Ekonomist ve Bankacı Uğur Gündüz, şirketlerin kurumsallaşma süreçlerinde yaşadığı en büyük açmazlardan biri olan “patron ve profesyonel yönetici” çatışmasını kaleme aldı. Gündüz, şirketlerin büyüme sancılarını, geleneksel yönetim reflekslerinin yarattığı riskleri ve çözüm yollarını çarpıcı örneklerle analiz ediyor.
“Beni Çalıştırmak İçin İnisiyatif Vermelisiniz”
İş dünyasında sıkça rastlanan ve nitelikli insan kaynağının neden kaybedildiğini özetleyen bir iş görüşmesi diyaloğu, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Bir yönetici adayı ile işveren arasında geçen ve Gündüz’ün aktardığı şu konuşma, aslında sorunun kök nedenine işaret ediyor:
“Adem abi, olmadı maalesef. Biz Excel bilen, etkin sunum yapabilen, pratik bir finans yöneticisi arıyoruz. Banka ilişkilerin iyi, saygın birisin ama biz daha teknik birini arıyoruz.
– Tablo mu? Ben uzun yıllar yöneticilik yaptım. Ne istediğimi söyler, yönlendirme yapar ve uzman arkadaşları görevlendiririm. Zaten beni sizin söylediklerinizi yapmam için çalıştırmak mantıklı değil. Benim önerilerimi dikkate alacak ve tecrübelerimden faydalanacaksanız çalıştırın. Yoksa istediklerinizi yapacak, sorgulamayan birini daha az ücretle bulmak zor değil. İyi günler.”
Bu diyalog, patronların genellikle ellerinde bilgisayar olan, sadece kendi söylediklerini rapora döken ve teknik terimlerle konuşan kişileri tercih ettiğini gösteriyor. Ancak bu yaklaşım, yeni bir vizyon yaratmaktan ziyade, patronun mevcut öngörüsü içinde sıkışıp kalmayı beraberinde getiriyor.
Geleneksel Yönetim Refleksi ve Kaybedilen Sermaye
Uğur Gündüz, KOBİ’lerden büyük holdinglere kadar uzanan bu “geleneksel yönetim refleksi”nin, bir şirketin en değerli sermayesi olan yetişmiş insan aklını nasıl atıl bıraktığına dikkat çekiyor.
Şirketlerin kuruluş aşamasında kurucu patronun her şeye hakim olma isteği, hızlı karar alma ve tutku açısından bir avantaj sağlasa da, işletme belirli bir ölçeğe geldiğinde bu durum bir darboğaza dönüşmektedir. Patronun her kararın merkezinde olması, sistemin tıkanmasına yol açar.
Profesyonel Yönetici “Emir Kulu” Olursa Ne Olur?
Bir profesyonelin işe alınma amacı sadece operasyonu yürütmek değil, vizyonunu şirkete entegre etmektir. Eğer yönetici sadece patronun talimatlarını uyguluyorsa şu üç hayati sorun ortaya çıkar:
- Katma Değerin Sıfırlanması: Şirket, yöneticinin tecrübesinden ve zekasından değil, sadece “el emeğinden” faydalanmış olur.
- Yetenek Göçü: Fikirlerinin önemsenmediğini ve inisiyatif alamadığını gören gerçek profesyoneller, “dekorasyon unsuru” olmayı reddeder ve ilk fırsatta şirketten ayrılır.
- Hata Riskinin Artması: Tek bir kişinin vizyonuna hapsolan şirket, aynı zamanda o kişinin kör noktalarına da hapsolmuş demektir.
Aile Şirketlerinde “Veliaht” ve Güven Sorunu
Özellikle aile şirketlerinde “patronun oğlu” figürü, kurumsallaşmanın önündeki en büyük psikolojik bariyerlerden biridir. Tecrübeli bir yöneticinin 25 yıllık birikimiyle yaptığı risk analizi, veliahtın sadece “soyadı gücüyle” reddetmesi durumunda kurum kültürü temelden sarsılır.
