Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kapanmanın küresel tedarik zincirlerinde domino etkisi yaratabileceği uyarısında bulundu. Çakır, artan jeopolitik riskler karşısında Mersin’in Doğu Akdeniz’de stratejik bir alternatif ve güvenli bir liman olarak konumlandığını vurguladı.
Olası Krizin Ekonomik Yansımaları ve Maliyet Artışları
Küresel enerji ve ticaret hatlarındaki hassasiyete dikkat çeken Hakan Sefa Çakır, özellikle Katar kaynaklı LNG sevkiyatında yaşanabilecek aksamaların deniz trafiğini yavaşlatabileceğini ifade etti. Çakır, gemilerin alternatif rotalara yönelmesi durumunda navlun ücretlerinde yüzde 15-30 oranında artış yaşanabileceğini belirtti. Artan savaş ve risk primlerinin sigorta maliyetlerini yukarı çekeceğini dile getiren MTSO Başkanı, bu durumun gemi işletme giderleri üzerinden hem ihracatçı hem de ithalatçı firmalara ek mali yük getireceğini söyledi.
Çakır ayrıca şu noktaların altını çizdi:
- Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Mersin’deki akaryakıt ithalatı ve dolum tesisleri üzerinde maliyet baskısı yaratabilir.
- Irak kaynaklı ham petrol transit akışında yaşanacak gecikmeler, antrepo ve dolum tesislerini olumsuz etkileyebilir.
- Hürmüz Boğazı krizinin Mersin Limanı’nda doğrudan fiziksel bir kesinti yaratması beklenmese de, kısa vadede enerji, navlun ve gıda emtia fiyatları üzerinden etkiler hissedilecektir.
Mersin Limanı ve Alternatif Koridorların Önemi
Basra Körfezi’ndeki güvenlik endişelerinin artmasıyla birlikte Irak ve çevre ülkelerin alternatif transit güzergâh arayışlarını hızlandıracağını belirten Çakır, “Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman ve stratejik koridor alternatifi olarak öne çıkmaktadır” dedi. Mersin’in sahip olduğu avantajları sıralayan Çakır, “Mersin’in kara ve demir yolu bağlantıları stratejik avantaj sunmaktadır. Limanımız 3,6 milyon TEU kapasitesiyle bölgenin en güçlü merkezlerinden biridir” ifadelerini kullandı. Ayrıca Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Irak kaynaklı petrol trafiğinde bir artış beklendiğini aktardı.
Kalkınma Yolu ve Lojistik Süre Karşılaştırması
Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayıp Türkiye’ye uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’nin önemine değinen Çakır, bu projenin demir yolu, kara yolu ve enerji nakil hatlarını kapsadığını hatırlattı. “Hatların Adana ve Mersin’e bağlanmasıyla Türkiye krizlere karşı daha dirençli hale gelecektir” değerlendirmesinde bulunan Çakır, MTSO’nun gündeme taşıdığı Mersin–Filyos Koridoru’nun da kuzey-güney entegrasyonu için kritik olduğunu vurguladı.
Çakır, farklı güzergahların teslimat sürelerini şu şekilde karşılaştırdı:
| Güzergah / Koridor | Tahmini Teslimat Süresi |
|---|---|
| Afrika Üzerinden Avrupa | 45 Gün |
| Süveyş Kanalı | 35 Gün |
| Orta Koridor | 25 Gün |
| Kalkınma Yolu | 20 Günün Altı |
Jeopolitik Riskler ve Türkiye’nin Üretim Üssü Rolü
Çin’in Kuşak ve Yol projesinin İran geçişli kara hattı, Hindistan merkezli IMEC (BAE-İsrail) ve INSTC (İran-Rusya) projelerinin mevcut jeopolitik gerilimler nedeniyle belirsizlik içinde olduğunu belirten Çakır, deniz yolu güvenliğinin azalması durumunda gemilerin Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalabileceğini söyledi. Bu durumun teslimat sürelerini 15-20 gün uzatacağına dikkat çeken Çakır, artan enerji maliyetlerinin küresel enflasyonu tetikleyebileceğini kaydetti.
Avrupa pazarı için Türkiye’nin konumuna vurgu yapan Çakır, “Avrupa için Türkiye ve Mersin, hammadde ve ara mal tedarikinde en yakın ve güvenilir üretim üssü olarak öne çıkacaktır” dedi.
MTSO olarak tek bir hatta bağlı kalınmaması gerektiği prensibiyle hareket ettiklerini ve ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon halinde alternatif senaryolar üzerinde çalıştıklarını belirten Çakır, sözlerini şöyle tamamladı: “Sanayicimizi, ihracatçımızı ve lojistik sektörümüzü olası maliyet artışlarına karşı hazırlamak için aktif şekilde çalışıyoruz.”
