Kredi derecelendirme kuruluşu, yüksek faizlerin en önemli unsur olmaya devam edeceğini belirtirken, şirketlerin güçlü likidite profilleri sayesinde 2028’e kadar önemli bir refinansman riski taşımadığını vurguladı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Türk şirketlerinin 2026 yılı kredi notları görünümüne ilişkin kritik bir rapor yayımladı. Raporda, Türk şirketlerinin kredi kalitelerinin 2025 yılında zayıfladığına dikkat çekilirken, devam eden zorlu ekonomik koşullar ve şirkete özel nedenlerle 4 yüksek notlu şirketin notlarında negatif adımlar görüldüğü belirtildi.
Ancak 1 Aralık tarihli değerlendirmede, gelecek yıla dair daha iyimser bir tablo çizildi. S&P, şirketlerin notlarına ilişkin ek negatif baskıların gelecek yıl için sınırlı olduğunu vurgulayarak, şu an sadece 1 şirketin not görünümünün negatif olduğunu kaydetti.
Raporda, “Yüksek faiz oranları Türk şirketler açısından en önemli kredi notu unsuru olmaya devam edecek” uyarısı yapılırken, politika faizinde beklenen indirimlerle birlikte trendlerde iyileşme öngörüldüğü ifade edildi. S&P, not verdiği şirketlerin ekonomik zorluklara rağmen dirençli kârlılıklarını korumalarını bekliyor.
Şirketlerin finansal sağlıklarına ilişkin yapılan değerlendirmede ise, “Birçok şirketin likidite profilleri güçlü, 2028’e kadar kayda değer bir refinansman ihtiyaçları görünmüyor” denildi. Raporda ayrıca, şirket bilançolarında ek bir zayıflama beklenmediğinin altı çizildi.
Finans Hattı Yorumu:
S&P Global Ratings’in raporu, Türk reel sektörü için “en kötü geride kaldı” sinyali olarak okunabilir. 2025 yılında yaşanan kredi kalitesindeki bozulmanın durulması ve 2026 için negatif baskıların sınırlı olduğunun belirtilmesi, şirketlerin makroekonomik dengelenme sürecine uyum sağladığını gösteriyor.
Raporun yatırımcılar açısından en kritik ve rahatlatıcı tespiti, 2028’e kadar kayda değer bir refinansman ihtiyacının bulunmamasıdır. Mevcut yüksek faiz ortamında, şirketlerin borç çevirme (roll-over) zorunluluğunun olmaması, onlara faizlerin düşmesini beklemek için çok değerli bir zaman kazandırıyor. Bu durum, şirketlerin nakit akışlarını borç servisine değil, operasyonel verimliliğe yönlendirmelerine olanak tanıyacaktır.
Şirketlerin kârlılıklarının “dirençli” olarak nitelendirilmesi, Borsa İstanbul’daki sanayi ve hizmet şirketlerinin operasyonel kaslarının güçlü olduğunu teyit ediyor. Faiz indirim döngüsünün başlamasıyla birlikte, finansman giderlerinin azalması ve bu dirençli kârlılığın net kâra daha güçlü yansıması beklenebilir. Bu rapor, orta vadeli projeksiyonlarda Türk şirketlerine yönelik risk algısının azaldığını teyit eden önemli bir göstergedir.
