Yapay zeka, çip ve elektrikli araç üretimine odaklanan devler, ABD tarife riskine karşı iç pazarı ve yeni ihracat kanallarını güçlendiriyor.
Güney Kore ekonomisinin devleri, ülkenin teknolojik ve endüstriyel geleceğini şekillendirecek yüz milyarlarca dolarlık devasa yurt içi yatırım planlarını açıkladı. Samsung Electronics ve Hyundai Motor Grubu öncülüğündeki bu hamleler, yapay zeka, yarı iletkenler ve elektrikli araçlar gibi stratejik sektörlere odaklanıyor.
Samsung Grubu, önümüzdeki beş yıl içinde Güney Kore’de toplam 450 trilyon won (yaklaşık 311 milyar dolar) tutarında yatırım yapacağını duyurdu. Bu planın en önemli parçası olarak Samsung Electronics, yapay zeka (AI) talebindeki küresel patlamaya yanıt vermek amacıyla Pyeongtaek’teki devasa tesisine yeni bir çip üretim hattı ekleyecek. Samsung Başkanı Jay Y. Lee, bu yatırımlarla gençlere kaliteli iş imkanları yaratacaklarını ve KOBİ’lerle işbirliklerini geliştireceklerini belirtti.
Otomotiv devi Hyundai Motor Grubu ise 2026-2030 döneminde Güney Kore’de 125,2 trilyon won (yaklaşık 86,5 milyar dolar) yatırım yapacağını açıkladı. Bu rakam, grubun bir önceki beş yıllık yatırım planını önemli ölçüde aşıyor. Yatırımların 50,5 trilyon wonu (35 milyar dolar) yapay zeka ve geleceğin iş alanlarına, 48,4 trilyon wonu Ar-Ge’ye ve 36,2 trilyon wonu ise üretim tesislerinin modernizasyonuna ayrılacak.
Bu devasa yatırım duyuruları, Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung’un iş dünyası liderleriyle yaptığı ve ABD’ye yönelik 350 milyar dolarlık yatırım taahhüdünün ardından yurt içi yatırımların önemini vurguladığı bir toplantının ardından geldi. Hyundai Başkanı Euisun Chung, ABD’nin %15’lik otomotiv tarifelerinin yarattığı riske dikkat çekerek, bu yatırımlarla ihracat pazarlarını çeşitlendireceklerini ve 2030’a kadar elektrikli araç fabrikalarıyla otomobil ihracatını iki katına çıkaracaklarını söyledi.
Finans Hattı Yorumu:
Güney Koreli devlerin açıkladığı bu astronomik yatırım rakamları, basit bir kapasite artış planının çok ötesinde, jeopolitik ve teknolojik bir “hayatta kalma ve liderlik” stratejisidir. Bu hamlenin arkasında yatan üç temel motivasyon var:
1. Jeopolitik Riskten Arınma (De-risking): Hyundai Başkanı’nın ABD tarifelerine doğrudan atıfta bulunması, her şeyin başlangıç noktasını özetliyor. ABD ve Çin arasındaki teknoloji ve ticaret savaşları, Güney Kore gibi ihracata dayalı bir ekonomi için en büyük tehdit. Şirketler, tek bir pazara (özellikle ABD ve Çin) aşırı bağımlı olmanın getirdiği riskleri azaltmak için üretim ve Ar-Ge üslerini kendi anavatanlarında güçlendirerek bir “kale” inşa ediyor.
2. Geleceğin Sektörlerine Hükmetme: Yatırım yapılan alanlar tesadüfi değil: Yapay zeka, yeni nesil çipler ve elektrikli araçlar. Bu, 21. yüzyılın endüstriyel savaş alanıdır. Samsung, sadece daha fazla bellek çipi üretmek için değil, yapay zeka devriminin beyni olacak işlemcileri üretmek için yatırım yapıyor. Hyundai, sadece daha fazla araba üretmek için değil, geleceğin akıllı ve elektrikli mobilite ekosistemini kontrol etmek için yatırım yapıyor. Bu, bir savunma hamlesinden çok, geleceğin en kârlı pazarlarında liderliği ele geçirme amaçlı bir taarruzdur.
3. Ulusal Strateji ve Sosyal Sorumluluk: Bu yatırımlar, aynı zamanda Güney Kore hükümetinin ulusal teknoloji stratejisiyle tam bir uyum içindedir. Devlet, bu stratejik sektörlere yatırım yapan şirketlere teşvikler sunarken, şirketler de yurt içi istihdamı artırarak ve KOBİ ekosistemini destekleyerek bir nevi “ulusal görevi” yerine getiriyor. Bu, devlet ve özel sektör arasında, ülkenin geleceğini güvence altına almak için kurulmuş simbiyotik bir ilişkidir.
Sonuç olarak bu devasa yatırım dalgası, Güney Kore’nin değişen dünya düzenine verdiği en güçlü yanıttır. Bu, sadece fabrikalar ve binalar inşa etmek değil, aynı zamanda ülkenin gelecekteki teknolojik bağımsızlığını ve ekonomik refahını inşa etmektir.