Patronların sıkça düştüğü “Benim kadar kimse bu işi sahiplenmez” yanılgısı ise büyük bir hatadır. Profesyonel bağlılık hisse sahipliğinden değil, başarıya ortak edilmekten geçer.
Patronların Kendine Sorması Gereken Kritik Soru
Gündüz, patronların şu temel tercihi yapması gerektiğini vurguluyor: “Ben en akıllı insan olduğum küçük bir dükkan mı yönetmek istiyorum, yoksa benden daha zeki ve tecrübeli insanları yönettiğim büyük bir organizasyon mu?”
Gerçek kurumsallaşma, patronun masadan tamamen kalkması değil; masadaki diğer tecrübeli isimlere o masanın bir parçası olduklarını hissettirmesidir. Profesyonel yönetici bir maliyet kalemi değil, bir kaldıraçtır.
Çözüm Reçetesi: 5 Adımda Kurumsal Dönüşüm
Patronun operasyondan elini çekmesi bir gecede olacak iş değildir; bu bir güven ve sistem inşa sürecidir. İşte yetki karmaşasını bitirecek ve profesyonellerin önünü açacak stratejik adımlar:
1. Karar Yetki Matrisi Oluşturun
Sınırların netleşmesi için yetkiler sınıflandırılmalıdır. Örneğin, 500 bin TL altındaki harcamalarda yönetici tam yetkili kılınırken, üstündeki rakamlar onaya tabi tutulabilir.
| Karar Türü | Kapsam | Yetki Sahibi |
|---|---|---|
| Stratejik Kararlar | Yatırım, ortaklık, marka vizyonu | Patron + Yönetici |
| Operasyonel Kararlar | İşe alım, bütçe yönetimi, süreç iyileştirme | Sadece Yönetici |
2. Veri ile Yönetim Kültürü (KPI)
Patronun “Ben böyle hissediyorum” dediği yerde, profesyonel “Veriler bunu söylüyor” diyebilmelidir. Yöneticiye ne yapacağını değil, hangi hedefe (KPI) ulaşması gerektiğini söylemek gerekir. Sonuçlar başarılı olduğu sürece patronun müdahale bahanesi kalmaz.
3. Veliaht İçin Mentorluk Programı
Eğer patronun oğlu veya kızı yönetime girecekse, bu bir eğitim süreci olarak tasarlanmalıdır. “Çıraklık dönemi” olarak adlandırılan bu süreçte evlat, profesyonel yöneticinin üstü değil, asistanı veya öğrencisi olarak başlamalıdır. Profesyonel yöneticiye “veliahtı yetiştirme” sorumluluğu ve yetkisi verilmelidir.
4. Gölge Yönetim Kurulu (Danışma Kurulu)
Patronlar eleştirileri şahsi algılayabilir. Bu durumu aşmak için dışarıdan bağımsız bir danışman veya emekli bir yöneticinin bulunduğu bir danışma kurulu kurulmalıdır. Profesyonelin fikri bu kurulda onaylandığında, patron “tek bir kişinin lafına” değil, “kurumsal bir akla” uyduğunu hisseder ve egosu zedelenmez.
5. Mikro-Yönetim Detoksu
Patronun her e-postada (CC) olması veya her toplantıya girmesi engellenmelidir. Anlık müdahaleler yerine, haftalık kapsamlı raporlama sistemine geçilmelidir. Patron bilgi sahibi olduğunu hissettiğinde müdahale ihtiyacı azalacaktır.
Sonuç: Hayır Diyebilen Yönetici Serveti Korur
Yazısını patronlara yönelik acı ama gerçek bir hatırlatma ile bitiren Uğur Gündüz, şu ifadeleri kullandı:
“Sizden daha az kazanan veya daha az tecrübeli birinin sizin verdiğiniz kararları aynen onaylaması size konfor sağlar ama şirketi büyütmez. Size ‘Hayır, bu yanlıştır’ diyebilen bir profesyonel, aslında sizin servetinizi koruyan kişidir.”

