Eğitim ve öğretimin toplumların ilerlemesindeki kritik rolü, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır” sözleriyle de vurgulanmaktadır. Garanti Bankası’nın 2008’de sosyal sorumluluk girişimi olarak hayata geçirdiği Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV), öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerini destekleyerek, öğrencilerin kaliteli eğitime erişimini güvence altına almayı hedeflemektedir.
ÖRAV’ın Misyonu ve Vizyonu
Eğitim alanında faaliyet gösteren sosyal bir girişim olarak yola çıktıklarını belirten ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy, özellikle dezavantajlı bölgelere atanan genç öğretmenlerin, mesleki bilgi birikimlerinin yanı sıra kültürel ve sosyal adaptasyon konularında da zorluklar yaşadıklarına dikkat çekti. DÜNYA gazetesine verdiği röportajda Atasoy, “Temel amacımız, öğretmenlere yatırım yaparak eğitim kalitesini yükseltmek ve bu yolla toplumsal refaha katkı sağlamaktır. Vizyoner bir bakış açısıyla, öğretmenlerin yaşam boyu öğrenen bireyler olmalarını temin etmeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin her köşesindeki öğretmenlere eşit eğitim fırsatları sunmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.
Öğretmenlerin Etki Alanı ve ÖRAV’ın Erişimi
Bir öğretmenin etki alanının yalnızca öğrencileriyle sınırlı kalmayıp, bir çarpan etkisiyle aileleri ve dolayısıyla toplumu da kapsadığını vurgulayan Atasoy, ÖRAV’ın bugüne dek yaklaşık 12 milyon öğrenciye dolaylı olarak ulaştığını tahmin ettiklerini belirtti. Eğitim modelleri ve faaliyetleri hakkında Atasoy, şunları dile getirdi: “Başlangıçta yüz yüze eğitimlerle başlayan süreç, öğretmenlerin görev yaptıkları okullara gidilerek gerçekleştirildi. Bu yöntem, öğretmenlerin gerçek ihtiyaçlarını yerinde gözlemleme ve anlama imkânı sundu. 2010 yılında hayata geçirilen e-Kampüs altyapısıyla online eğitimlere başladık. Bu sayede, özellikle pandemi sürecinde öğretmenlere ulaşma konusunda önemli bir avantaj elde ettik.
- 2010 yılında 22 bin öğretmenle çalışıldı.
- Pandemi sonrasında yılda 55 bin öğretmene ulaşıldı.
ÖRAV, öğretmenlere kısa süreli atölye çalışmalarından, daha kapsamlı ve derinlemesine eğitim programlarına kadar geniş bir yelpazede seçenekler sunmaktadır. Ayrıca, kendi bünyemizde öğretmenleri yetiştirerek ‘eğitimci’ pozisyonuna getiriyor ve bu kişilerin sahada mentorluk yapmalarını sağlıyoruz. Şu anda 67 ilde, ÖRAV tarafından yetiştirilmiş yaklaşık 400 eğitimcimiz görev yapmaktadır.”
Genç Öğretmenlerin Karşılaştığı Zorluklar
Kamuda göreve başlayan genç öğretmenlerin karşılaştığı sorunlara değinen Atasoy, “Yeni mezunlar ilk birkaç yıl içinde özellikle doğu bölgelerine veya daha dezavantajlı yerlere atanmaktadırlar. Yaptığımız araştırmalar ve raporlarımız, genç öğretmenlerin en büyük sorunlarının kendilerini yalnız hissetmeleri olduğunu ortaya koymuştur.
Diğer yandan, teknik bilgiye sahip olmalarına rağmen bu bilgiyi uygulama konusunda deneyim eksikliği yaşamaktadırlar. Bunun yanı sıra sosyal uyum ve kültürel adaptasyon ihtiyacı duymaktadırlar. Dersler sona erip öğrenciler evlerine döndüğünde, kalan zaman diliminde dünya ile bir bağ kurmaları, sosyal ilişkilerini sürdürmeleri gerekmektedir. Birey olarak hayatın diğer alanlarıyla etkileşimde bulunmaları elzemdir. Etkileşim kuramadıklarında, daha yalnız, daha içine kapanık, beslenmeyen, gelişemeyen, uyaranı az bir dünyaya sürüklenmiş oluyorlar. Oradan da destek alamadıklarında yalnızlaşmış bireyler haline geliyorlar. İhtiyaçlarını ifade edip mentorluk alamamak, bir bilenden faydalanamamak gelişimlerini olumsuz etkileyen bir unsur haline gelmektedir. ÖRAV’ın fonksiyonu bu noktada değer kazanmaktadır. Zira sadece yüz yüze değil, online platformlarda da öğretmenlerle aktif iletişim halindeyiz” diye konuştu.
