattı Yorumu:
Açıklanan son veriler, Türkiye ekonomisinin “madalyonun iki yüzü”nü bir arada yaşadığını gösteriyor. Bir yanda, küresel yavaşlamanın ve iç talepteki göreli canlılığın etkisiyle artan dış ticaret açığı ve yüksek bütçe açığı gibi riskler bulunuyor. Dış ticaret açığındaki artış ve ihracatın ithalatı karşılama oranındaki gerileme, döviz kuru ve cari denge üzerinde baskı yaratabilecek unsurlardır. Ocak ayındaki 214,5 milyar TL’lik bütçe açığı da yılın geri kalanı için mali disiplinin ne kadar önemli olacağının altını çiziyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise iç piyasaya yönelik olumlu sinyaller var. Ekonomik güven endeksinin 11 ay sonra 100 eşiğini aşması, tüketici ve üreticilerin geleceğe daha umutlu baktığını gösteren psikolojik olarak önemli bir eşiktir. Bu durum, iç talebin ve yatırımların önümüzdeki dönemde canlı kalabileceğine işaret ediyor. İşsizlik oranındaki düşüş de olumlu bir gelişme olmakla birlikte, bu düşüşün kalitesi ve istihdamın niteliği sorgulanmaya devam ediyor. Özellikle 6,5 milyon gencin atıl durumda olması, Türkiye’nin potansiyel büyümesini sınırlayan ve acil çözüm bekleyen en büyük yapısal sorunlardan biri olarak karşımızda duruyor.
Sonuç olarak, ekonomi yönetimi bir yandan dış dengeyi ve mali disiplini sağlamaya çalışırken, diğer yandan iç piyasadaki güveni ve istihdamı artırmak gibi zorlu bir dengeyi yönetmek zorunda. Önümüzdeki dönemde bu dengenin hangi yöne evrileceği, piyasaların ve ekonominin genel seyrini belirleyecektir.

