Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ABD ile İran arasındaki ateşkesin küresel ekonomi üzerindeki potansiyel etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Mevcut durumda küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıkların kısa sürede giderilemeyeceğini belirten Şimşek, iyimser bir senaryoda bile bu sürecin aylarca sürebileceğini vurguladı. Ateşkesin bozulması halinde küresel ekonominin ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunan Bakan, enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışın büyümeyi baskılayabileceğini ve enflasyonu tetikleyebileceğini söyledi.
Akaryakıt Fiyatlarına İlişkin Kritik Açıklama
Şimşek, eşel mobil sisteminin uygulanmaması durumunda akaryakıt fiyatlarının çok daha yüksek seviyelere çıkacağına dikkat çekti. “Eşel mobil sistemini devreye almasaydık, motorin 103 TL, benzin ise 78 TL olacaktı. Oysa şu anda benzin 64 TL seviyesinde. Her uygulamanın bir getirisi ve götürüsü var,” diyerek sistemin önemini vurguladı.
Habertürk’e konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
* Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı’nın da belirttiği gibi, günümüzde yaşanan şok, İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük şok olarak nitelendirildi. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın birçok temel üretim ve tedarik merkezi olması, küresel ekonomiyi derinden etkiledi.
* Ateşkesin sağlanmış olması memnuniyet verici olsa da, mevcut durum dahi tedarik zincirindeki kırılmaların savaş öncesi seviyelere dönmesinin iyimser tahminle aylar alacağını gösteriyor.
* Maliyetler ve hammadde fiyatlarındaki artış nedeniyle küresel enflasyon beklentileri yükseldi. “Petrol şoku” olarak tanımlanan bu durum, birçok ekonomi için büyümenin aşağı yönlü revize edilmesini gerektirecek bir etki yarattı. Bu durumun hem maliyetler hem de büyüme üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Doların güçlenmesi de bu dönemde dikkat çeken bir gelişme oldu.
* Genel tabloya bakıldığında, bu şokun devam etmesi, ateşkesin bozulması ve petrol, doğalgaz, hammadde fiyatlarının tekrar yükselmesi durumunda büyümede düşüş, enflasyonda artış ve küresel bir resesyon riski söz konusu olabilir. Umarım ateşkes sürdürülür, nihai bir anlaşmaya varılır ve küresel ekonomideki bu beklentiler olumluya döner. Dün de gözlemlediğimiz gibi, ateşkesin devamı fiyatlara hızlı bir şekilde yansıyacaktır.
Gelişmekte Olan Ülkeler ve Türkiye’nin Konumu
Gelişmekte olan ülkelerin farklı ekonomik yapılarına sahip olduğunu belirten Şimşek, petrol ithalatçıları ve ihracatçıları için yaklaşımların değişkenlik gösterdiğini ifade etti. Bu krizden fayda sağlayan ülkelerin de bulunduğunu belirten Bakan, ortam sakinleştiğinde hangi ülkenin makroekonomik politikalarının sağlam, hangi ülkenin dengelerinin güçlü olduğunun daha net görüleceğini söyledi. Türkiye’nin risk fiyatlamasında dün belirgin bir düşüş yaşandığını kaydeden Şimşek, bölgedeki ve küresel ölçekteki şokların etkilerinin fiyatlandığını ve risk iştahının yeniden artma ihtimalinin bulunduğunu ekledi. Sağlanan ateşkesin devamı halinde etkilerin geri döndürülemez olmayacağını, etkinin ise krizin yayılımına ve süresine bağlı olacağını belirtti.
Savaşın başlangıçta öngörülenden daha uzun sürmesine rağmen 45 günün altında kalmasının değerli olduğunu ifade eden Şimşek, başlangıçta açıklanan hedefler doğrultusunda savaşın birkaç hafta sürebileceğini düşündüklerini ancak bir buçuk aya yakın bir sürede durduğunu söyledi. Öngörülerinin dışına çıktığını söyleyemeyeceğini, ancak tarafların açıkladığı hedefler doğrultusunda yaklaşık bir ay civarında bir süre öngördüklerini belirtti.