Şirketlerle İş Birlikleri ve Verilen Eğitimler
Şirketlerle proje bazlı iş birlikleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Atasoy, verilen eğitimler hakkında şu bilgileri verdi: “Döngüsel ekonomi, biyoçeşitlilik gibi konularda öğretmenlere eğitim vererek, bu bilgileri öğrencilerine aktarmalarını ve okullarında çevre politikaları oluşturmalarını hedefliyoruz. ‘Çevre Lideri Kampı’ ile başarılı örnekler üretiyor ve bunları yaygınlaştırıyoruz. ‘5taş’ adını verdiğimiz sosyal ve finansal liderlik programında, finansal okuryazarlık, sosyal gelişim ve girişimcilik konularında öğretmenlere eğitim vererek, onların öğrencileriyle birlikte sosyal girişimler başlatmalarını ve finansal bilinç kazanmalarını destekliyoruz. Hatay’da deprem sonrasında hayata geçirilen ‘Mum Kokulu Hayaller’ projesi, bu alandaki en güzel örneklerden biridir. Kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet eşitliği prensiplerini içeren ‘Eşit Biz’ projemizde ise anaokulundan başlayarak cinsiyet eşitliği, kapsayıcılık ve empati konularında öğretmenlere eğitim vererek, toplumsal cinsiyet kalıplarının kırılmasını amaçlıyoruz.”
ÖRAV’ın Kapsamı ve Gelecek Hedefleri
Kuruluş dönemlerinde Milli Eğitim Bakanlığı ile ilk beş yılda 100 bin öğretmene ulaşma hedefiyle bir protokol imzaladıklarını anlatan Atasoy, “O dönemde vakfın tüzel bir kişilik olarak yoluna devam etmesi kararı alındı. Öğretmenin gelişiminin sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah için kilit bir noktada olduğu fikrinden hareketle, ÖRAV’ın tüm topluma tanıtılması hedeflendi. Vakıf, bünyesindeki 13 eğitimci ile çalışmalarına devam etti. 18 yıllık süreçte 480 bin öğretmene ulaştık. Türkiye’de 1,2 milyon öğretmen bulunmaktadır. Dolayısıyla her üç öğretmenden biri ÖRAV’dan en az bir eğitim almıştır. Bu yılın sonunda ise her iki öğretmenden birine ulaşmış olacağız” ifadelerini kullandı.
Atasoy, “Öğretmenlik, günün sonunda hayat boyu devam eden bir öğrenme sürecidir. Dünya inanılmaz bir değişim ve gelişim içindedir ve öğretmenin bu devinimin dışında kalması mümkün değildir. Gelecekte yapay zekâ kullanımı, eğitimdeki rolünü çok daha önemli bir konuma getirecektir. ÖRAV’ın hedefi de öğretmenlere güvenli bir yapay zekâ altyapısı sunarak öğretim kalitelerini yükseltmektir. Teknoloji okuryazarlığı olmayan, teknolojiyi etkin kullanamayan öğretmenler pandemi sürecinde ciddi zorluklar yaşamışlardır. Bu nedenle ‘ben bu sistemde kalmak istemiyorum’ diyerek erken emekli olan çok sayıda öğretmen olmuştur. Her hafta, her gün yepyeni teknolojiler sunulmaktadır. Öğretmen, o teknolojiyi sınıfına entegre edemezse, öğrencisini yakalayamaz; çocuğun geleceğine yön verecek yatırımlar yapamaz, meslek seçimine katkı sunamaz.” dedi.
- Öğretmenlerin çarpan etkisi
- En büyük ihtiyaçları yalnızlıklarını gidermek
- Sürdürülebilirlik ve üretkenlik odaklı eğitimler
- Her üç öğretmenden birine dokunduk
- Teknolojiye uzak olanlar erken emekli oldu











