Ekonomistler, Dönüştürücü Yapay Zekanın Henüz “Kaçınılmaz Bir Sonuç Olmadığını” Belirterek, Etkisinin Sanayi Devrimi’ne Benzer Olabileceğini Söyledi
Yapay zekanın (AI) küresel ekonomiye etkileri tartışılmaya devam ederken, Morgan Stanley ekonomistleri, bu teknolojinin yakın vadede kitlesel bir işsizlik dalgası yaratmaktan çok, verimliliği artırarak işgücü piyasalarını yeniden şekillendireceği öngörüsünde bulundu. Ancak uzmanlar, “dönüştürücü yapay zeka” olarak adlandırılan ve insan seviyesinde zekayı aşan bir teknolojiye ulaşılması durumunda, bunun Sanayi Devrimi’ne benzer bir yapısal değişim yaratabileceği uyarısında da bulundu.
Morgan Stanley’nin küresel baş ekonomisti Seth Carpenter ve tematik araştırma başkanı Stephen Byrd, yaptıkları değerlendirmede, gerçekten dönüştürücü bir yapay zekaya ulaşmanın “henüz kaçınılmaz bir sonuç olmadığını” vurguladı. Uzmanlar, bu eşiğin aşılması durumunda ise “ekonominin büyüklüğü ve büyümesi üzerindeki sınırların yeniden bulanıklaşacağı ve insanların ne yapacağı sorusunun kaçınılmaz hale geleceği” yorumunu yaptı.
Yakın vadeye odaklanan ekonomistler, yaygın endişelerin aksine, yapay zekanın kitlesel işsizliğe yol açma olasılığını yüksek görmediklerini belirtti. Raporda, “Tarihsel veriler, yeni teknolojilerin genellikle daha az iş yerine daha yüksek üretimle sonuçlandığını gösteriyor” denildi. Ayrıca, daha yüksek verimliliğin tek başına enflasyonu kalıcı olarak düşüreceği fikrini de reddeden uzmanlar, para politikasının önemini koruyacağını ve “Sonuçta enflasyonun, para politikasının onu bıraktığı yerin sonucu olduğunu” vurguladı.
Finansal piyasalar için ise beklentiler olumlu. Carpenter ve Byrd, daha güçlü verimliliğin zamanla kurumsal kârları ve hisse senedi değerlemelerini yükselteceğini, ancak bu süreçte “kazananlar ve kaybedenler” olacağını belirtti.
Finans Hattı Yorumu: Morgan Stanley’nin bu analizi, yapay zeka etrafındaki “kıyamet senaryoları” ile “ütopik beklentiler” arasına yerleşen, son derece dengeli ve rasyonel bir bakış açısı sunuyor. Raporun en önemli tespiti, yakın vadede korkulanın aksine bir “iş katliamı” yaşanmayacağı, bunun yerine bir “iş dönüşümü” yaşanacağıdır. Tarihsel olarak bakıldığında, buhar makinesi veya bilgisayar gibi devrimci teknolojiler de ilk başta benzer korkulara yol açmış, ancak sonuçta yok ettiklerinden daha fazla yeni iş alanı ve daha yüksek bir refah seviyesi yaratmışlardır. Yapay zeka da muhtemelen bu yolu izleyecek; rutin ve tekrara dayalı işleri otomatize ederken, insan yaratıcılığına ve stratejik düşünmeye dayalı yeni rollerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Analizin bir diğer kritik noktası, enflasyonla ilgili yanlış kanıyı düzeltmesidir. Verimlilik artışı, maliyetleri düşürerek dezenflasyonist bir etki yaratabilir, ancak bu tek başına enflasyonu kontrol etmek için yeterli değildir. Talep ve para arzı gibi faktörler denklemin içinde olduğu sürece, merkez bankalarının rolü ve para politikası her zaman kritik olmaya devam edecektir.
Finansal piyasalar için yapılan “kazananlar ve kaybedenler olacak” uyarısı ise yatırımcılar için en önemli mesajdır. Yapay zeka devrimi, tüm şirketleri eşit şekilde yukarı taşıyacak bir gelgit dalgası olmayacaktır. Bu teknolojiye en hızlı ve en etkili şekilde adapte olan, iş modellerini buna göre yeniden şekillendiren şirketler devasa kazançlar elde ederken, bu dönüşüme ayak uyduramayanlar ise piyasadan silinme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Özetle, Morgan Stanley’nin raporu, yapay zekanın bir “sihirli değnek” olmadığını, ancak ekonominin kurallarını yeniden yazma potansiyeli taşıyan, doğru yönetilmesi gereken güçlü bir araç olduğunu hatırlatıyor.