Türkiye’nin Şokları Yönetme Kapasitesi
Şimşek, Türkiye’nin şokları yönetme kapasitesinin yüksek olduğunu ve geçen sene bu konudaki kabiliyetlerini kanıtladığını ifade etti. Geçen seneki savaşın bugünkü kadar etkili olmadığını ancak yine de etkili olduğunu belirten Bakan, ticaret savaşlarının ve zirai don olaylarının da ciddi etkiler yarattığını hatırlattı. Geçen seneki programın bu tür şoklara karşı kendini ispat ettiğini vurguladı.
Savaşın başladığı gün ekiplerini topladığını ve riskleri değerlendirerek alınması gereken önlemleri tartıştıklarını anlatan Şimşek, şok anlarında ani tepkilerin geldiğini ve bu tepkilerin yönetilmesinin Türkiye’ye dışarıdan bakışı belirlediğini söyledi. Bu nedenle öncelikle piyasaların işleyişini önceliklendirdiklerini belirtti.
Piyasalardaki Dayanıklılık ve Proaktif Yaklaşım
Bölgeden uzakta olan borsalardaki düşüşlere kıyasla Türkiye’deki borsanın çok daha dayanıklı çıktığını belirten Şimşek, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans sergilediğini ifade etti. Savaş bölgesinde yer almasına ve petrol ithalatçısı olmasına rağmen etkileri sınırlayabilmiş olmalarının proaktif yaklaşımlarının bir sonucu olduğunu söyledi.
Uyguladıkları programın önemli kazanımlar sağladığını ve eşel mobil sisteminin devreye alınmasının önceliklerini gösterdiğini belirten Şimşek, benzin ve motorin gibi ürünlerdeki fiyat artışlarını sınırlandırdıklarını yineledi. “Eşel mobil sistemini devreye almasaydık, motorin 103 TL, benzin ise 78 TL olacaktı. Oysa şu anda benzin 64 TL seviyesinde. Her uygulamanın bir getirisi ve götürüsü var,” dedi.
Birçok ülkenin kamu çalışanlarını eve göndererek dramatik tedbirler aldığına dikkat çeken Şimşek, Türkiye’de aşırı fiyatlama riskiyle karşılaşılmadığını belirtti. Zamanında tamponların güçlü bir şekilde inşa edilmesiyle dış şoklara karşı direncin artırıldığını, bağışıklık sistemine yatırım yapılmasının hastalıklarla daha iyi başa çıkmayı sağladığını ifade etti. Tedbirlerin temel mantığının, piyasanın sağlıklı işlemesi ve şokların etkilerinin sınırlandırılması olduğunu söyledi. Savaş daha uzun sürerse ayrı bir araç setiyle durumu değerlendireceklerini ekledi.
Bu tür dış şokların 4 hafta sürmesi öngörülse bile buna göre hesaplama yapıldığını ve tüm senaryolara göre bir tepki fonksiyonunun bulunduğunu belirten Şimşek, rezervlerin işlevinin uluslararası yükümlülükleri yerine getirmek ve şoklarda tampon görevi görmek olduğunu vurguladı.
Para Politikası ve Rezervler
Uzun süre para politikasında yaşanan sorunlar ve rezervlerle ilgili gelinen noktanın piyasaların tek yönlü çalışmasına neden olduğunu ifade eden Şimşek, çok güçlü bir TL talebi olduğunu veya savaş gibi durumlarda olduğu gibi risk iştahının azalmasıyla sermaye çıkışının tek yönlü olabildiğini belirtti. Kur politikasının belirlenmesine rağmen uygulamanın kurumlar üzerinden gittiğini ve ilgili arkadaşların birçok konuyu gözetmek zorunda olduğunu söyledi. Bu konuların hassasiyetle takip edildiğini ve yaklaşık 162 milyar dolarlık bir rezervlerinin olduğunu, yeterlilikte geçmişe göre daha iyi durumda olduklarını ifade etti.
