Türkiye, yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını hızlandırırken, rüzgar enerjisi sektöründe dikkat çekici bir büyüme performansı sergiliyor. TÜREB Başkanı Erden tarafından yapılan yazılı değerlendirmeye göre, Türkiye 2025 yılında faaliyete geçirdiği yaklaşık 2,1 gigavatlık yeni kurulumla Avrupa kıtasında en çok yeni rüzgar kapasitesi devreye alan ikinci ülke konumuna yerleşti.
Ne Oldu? Sektörün Teknik Kabiliyeti ve Temel İhtiyaçları
Yatırım iştahı ve sanayi altyapısının sektörün teknik kapasitesini yansıtan çok önemli göstergeler olduğuna dikkat çeken Erden, rüzgar enerjisi hedeflerine ulaşabilmek adına üç temel başlığın hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu konular şu şekilde sıralandı:
- İzin süreçleri
- Şebeke bağlantı kapasitesi
- Finansmana erişim
Neden Önemli? İzin Süreçleri ve Şebeke Entegrasyonu
Mevzunun sadece santral inşa etmekten ibaret olmadığını, üretilen elektriğin sisteme esnek ve güvenli bir biçimde entegre edilebilmesinin büyük önem kazandığını ifade eden Erden, yatırımların hızını bağlantı imkanları ile yüksek kaliteli rüzgar sahalarındaki trafo kapasitelerinin doğrudan belirlediğine işaret etti. İzin mekanizmaları hakkında değerlendirmelerde bulunan Erden şu ifadeleri kullandı:
“Lisans, ÇED, orman, kamulaştırma, imar, bağlantı ve diğer idari süreçler hala yatırım takvimini uzatabiliyor. Sektörün beklentisi, ‘süper izin’ yaklaşımının daha sistematik hale gelmesi ve tüm kurumlarda eşgüdümlü, takvime bağlı bir izin mekanizmasının kurulmasıdır. EPDK’ye göre ‘Süper İzin’ sonrasında 23 projede 208 megavat kapasite devreye alındı. Bu bize doğru idari mekanizmanın sonuç üretebildiğini gösteriyor.”
Avrupa genelinde de şebeke ve izin süreçlerinin rüzgar sektörünün önündeki en büyük darboğazlar arasında öne çıktığını hatırlatan Erden, açıklamasına şöyle devam etti:
“Bu nedenle TEİAŞ tarafında iletim yatırımlarının hızlandırılması, bağlantı kapasitelerinin daha öngörülebilir takvimlerle açıklanması ve depolamayla hibrit yapıları destekleyen yeni şebeke mimarisinin oluşturulması gerekiyor. Avrupa’da da rüzgar sektörünün önündeki en büyük darboğazlar arasında izinler ve şebekeler öne çıkıyor. Türkiye ise aynı başlıklarda reformu derinleştirmek için çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca yatırımcının uzun vadeli, öngörülebilir gelir yapısına ve maliyeti makul olan finansmana ihtiyacı var.”
Nasıl Çözülecek? YEKA İhaleleri ve Kapasite Planlamaları
“Rüzgar sektörü YEKA’nın düzenli hale gelmesini bekliyor” mesajını veren Başkan Erden, yatırımcı güveninin pekişmesi için piyasa tasarımında öngörülebilirliğin ve kapasite tahsislerinin önceden duyurulmasının şart olduğunu söyledi. Düzenli YEKA ihalelerinin önemine değinerek şunları kaydetti:
“Kapasite tahsislerinin önceden ilan edilmesi ve piyasa tasarımında öngörülebilirliğin korunması yatırımcı güvenini güçlendirir. 2025 YEKA yarışmalarıyla birlikte yaklaşık 4 gigavata yakın yeni kapasitenin ihale edilmiş olması bu açıdan önemli. Sektörün en büyük beklentisi, bunun istisnai değil düzenli hale gelmesidir.”
| Metrik / Kategori | Veri / Değer |
|---|---|
| 2025 Yeni Kurulum Kapasitesi | Yaklaşık 2,1 gigavat |
| Avrupa’daki Konumu | 2. Ülke |
| EPDK ‘Süper İzin’ ile Devreye Alınan Proje Sayısı | 23 proje |
| EPDK ‘Süper İzin’ ile Devreye Alınan Kapasite | 208 megavat |
| 2025 YEKA Kapsamında İhale Edilen Yeni Kapasite | Yaklaşık 4 gigavat |
Nerede ve Ne Zaman? TÜREK 2026 ve COP31 Gündemi
Başkan Erden, 12-13 Mayıs tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek olan 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK 2026) hakkında da detaylar paylaştı. Sektörün kalbi TÜREK ile Ankara’da atacak diyen Erden, kongrenin rüzgar enerjisi paydaşlarının en önemli buluşma noktalarından biri olacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geçtiğimiz yıla kıyasla hem katılımcı sayısında hem de uluslararası ilginin belirgin şekilde arttığını görüyoruz. Bu da Türkiye’nin rüzgar enerjisinde giderek daha güçlü bir cazibe merkezi haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor. 2035 hedeflerimiz doğrultusunda rüzgar enerjisinin büyüme alanlarını, yeni kapasite planlamalarını ve YEKA modelinin nasıl evrileceğini birlikte değerlendireceğiz. Özellikle deniz üstü rüzgar, yerli sanayinin gelişimi ve tedarik zincirinin güçlendirilmesi konularında Avrupa ile daha yakın iş birliklerini konuşacağımız bir zemin oluşturuyoruz.”
Türkiye’de düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (BMİDÇS) 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecinin yaklaştığına işaret eden Erden, bu dev platformda ülkenin enerji dönüşümündeki rolünün ve rüzgar enerjisinin küresel iklim hedeflerine katkısının çok daha güçlü bir şekilde ortaya konulmasını önemsediklerini dile getirdi ve sözlerini şöyle noktaladı:
“Uluslararası konuşmacıların ve yatırımcıların yoğun ilgisiyle, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli çok daha güçlü şekilde anlatma fırsatı bulacağız. TÜREK’i sadece bir kongre olarak değil, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren ve somut iş birliklerine zemin hazırlayan bir platform olarak konumlandırıyoruz. Burada kurulan temasların, önümüzdeki dönemde hayata geçecek projelere doğrudan katkı sağladığını zaten görüyoruz. Bu yıl da aynı şekilde, yeni yatırım kararlarının ve ortaklıkların konuşulduğu, sektörün yönünü birlikte belirlediğimiz güçlü bir buluşma olacağına inanıyorum.”

