Washington ile Tahran hattındaki gerilim tırmanırken, ABD yönetiminin Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirmeye yönelik tarihi adımları dikkat çekiyor. Amerikan basınında yer alan analizlere göre, 2003 yılındaki Irak işgalinden bu yana bölgeye yapılan en kapsamlı hava gücü sevkiyatı gerçekleştiriliyor. Bu devasa yığınağın arka planında, İran’a yönelik olası bir askeri harekat senaryoları yatıyor.
Washington’un Masasındaki Senaryolar: “Haftalar Sürecek Hava Savaşı”
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ulaştığı bilgilere göre, ABD yönetimi, daha önce Haziran 2025 için planlanan İran nükleer tesislerine yönelik “tek seferlik” bir saldırı planının ötesine geçerek, çok daha kapsamlı opsiyonları değerlendiriyor. Masadaki yeni planın, İran’a karşı “haftalar sürebilecek bir hava savaşı” içerdiği belirtiliyor. Başkan Donald Trump’a sunulan askeri brifinglerde, temel hedefin “İran rejimine ve bölgesel vekillerine zararı en üst düzeye çıkarmak” olduğu bildirildi.
Olası saldırı planlarında şu hedefler öne çıkıyor:
- İranlı siyasi ve askeri liderlerin etkisiz hale getirilmesi.
- Nükleer tesislerin vurulması.
- Balistik füze üretim ve depolama alanlarının imhası.
Diplomatik Çıkmaz ve İran’ın Kozları
Trump yönetiminin müzakerelerde İran’dan üç temel talebi bulunuyor: Nükleer programın tamamen ortadan kaldırılması, bölgesel vekil güçlerin dağıtılması ve balistik füzelerin imha edilmesi. Ancak haberde, hava kuvvetleri kapasitesi sınırlı olan İran’ın, “ana caydırıcı unsur” olarak gördüğü füzelerden vazgeçmeyeceği ve son maddeye kesinlikle karşı çıktığı vurgulandı. Tahran yönetiminin elinde, bölgedeki ABD üslerini vurabilecek kapasitede bir “füze cephaneliği” ve küresel ticaret için kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı kapatma gücü gibi önemli kozlar bulunuyor.
Yetkililer, İran’ın ABD’nin taleplerini kabul etmesi konusunda karamsar bir tablo çizerken, Tahran’ın nükleer faaliyetlerini yalnızca “Trump görevden ayrılana kadar” askıya almaya razı olabileceğini belirtiyor. Ayrıca İranlı yetkililerin, müzakereleri bir oyalama taktiği olarak kullanarak olası bir saldırıyı geciktirmeye çalışabileceği, ancak Trump’ın hayal kırıklığına uğraması durumunda saldırı emri verebileceği ifade ediliyor.
Bölgedeki Askeri Durum ve Lojistik Engeller
1991 Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgali ile kıyaslandığında, mevcut ABD Hava Kuvvetleri’nin “günün koşulları” gereği “artık çok daha küçük” olduğu ve sevkiyatın sayısal olarak daha az olduğu kaydedildi. 1991 yılındaki harekatta görev alan emekli Hava Kuvvetleri Generali David Deptula, WSJ’ye verdiği demeçte, “En iyi sonuç, bu artışın, Trump’ın güç kullanımında şaka yapmadığının yeterince önemli bir göstergesi olması ve böylece İran liderlerini bir anlaşmaya varmaya teşvik etmesi” ifadelerini kullandı.
Operasyonel zorluklar arasında şunlar sıralandı:
- Bölgede harekatı destekleyecek ABD ve müttefik kara kuvvetlerinin bulunmaması.
- İsrail hava kuvvetlerinin katılmaması durumunda uluslararası bir koalisyonun oluşmayacağı gerçeği.
- Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), hava sahalarını olası ABD saldırılarına kapattığı, bu nedenle uçakların çoğunun Ürdün’e konuşlandırıldığı bilgisi.
Trump yönetiminin, hassas vuruşlar, gizlilik teknolojileri ve uzay kapasitelerinin kullanılacağı bir ilk bombardıman sonrasında “ne olacağından hala emin olmadığı” savunuluyor. Bazı eski askeri yetkililer ise belirsizlikler nedeniyle “diplomatik bir anlaşmanın savaştan daha tercih edilebilir olabileceğini” aktarıyor.
Sevkiyatın Detayları ve Deniz Gücü
Bölgedeki askeri hareketlilik, uçuş takip verileri ve donanma raporlarıyla somutlaşıyor. Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü ve Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü‘ne F-35, F-15, F-16 savaş uçakları ile E-3 ve E-11 destek uçakları sevk edildi.
| Konum / Durum | Askeri Varlıklar |
|---|---|
| Mevcut (Orta Doğu ve D. Akdeniz) | USS Abraham Lincoln uçak gemisi, balistik füze savunma kapasiteli 9 muhrip (Toplam 13 gemi). |
| Yolda (Seyir Halinde) | USS Gerald R. Ford uçak gemisi ve taarruz gücüne sahip 4 muhrip. |
Beyaz Saray ve Uzmanlardan Son Mesajlar
ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) araştırmacısı Eliot Cohen, “Muhtemelen haftalarca hatta aylarca sürecek yoğun bir operasyon olması gerekecek” diyerek, ağır bir hava harekatının İran liderliğini zayıflatabileceğini ve hayatta kalan elitlerin uzlaşmaya zorlanabileceğini savundu.
CNN tarafından geçilen haberde, ABD ordusunun bu hafta sonu saldırı için hazır olduğu ancak Başkan Trump’ın henüz nihai kararını vermediği ileri sürüldü. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise Trump’ın önceliğinin “diplomasi” olduğunu vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:
“İran’ın, Başkan Trump ve bu yönetimle bir anlaşma yapması çok akıllıca olur, hala anlaşmanın çok uzağındayız.”
Başkan Trump ise yaptığı açıklamada, Hint Okyanusu’ndaki stratejik üslere dikkat çekerek, “İran bir anlaşma yapmamaya karar verirse ABD’nin, son derece istikrarsız ve tehlikeli bir rejimin potansiyel saldırısını ortadan kaldırmak için Diego Garcia’yı ve Fairford’da bulunan hava üssünü kullanması gerekebilir” ifadesini kullandı.
