Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul’da uygulanan açığa satış yasağı ve kredili işlemlerdeki esnekliği 27 Mart seans sonuna kadar devam ettirme kararı aldı.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), piyasalardaki volatiliteyi azaltmaya ve yatırımcıyı korumaya yönelik aldığı tedbirlerin süresini uzatma kararı aldı. Kurul tarafından yapılan duyuruya göre, Borsa İstanbul pay piyasalarında uygulanan açığa satış yasağı, 27 Mart seans sonuna kadar devam edecek.
Aynı kararla, yatırımcıların kredili işlem (marj ticareti) yapabilmeleri için aracı kurumlara sundukları teminatların hesaplanmasında kullanılan öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirin süresi de yine 27 Mart seans sonuna kadar uzatıldı.
Bu kararlar, özellikle Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimin ardından piyasalarda artan satış baskısını ve dalgalanmayı sınırlamaya yönelik “önleyici tedbirler” olarak değerlendiriliyor.
Finans Hattı Yorumu:
SPK’nın açığa satış yasağını uzatma kararı, piyasalardaki olağanüstü koşulların devam ettiğinin ve regülatörün “temkinli” duruşunu koruduğunun net bir göstergesidir. Açığa satış, bir hissenin düşüşüne oynayarak para kazanmayı hedefleyen bir işlem türüdür. Jeopolitik kriz gibi panik ve belirsizlik ortamlarında, açığa satış işlemleri piyasadaki düşüşü daha da derinleştirerek bir “sarmala” dönüştürme potansiyeli taşır. SPK, bu yasağı uzatarak, piyasa üzerinde oluşabilecek spekülatif ve aşırı satış baskısını engellemeyi amaçlıyor. Bu, özellikle küçük yatırımcıyı ani ve sert düşüşlerden korumaya yönelik bir adımdır.
Kredili işlemlerdeki öz kaynak oranının esnek tutulması ise, düşüşlerde yatırımcıların teminat tamamlama çağrısı (“margin call”) ile karşılaşarak pozisyonlarını zararına kapatmak zorunda kalmasını önlemeye yönelik bir “tampon” görevi görüyor. Bu iki karar birlikte ele alındığında, SPK’nın piyasaya “sakin olun, panik yapmayın, biz buradayız ve düşüşün bir çöküşe dönüşmesini engellemek için gerekli araçları kullanıyoruz” mesajını verdiğini söyleyebiliriz.
Ancak bu tedbirlerin piyasanın yönünü tek başına değiştiremeyeceği unutulmamalıdır. Bunlar, birer “ağrı kesici” gibidir; altta yatan hastalığı (jeopolitik riskler, enflasyon endişeleri vb.) tedavi etmezler, sadece semptomları hafifletirler. Piyasaların gerçek anlamda toparlanması için jeopolitik tansiyonun düşmesi ve makroekonomik görünümün netleşmesi gerekecektir.

