TCMB verilerine göre firmaların varlıkları azalırken, yükümlülükleri 8,6 milyar dolar artarak döviz açığını bir ayda 9,1 milyar dolar yukarı taşıdı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), finansal kesim dışındaki firmaların döviz dengesine ilişkin kritik Ocak 2026 verilerini paylaştı. Rapora göre, reel sektörün net döviz pozisyonu açığı, Ocak ayı sonu itibarıyla 197 milyar 591 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bir önceki ayın (Aralık 2025) verileriyle kıyaslandığında, firmaların döviz açığının sadece bir ay içerisinde 9 milyar 149 milyon dolar birden artması piyasalarda dikkat çekti.
Değişimin detaylarına bakıldığında, şirketlerin döviz varlıklarının 558 milyon dolar azalmasına karşın, yükümlülüklerinin (borçlarının) 8 milyar 591 milyon dolar gibi devasa bir tutarda artış gösterdiği görüldü. Varlık tarafında ihracat alacaklarının 1,8 milyar dolar, bankalardaki mevduatların ise 668 milyon dolar erimesi varlıklardaki düşüşü tetiklerken; yükümlülük kanadında yurt içi nakdi kredilerin 3,6 milyar dolar, türev borçların ise 3,4 milyar dolar artması açığın büyümesinde ana rolü oynadı.
Vade yapısı incelendiğinde ise reel sektörün kısa vadeli döviz dengesinde bir kan kaybı yaşandığı gözlendi. Kısa vadeli varlıklar 147,7 milyar dolar seviyesinde kalsa da, kısa vadeli yükümlülüklerin artmasıyla birlikte kısa vadeli net döviz pozisyonu fazlası 5,1 milyar dolar azalarak 6 milyar 558 milyon dolara geriledi. Bu veriler, şirketlerin kısa vadeli borçlarını karşılama kapasitesindeki “tampon bölgesinin” daraldığını ortaya koydu.
Finans Hattı Yorum:
TCMB’den gelen bu veriler, reel sektörün kur riskine karşı kırılganlığının Ocak ayında vites artırdığını kanıtlıyor. Özellikle net döviz pozisyonu açığının 197,6 milyar dolara dayanması, döviz kurlarındaki (USD/TRY) olası bir yukarı yönlü hareketin şirket bilançoları üzerinde yaratacağı kur farkı zararı riskini en üst seviyeye taşımıştır.
Analizimizdeki en dikkat çekici nokta, ihracat alacaklarındaki 1,8 milyar dolarlık azalıştır. Bu durum, küresel ticaret yollarındaki tıkanıklık (Hürmüz ve Kızıldeniz gerilimi) nedeniyle tahsilatların geciktiğine veya ihracatçıların döviz likiditesini varlık kalemlerinden borç ödeme kalemlerine kaydırdığına işaret ediyor olabilir. Öte yandan, yurt içi bankalardan sağlanan 3,6 milyar dolarlık yeni döviz kredisi artışı, yüksek faiz ortamına rağmen firmaların finansman ihtiyacını döviz üzerinden karşılamaya devam ettiğini gösteriyor.
Finans Hattı olarak en kritik uyarımız ise kısa vadeli net döviz fazlasındaki 5,1 milyar dolarlık erimeye ilişkindir. Şirketlerin ellerindeki “nakit ve alacak” gücünün, kısa vadeli borçlarını karşılama oranının düşmesi, ani bir döviz likidite şokunda şirketlerin ödemeler dengesi zorluğu yaşayabileceğini fısıldıyor. Kısa vadeli yükümlülüklerin toplam borç içindeki payının %37 gibi yüksek bir seviyede kalması, reel sektörün 2026 yılı boyunca borç çevirme (rollover) maliyetlerine karşı oldukça hassas kalacağını teyit etmektedir. Yatırımcıların ve kredi veren kurumların, bilançosunda yüksek döviz açığı bulunan ve ihracat geliri ile bu açığı doğal olarak hedge edemeyen (doğal koruma sağlayamayan) şirketleri yakından izlemesi gereken bir döneme giriyoruz.