Rezervlerde bir sorun olmadığını, rezervlerin güçlü olduğunu ve net rezervlerin de artıda olduğunu belirten Şimşek, Türkiye’den kaynaklı bir sorun olmadığını ve makroekonomik temellerin sağlam olduğu için fon akışının tersine çok hızlı dönebildiğini, dün çok güçlü bir dönüşün başladığını kaydetti. Kısa vadeli girişleri cezalandırdıklarını ve kısa vadeli para piyasasına girenler için Merkez Bankası’nın daha pahalı hale getirecek enstrümanları devreye aldığını söyledi.
Rezervlerinin güçlü olduğunu, zirveye veya kriz öncesine göre 48,7 milyar dolarlık bir düşüş yaşandığını ancak bunun dörtte birinden fazlasının altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını belirten Şimşek, bunu kenara bırakıldığında geçen seneye göre döviz talebi şokunun daha büyük olmasına rağmen daha mütevazi olduğunu ifade etti. Bu durumun programlarının sonuç verdiğini ve kredibilite inşa ettiklerini gösterdiğini belirtti. Ateşkesin devamı halinde eski rezerv seviyelerine geri dönüleceğini düşündüğünü dile getiren Şimşek, en önemli göstergenin hane halkının döviz talebinin inanılmaz sınırlı olması olduğunu söyledi. Talebin daha çok altına yöneldiğini belirten Bakan, makro açıdan bakıldığında bunu bir dengede götürmek gerektiğini net bir şekilde ifade etti. Sepet bazında geçen seneye göre bakıldığında rekabet gücünde kur oranlı olumsuz bir durum oluşmadığını sözlerine ekledi.
Bu sene de Merkez Bankası’nın belli parametrelerle süreci yönettiğini ve en belirleyici faktörün enflasyon farkları olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Yatırım Pozisyonu ve Döviz Kuru Etkisi
Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonuna bakıldığında, dünyanın Türkiye’den alacaklarının netinin 325 milyar dolar civarında olduğunu ve Türkiye’nin pozisyonunun ekside olduğunu belirtti. TL’de yaşanan değer kaybının ülkede ciddi bir bilanço kaybı yarattığını ifade eden Şimşek, sanayi deyince imalat, ihracatçı ve reel sektörün akla geldiğini, döviz varlıkları ile yükümlülükleri arasındaki farkın 200 milyar dolar civarında olduğunu ve gereksiz değer kaybının bilanço tahribatına yol açtığını söyledi.
İhracatın dış talep ve kur esnekliğine bakıldığında, döviz kuruna göre dış talebin 11 kat daha güçlü olduğunu belirten Şimşek, genel makro ekonomide sağlıklı işleyişi sağlayıp kalıcı bir şekilde sanayicinin rekabet gücünü artırmak için çalıştıklarını ifade etti. OECD ülkeleriyle karşılaştırıldığında en ucuz doğalgaz ve elektrik fiyatlamasının olduğunu, ulaşım altyapısının ise OSB’leri ve üretim üslerinin liman bağlantısını demiryolu ile yapmanın kalıcı rekabet gücü için önemli olduğunu belirtti.
Finansmana erişim ve piyasa maliyetinin yarısına kredi imkânı sunarak ihracatçıya destek olduklarını söyleyen Şimşek, büyük resme bakıldığında daha rekabetçi ihracatçı ve sanayici için ulaşım, enerji ve navlunda kalıcı çözümler sunduklarını ekledi.
İhracatın dış talep ve kur esnekliğine bakıldığında döviz kuruna göre dış talebin 11 kat daha güçlü olduğunu tekrar vurguladı.












