Almanya Başbakanı Merz, Berlin’de düzenlediği basın toplantısında, Orta Doğu’da barışın tesisi için yoğun bir diplomatik çaba içinde olduklarını dile getirdi. ABD ve İran’ın iki haftalık bir ateşkes üzerinde uzlaşarak Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda anlaşmaya varmalarına dikkat çeken Merz, bu gelişmeyi “diplomatik düzeyde ilk umut ışığı” olarak nitelendirdi.
Barış Umutları ve Kırılgan Gerçekler
Pakistan’ın başkenti İslamabad’da doğrudan görüşmelerin gerçekleştirileceğini belirten Merz, “Savaşın başlamasından bu yana ilk kez barış için tek bir şans olsa da müzakere yoluyla bir çözüme ulaşmak için bir fırsat penceresi açılıyor” dedi. Ancak, barışın henüz tam olarak sağlanamadığını vurgulayan Merz, son 24 saatte yaşananların bölgedeki ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun belirsizliğini ve tarafların pozisyonlarının ne kadar birbirinden uzak olduğunu açıkça gösterdiğini ifade etti.
Lübnan Güneyindeki Durum Endişe Kaynağı
Bölgedeki gelişmeleri büyük bir endişeyle takip ettiklerini belirten Merz, özellikle Lübnan’ın güneyindeki durumdan duyduğu derin kaygıyı dile getirdi. Merz, “İsrail’in orada yürüttüğü savaşın sertliği, barış sürecinin bütününü başarısızlığa uğratabilir ve bu olmamalı” şeklinde konuştu. Bu nedenle, Almanya’nın diğer ülkelerin hükümet ve devlet başkanlarıyla birlikte İsrail hükümetine saldırıları sonlandırması çağrısında bulunduklarını söyledi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un İsrailli mevkidaşıyla iki kez görüştüğünü ve kendisinin de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile temas halinde olduğunu belirtti.
İslamabad Müzakereleri ve Hürmüz Boğazı
İslamabad’da gerçekleşecek müzakerelerin zorlu geçeceğini öngören Merz, öncelikli olarak Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanmasını güvence altına alacak uygulanabilir bir anlaşmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Müzakerelerin başarısının Almanya’nın çıkarına olduğunu ifade eden Merz, Alman hükümetinin diplomatik süreci her koşulda ve her platformda desteklemeye devam edeceğini sözlerine ekledi.
Barışın tesis edilmesi halinde sorumluluk üstlenmeye ve kalıcı hale getirmeye hazır olduklarını yinelerken, ABD ve İran’ı bu fırsatı değerlendirmeye çağırdığını hatırlattı.
ABD ile Koordinasyon ve Almanya’nın Rolü
ABD Başkanı Donald Trump ile dün gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, barış sağlandıktan sonra geçerli bir yetki ve uygulanabilir bir plan olması durumunda, Almanya’nın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini sağlamaya yardımcı olacağı vaadinde bulunduğunu paylaştı. Kendi ekibinin Pakistan’a gidecek ABD müzakere ekibiyle temas halinde olduğunu belirten Merz, uzun bir sessizliğin ardından Almanya’nın Tahran ile görüşmelere yeniden başladığını açıkladı. Bu adımı ABD ve Avrupalı ortaklarla koordineli bir şekilde attıklarını ve hedeflerinin yaklaşan müzakerelerin başarısına katkıda bulunmak olduğunu belirtti.
Askeri Gerilim ve Transatlantik İlişkiler
Orta Doğu’yu istikrarsızlaştıran, Rusya’nın işine yarayan ve küresel güvensizliğe yol açan askeri gerilimin bir an önce sona ermesini istediklerini vurgulayan Merz, bu savaşın ABD ile Avrupa’daki NATO ortakları arasındaki ilişkilere daha fazla yük getirmesini arzu etmediklerini ifade etti. NATO’nun bölünmesini istemediğini ve NATO’nun Avrupa’daki güvenliklerinin garantörü olduğunu söyleyen Merz, bu konuda soğukkanlılığı korumanın önemine dikkat çekti.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Piyasaları
Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün hızla ve istikrarlı bir şekilde yeniden sağlanmasının önemini yineleyen Merz, burada temel meselenin uluslararası hukukun ilkelerini korumak olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı’nın yeniden serbest hale gelmesiyle, Almanya’nın ve tüm dünyanın olumsuz etkilendiği enerji piyasalarındaki dalgalanmaların azalacağını öngördü. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılma ihtimaline rağmen piyasaların gergin olduğunu, bunun nedeninin ise ateşkes sürecinin tam olarak nasıl sonuçlanacağının belirsizliği olduğunu kaydetti.
Almanya’daki ABD Askerleri ve NATO Zirvesi
ABD Başkanı’nın “İran’ı bir medeniyet olarak yok etme” tehdidinin transatlantik ilişkilere etkisi, Almanya’dan Amerikan askerlerinin çekilmesi tehdidi veya Almanya’daki ABD üslerine kısıtlama getirilmesi gibi konulara ilişkin sorulara Merz, “Hayır” yanıtını verdi. Ne asker çekilme ne de mevcut askeri altyapının kullanımının kısıtlanması gibi konuların gündemlerinde olmadığını belirtti. Almanya ve ABD arasındaki asker konuşlandırılmasına ilişkin anlaşmalara işaret eden Merz, Amerikan Silahlı Kuvvetleri’nin bu anlaşmalar çerçevesinde hareket ettiğine dair hiçbir şüpheleri olmadığını dile getirdi.
Telefonda NATO’nun geleceği hakkında konuştuklarını ve Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde NATO’nun geleceğine dair görüş alışverişinde bulunmayı teklif ettiğini aktardı. Avrupa için ABD’nin de içinde olduğu NATO’nun koruma sağlamak için elinden gelen her şeyi yapmaya niyetli olduğunu belirtti.
Trump’ın İran’a yönelik sözlerini “stratejisinin retorik bir parçası” olarak algıladığını ve kendisinin de böyle bir ülkeyi tamamen yok etmenin mümkün olduğuna inanmadığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı Güvenliği İçin Ön Koşullar
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın güvence altına alınması için barış görüşmeleri devam ederken yardım istemesi üzerine, Almanya’nın somut taahhütte bulunup bulunmadığı sorusuna Merz, barış sağlandığında Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin güvence altına alınmasına yardımcı olabileceklerini söylediğini, ancak bunun için iki ön koşulun yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. Bu ön koşullardan ilkinin uluslararası bir yetki, tercihen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden alınacak bir yetki olduğunu, ikincisinin ise Alman Meclisi’nin karar alması olduğunu kaydetti. Trump’ın bu durumun farkında olduğunu ve bu nedenle birkaç gün içinde bir karar çıkmasının beklenmemesi gerektiğini, zira hazırlıkların yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Anahtar Vurgular
- İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları barış sürecini tehlikeye atabilir.
- Almanya, barış sağlandığında sorumluluk üstlenmeye hazır.
- NATO’nun bölünmesine yönelik endişeler dile getirildi.
- Almanya’daki ABD askerlerinin konuşlandırılmasıyla ilgili mevcut anlaşmalara uyuluyor.










