İki Dev “Tek Rakibimiz Birbirimiz Değiliz” Dedi, Diğer Yapımcı ve Kanalların Önü Açıldı
Rekabet Kurumu, Türk dizi ve televizyon sektörünün en büyük oyuncularından ikisi olan yapım şirketi OGM Prodüksiyon ile ulusal yayıncı STAR TV hakkında yürüttüğü rekabet soruşturmasını, tarafların sunduğu taahhütleri kabul ederek sonlandırdı. Bu karar, iki dev arasındaki “münhasırlık” (exclusivity) anlaşmasını fiilen ortadan kaldırarak, sektördeki diğer yapımcılar ve televizyon kanalları için rekabetin önünü açan, emsal niteliğinde bir sonuç doğurdu.
Rekabet Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre, soruşturmanın temelini, OGM ve STAR TV arasında imzalanan ve birbirlerinin rakipleriyle çalışmalarını engelleyen sözleşme maddeleri oluşturuyordu. Soruşturma, bu sözleşmenin;
-
STAR TV’nin, OGM dışındaki başka bir yapım şirketiyle çalışmasını,
-
OGM Prodüksiyon’un da, STAR TV dışındaki başka bir televizyon kanalına dizi veya film satmasını
engelleyerek 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal edip etmediğini inceliyordu.
Taahhütle Gelen Çözüm: “Herkes Herkesle Çalışabilir”
Soruşturma sürecinde her iki şirket de, Rekabet Kurulu’na bu rekabeti kısıtlayıcı uygulamalara son vereceklerine dair bir dizi taahhütte bulundu. Kurul’un bu taahhütleri yeterli ve inandırıcı bularak kabul etmesiyle, soruşturma herhangi bir para cezası uygulanmadan sonlandırıldı.
Bu kararla birlikte artık;
-
STAR TV, istediği diğer yapım şirketleriyle de proje geliştirebilecek.
-
OGM Prodüksiyon, ürettiği içerikleri istediği diğer televizyon kanallarına da satabilecek.
Rekabet Kurumu, bu taahhütlerle birlikte “münhasırlık içeren anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı etkilerinin ortadan kaldırıldığını” belirtti.
Finans Hattı Yorum:
Rekabet Kurulu’un bu kararı, sadece iki büyük şirketi ilgilendiren bir soruşturma olmanın çok ötesinde, Türk medya ve prodüksiyon sektörünün işleyiş dinamiklerini ve gelecekteki rekabet yapısını derinden etkileyecek, son derece stratejik bir adımdır.
1. “Münhasırlık” Anlaşmalarının Sonu mu Geliyor?
Bu kararın en önemli sonucu, medya sektöründe sıkça görülen ve genellikle büyük oyuncuların pazar güçlerini pekiştirmek için kullandığı “münhasırlık” anlaşmalarının artık Rekabet Kurulu’nun radarında olduğunu net bir şekilde göstermesidir. Bu, sektördeki diğer büyük yayıncılar (TV kanalları, dijital platformlar) ile büyük yapımcılar arasındaki benzer anlaşmalar için de bir emsal teşkil edecektir. Kurul, “birbirinizle özel anlaşmalar yaparak pazarı başkalarına kapatamazsınız” mesajını net bir şekilde vermiştir.
2. Pazar Daha “Demokratik” ve “Rekabetçi” Hale Gelecek:
Bu kararın sektördeki en büyük kazananları, muhtemelen küçük ve orta ölçekli yapımcılar ile diğer televizyon kanalları olacaktır.
-
Küçük Yapımcılar İçin Fırsat: Artık STAR TV gibi büyük bir alıcı, sadece tek bir yapımcıya bağlı kalmayacağı için, projesi olan diğer küçük ve bağımsız yapımcıların da bu büyük kanallara iş yapma şansı artacaktır.
-
Diğer Kanallar İçin Fırsat: Diğer televizyon kanalları da, OGM gibi reyting rekorları kıran dizilerin yapımcısı olan bir “hit makinesinden” içerik satın alma fırsatına kavuşmuş olacak.
Bu durum, pazardaki içerik çeşitliliğini ve kalitesini artırarak, nihayetinde izleyiciye de fayda sağlayacaktır.
3. Borsa İstanbul Şirketleri İçin Anlamı:
Bu karar, Borsa İstanbul’da işlem gören medya ve yapım şirketleri için de önemli sonuçlar doğurur.
-
STAR TV’nin Sahibi (Doğuş Grubu – Halka Açık Değil): Şirket, artık daha geniş bir yapımcı havuzundan proje seçme esnekliğine kavuşarak, içerik maliyetlerini daha rekabetçi bir seviyeye çekebilir.
-
Diğer Medya Grupları (DOĞAN HOLDİNG – DOHOL, TURKCELL – TCELL vb.): OGM gibi başarılı bir yapımcıdan içerik alabilme potansiyeli, bu grupların yayın platformlarının (Kanal D, TV+, Exxen vb.) içerik kalitesini ve rekabet gücünü artırabilir.
-
Yapım Şirketleri: OGM’nin artık tek bir kanala bağlı olmaması, şirketin farklı alıcılara iş yaparak gelirlerini çeşitlendirmesi ve pazarlık gücünü artırması anlamına gelir. Bu, halka açık diğer yapım şirketleri için de olumlu bir emsaldir.
Sonuç olarak, Rekabet Kurulu’nun bu “taahhütle sonlandırma” kararı, cezalandırmaktan çok, “piyasayı yeniden düzenlemeyi” ve daha rekabetçi bir yapı oluşturmayı hedefleyen, akılcı ve piyasa dostu bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır.

