İlaç devi, kanser ilacı Keytruda’nın patent kaybını telafi etmek için portföyünü güçlendiriyor ve rekabetçi bir teklif sürecinin ardından Cidara’yı bünyesine katmaya hazırlanıyor.
İlaç devi Merck, gribe karşı uzun süreli koruma sağlayan yenilikçi bir antikor ilacı geliştiren biyoteknoloji şirketi Cidara Therapeutics’i satın almak üzere anlaşmaya vardı. Konuya yakın kaynaklara göre Merck, son ana kadar devam eden rekabetli bir teklif sürecinde diğer rakip ilaç üreticilerini geride bırakarak ipi göğüsledi.
Financial Times’ın haberine göre, Cidara’nın 3,3 milyar dolarlık mevcut piyasa değerinin üzerinde bir primle değerleneceği tahmin edilen anlaşmanın, son dakika pürüzü çıkmaması halinde Cuma günü resmi olarak duyurulması bekleniyor.
Bu satın alma, Merck’in en büyük gelir kapısı olan ve 2028’de patent korumasını kaybedecek olan kanser ilacı Keytruda’dan doğacak devasa gelir kaybını telafi etme stratejisinin en yeni ve en önemli halkalarından birini oluşturuyor. Şirket, bu strateji kapsamında en son Temmuz ayında solunum yolu hastalıkları üzerine çalışan Verona Pharma’yı 10 milyar dolara satın almıştı.
Anlaşmanın kesin fiyatı henüz netleşmemiş olmakla birlikte, ödemenin bir kısmının nakit, bir kısmının ise ilacın klinik aşama hedeflerine ulaşmasına bağlı gelecekteki ödemelerden (milestone payments) oluşması bekleniyor.
Cidara’nın en umut vadeden ilacı, iki yaygın grip türüne karşı koruma sağlayan bir antikor tedavisi olarak öne çıkıyor. İlaç, özellikle geleneksel aşı olamayan bağışıklığı baskılanmış hastalar ile 65 yaş üstü sağlıklı bireyler üzerinde yürütülen Faz 3 klinik çalışmalarında test ediliyor.
Finans Hattı Yorumu:
Merck’in Cidara’yı satın alma hamlesi, büyük ilaç şirketlerinin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit olan “patent uçurumu” (patent cliff) ile nasıl başa çıktıklarına dair ders niteliğinde bir stratejidir. Keytruda gibi yılda on milyarlarca dolar gelir getiren bir “blockbuster” ilacın patent korumasını kaybetmesi, bir şirketin bilançosunda devasa bir delik açma potansiyeli taşır. Merck, bu deliği pasif bir şekilde beklemek yerine, kasasındaki nakdi kullanarak proaktif bir şekilde geleceğin potansiyel “blockbuster”larını satın alıyor.
Cidara’nın seçilmesi ise tesadüf değil. Geliştirdikleri antikor, geleneksel grip aşılarından farklı olarak, aşıya yanıt vermeyen veya aşı olamayan yüksek riskli (ve yüksek kârlı) bir hasta popülasyonunu hedefliyor. Bu, “niş ama değerli” bir pazara girmek anlamına geliyor. İlacın Faz 3 gibi ileri bir aşamada olması, yatırım riskini bir nebze olsun düşürüyor, ancak yine de nihai onayı alıp alamayacağı bir soru işareti taşıyor.
Bu anlaşma, aynı zamanda ilaç ve biyoteknoloji sektöründeki M&A (birleşme ve satın alma) iştahının ne kadar canlı olduğunu gösteriyor. Nakit zengini büyük ilaç şirketleri, boru hatlarını doldurmak için yenilikçi küçük biyoteknoloji firmalarını avlamaya devam ediyor. Anlaşmanın rekabetçi bir süreç sonunda gerçekleşmesi, Cidara’nın teknolojisine olan talebin yüksek olduğunu ve Merck’in bu varlığı portföyüne katmak için prim ödemeyi göze aldığını gösteriyor. Yatırımcılar şimdi, anlaşmanın nihai finansal detaylarını ve en önemlisi, Faz 3 çalışmalarından gelecek olan kritik verileri yakından izleyecektir.

