Mart 2026 Ara Dönem Raporu, Türkiye ekonomisinde kademeli bir yavaşlama ve hedeflerin üzerinde seyreden bir enflasyon tablosu çiziyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), küresel piyasalardaki direncin test edildiği bir süreçte yayımladığı Mart 2026 Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisine yönelik projeksiyonlarını güncelledi. Raporda, Türkiye’nin 2026 yılına ilişkin büyüme tahmini, Aralık ayındaki öngörüye kıyasla 0,1 puanlık sınırlı bir düşüşle %3,3 seviyesine çekildi. Örgüt, 2025 yılındaki %3,6’lık büyüme performansının ardından ekonomide hafif bir vites küçültme beklese de, 2027 yılında büyüme hızının %3,8’e çıkarak yeniden ivme kazanacağını öngördü.
Enflasyon cephesinde ise rapor, Türkiye için daha zorlu bir patika öngörüyor. Türkiye; Brezilya, Meksika ve ABD ile birlikte enflasyonun resmi hedeflerin belirgin şekilde üzerinde seyrettiği ülkeler arasında sınıflandırıldı. OECD, 2026 yılı manşet enflasyon tahminini Aralık raporuna göre 5,9 puan gibi radikal bir artışla %26,7’ye yükseltti. 2025 yılını %34,9 ile kapatması beklenen manşet enflasyonun, ancak 2027 yılında %16,9 seviyesine gerileyeceği tahmin ediliyor. Gıda ve enerji hariç tutulan çekirdek enflasyonun da 2027’de bu seviyeye ( %16,9) inmesi bekleniyor.
Raporda ayrıca, Orta Doğu’daki jeopolitik çatışmaların enerji fiyatları üzerinde yarattığı belirsizliğin, enerji ithalatına bağımlı olan Türkiye için temel risk faktörü olduğu vurgulandı. Ticari boyutta ise dikkat çeken bir veri paylaşıldı: ABD tarafından hayata geçirilen yeni gümrük tarifesi değişikliklerinin Türkiye üzerindeki etkisinin; Çin, Hindistan ve Brezilya gibi devlere kıyasla daha sınırlı ve korunaklı kaldığı ifade edildi.
Finans Hattı Yorum:
OECD’nin son raporu, Türkiye ekonomisi için bir “yumuşak iniş” (soft landing) senaryosunun masada olduğunu, ancak bu inişin beklendiğinden daha “sancılı ve uzun” bir enflasyonist süreçle gerçekleşeceğini teyit ediyor. Büyüme tahminindeki 0,1 puanlık sembolik düşüş, ekonominin iç ve dış şoklara karşı belirli bir direnç gösterdiğini kanıtlarken; enflasyon tahminindeki 5,9 puanlık yukarı yönlü revizyon, fiyat istikrarına giden yolun jeopolitik riskler ve katılaşan beklentiler nedeniyle uzadığını gösteriyor.
Finansal açıdan en kritik mesaj, 2026 yılı için belirlenen %26,7’lik enflasyon beklentisidir. Bu oran, piyasa katılımcılarının ve ekonomi yönetiminin orta vadeli hedefleriyle OECD’nin projeksiyonları arasında bir “beklenti makası” oluştuğuna işaret ediyor. Özellikle Orta Doğu’daki gerilimin enerji maliyetleri üzerinden Türkiye’nin cari açık ve enflasyon dengesini her an bozabileceği uyarısı, TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu 2026 yılında da koruması gerekebileceğinin altını çiziyor.
Öte yandan, raporun “gümüş çizgisi” Türkiye’nin ABD ile olan ticari ilişkilerindeki görece korunaklı konumudur. Çin ve Hindistan gibi küresel devlerin ABD tarifeleri altında ezildiği bir konjonktürde, Türkiye’nin etkilenme payının “sınırlı” kalması, ihracatçılarımız için bir rekabet avantajı ve pazar payı kazanma fırsatı doğurabilir. 2027 yılına yönelik %3,8’lik büyüme ve %16,9’luk enflasyon tahmini ise, rasyonel politikaların sürdürülmesi durumunda “tünelin sonundaki ışığın” hala göründüğünü kanıtlıyor. Yatırımcılar için OECD’nin bu raporu, 2026’nın bir “toparlanma yılı” değil, daha çok bir “dengeleme ve sabır yılı” olacağını sembolize ediyor.

