Reuters Anketi: Fed’in Bağımsızlığına Yönelik Endişeler ve Faiz İndirimi Beklentileri Doları Baskılıyor
Küresel döviz piyasalarında son iki yıldır devam eden “güçlü dolar” temasının sonuna geliniyor olabilir. Reuters tarafından önde gelen döviz stratejistleri arasında yapılan bir ankete göre, ABD dolarının önümüzdeki aylarda daha da zayıflaması bekleniyor. Bu karamsar beklentinin arkasında, piyasaların ABD Merkez Bankası’nın (Fed) siyasi baskılar karşısındaki bağımsızlığını ve gelecekteki faiz indirimlerinin kapsamını giderek daha fazla sorgulaması yatıyor.
Dolar, bu yıl şimdiden önemli para birimlerinden oluşan bir sepet karşısında yaklaşık %10 değer kaybederek, benzerleri arasında en kötü performansı sergilemiş durumda.
Ankete göre, bu negatif seyrin temel nedenleri şunlar:
-
Artan Enflasyonist Baskılar: Başkan Trump’ın uyguladığı gümrük tarifelerinin yarattığı maliyet enflasyonu.
-
Genişlemeci Maliye Politikası: Artan bütçe açıkları ve kamu harcamaları.
-
Siyasi Müdahale: Trump’ın Fed’e yönelik faizleri düşürmesi yönündeki açık baskısı ve Fed’in liderliğini yeniden şekillendirme çabaları.
Piyasalar Daha Fazla Zayıflık Fiyatlıyor
Bu endişeler, piyasa fiyatlamalarına da yansımış durumda. Faiz vadeli işlemleri, bu yıl içinde iki Fed faiz indirimi ve 2026 başında bir indirim daha olacağını fiyatlıyor. Bu beklentiye paralel olarak, ankete katılan stratejistlerin %80’i, dolara karşı açılan “kısa” (düşüş beklentili) pozisyonların Eylül ayına kadar ya artacağını ya da mevcut yüksek seviyelerde kalacağını öngörüyor.
-
Euro/Dolar Beklentisi: Ankete katılanların medyan tahmini, şu anda 1,17 dolar seviyelerinde olan EUR/USD paritesinin bir yıl içinde 1,20 dolara yükseleceği yönünde. Bu, 2021’den bu yana görülen en iyimser Euro beklentisi olarak kayıtlara geçti.
“İnatçı Enflasyon” Tek Risk Unsuru
Ancak tüm analistler aynı fikirde değil. Rabobank’tan Jane Foley gibi bazı stratejistler, ABD enflasyon verilerinin beklenmedik bir şekilde yukarı yönlü sürpriz yapması halinde, dolardaki bu zayıflık beklentisinin hızla tersine dönebileceği konusunda uyarıyor. Yine de, anketteki genel kanı baskının devam edeceği yönünde.
Finans Hattı Yorum:
Reuters’ın bu anketi, küresel döviz piyasalarında bir paradigma değişiminin yaşandığını teyit eden son derece önemli bir göstergedir. “Kral Dolar”ın tahtı, hem ekonomik hem de siyasi nedenlerle ciddi şekilde sallanıyor.
1. “İkiz Açık” Hayaleti Geri Döndü: Analistlerin endişelerinin temelinde, ABD ekonomisi için klasik bir kriz habercisi olan “ikiz açık” (twin deficits) riski yatıyor. Hem bütçe açığının (genişlemeci maliye politikası) hem de cari açığın (gümrük vergilerine rağmen) yüksek seyretmesi, bir ülkenin para biriminin değeri üzerindeki en büyük yapısal baskıyı oluşturur.
2. Güven Erozyonu: Fed’in Kredibilitesi Tehlikede: Bir para biriminin gücü, sadece faiz oranlarına değil, aynı zamanda o parayı yöneten merkez bankasının bağımsızlığına ve kredibilitesine de bağlıdır. Trump’ın Fed’e yönelik sürekli müdahaleleri, piyasalarda “Fed’in gelecekteki kararlarının ekonomik verilerden çok siyasi baskılarla alınabileceği” endişesini yaratıyor. Bu güven erozyonu, doların “güvenli liman” statüsünü zayıflatan en tehlikeli unsurdur.
3. Faiz Makası Kapanıyor: Fed’in faiz indirim döngüsüne girmesi, ABD’nin diğer gelişmiş ülkelere (özellikle faizleri sabit tutan veya daha yavaş indiren Avrupa Merkez Bankası’na) kıyasla sunduğu faiz avantajının azalması anlamına gelir. Bu durum, küresel sermayenin dolardan çıkarak Euro gibi para birimlerine yönelmesini teşvik eder. EUR/USD paritesinin 1,20’ye yükseleceği beklentisi, tam olarak bu dinamiği yansıtmaktadır.
4. Gelişmekte Olan Piyasalar (ve TL) İçin Anlamı: Zayıf bir dolar, genellikle Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için iyi haberdir.
-
Doların zayıflaması, gelişmekte olan ülkelerin dolar cinsinden borçlarının geri ödeme yükünü hafifletir.
-
Küresel sermayeyi, daha yüksek getiri arayışıyla bu piyasalara yönlendirir.
Bu küresel trend, uygulanan rasyonel politikalarla birlikte, Türk Lirası (TL) üzerindeki baskıyı azaltan ve TL’nin istikrarlı seyrini destekleyen önemli bir dış rüzgar olabilir. Ancak bu senaryonun önündeki en büyük risk, Rabobank analistinin de belirttiği gibi, ABD’de enflasyonun beklenmedik bir şekilde yeniden yükselişe geçmesidir.

