Mavi Vatan’da Yeni Güç: Milli İnsansız Denizaltı NETA 300 Envantere Giriyor
Türk savunma sanayiinin öncü şirketlerinden STM, Türkiye’nin denizlerdeki gücünü ve teknolojik bağımsızlığını bir üst seviyeye taşıyacak iki kritik gelişmeyi duyurdu. STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Türkiye’nin Milli İnsansız Otonom Sualtı Aracı NETA 300’ün deniz testlerinin başarıyla devam ettiğini ve çok yakın zamanda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine gireceğini açıkladı. Bu hamle, Türkiye’yi su altı insansız sistemler alanında dünyanın sayılı ülkeleri arasına sokacak.
Günün en stratejik haberi ise denizaltı teknolojisinden geldi. Güleryüz, dünyada sadece birkaç ülkenin üretebildiği ve Reis Sınıfı Denizaltıların en kritik ve karmaşık bölümü olan torpido kovanlarının yer aldığı baş kısım **”Section 50″**nin, STM mühendisliği ve koordinasyonunda ilk kez tamamen yerli ve milli imkanlarla Türkiye’de üretildiğini duyurdu. Bu tarihi başarı, Türkiye’nin kendi milli denizaltısını üretme (MİLDEN) yolundaki en önemli ve en zorlu virajlardan birini döndüğü anlamına geliyor.
“Kendi Denizaltımızı Üretmememiz İçin Hiçbir Sebep Yok”
TEKNOFEST Mavi Vatan etkinliğinde konuşan STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Section 50 üretiminin önemini vurgulayarak, “Ülkemizin askeri denizcilik ekosisteminin sahip olduğu yetkinliklerle kendi denizaltımızı üretmememiz için hiçbir sebep yok,” dedi. Güleryüz, denizaltının mekanik olarak üretimi en zor kısmı olan bu bölümün Türkiye’de üretilebilmesinin, milli denizaltı projesi için gerekli altyapının da kurulmaya başlandığı anlamına geldiğini belirtti.
İnsansız Denizaltı Ailesi Geliyor
Suyun altında insansız sistemler konusunda çok iddialı olduklarını belirten Güleryüz, NETA 300’ün testlerinin başarıyla sürdüğünü ve envantere gireceğini açıkladı. “NETA’yı da insansız denizaltı ailesi olarak sunuyoruz,” diyen Güleryüz, bu platformu farklı ihtiyaçlara göre sürekli geliştireceklerini ve Türkiye’yi bu alanda bir lider yapmayı hedeflediklerini söyledi.
STM500 Seri Üretime Hazır
Güleryüz ayrıca, STM’nin kendi özgün tasarımı olan mini denizaltı STM500‘ün de tasarımının tamamlandığını ve test üretimlerinin devam ettiğini belirtti. Güleryüz, “Bir sözleşme olması durumunda denizaltıyı oldukça seri ve mümkün olan en kısa sürede teslim edebilecek vaziyetteyiz,” diyerek hem Türk Deniz Kuvvetleri’ne hem de ihracat pazarlarına hazır oldukları mesajını verdi.
Finans Hattı Yorum:
STM’den gelen bu açıklamalar, sadece askeri başarılar değil, aynı zamanda Türkiye’nin yüksek teknoloji ve sanayi alanındaki stratejik derinliğini ve ekonomik potansiyelini gösteren, son derece önemli gelişmelerdir.
1. “Oyun Değiştirici” Teknoloji: İnsansız Sualtı Sistemleri
Ukrayna savaşının da gösterdiği gibi, modern savaşların kaderini giderek daha fazla insansız sistemler (İHA’lar, SİHA’lar, İDA’lar) belirliyor. NETA 300 gibi bir insansız otonom sualtı aracının envantere girmesi, Türk Deniz Kuvvetleri’ne mayın harbi, keşif-gözetleme ve sualtı operasyonlarında asimetrik bir üstünlük ve “oyun değiştirici” bir kabiliyet kazandıracaktır. Bu, aynı zamanda STM için milyarlarca dolarlık potansiyele sahip yeni bir ihracat kapısı anlamına gelmektedir.
2. Stratejik Bağımsızlıkta Zirve: Milli Denizaltı (MİLDEN)
Bir ülkenin kendi denizaltısını tasarlayıp üretebilmesi, teknolojik ve endüstriyel bağımsızlığın en üst seviyelerinden biridir. Denizaltının en karmaşık bölümü olan Section 50’nin yerli olarak üretilebilmesi, MİLDEN projesinin artık bir hayal olmadığını, teknik olarak ulaşılabilir bir hedef haline geldiğini göstermektedir. Bu, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda yüzlerce yerli alt yüklenici için iş hacmi ve yüksek teknoloji üretme yetkinliği anlamına gelen devasa bir endüstriyel çarpan etkisine sahiptir.
3. Borsa ve Savunma Sanayii Ekosistemi İçin Anlamı:
Bu gelişmeler, Borsa İstanbul’da işlem gören ana yüklenici ve alt yüklenici savunma sanayii şirketleri için uzun vadeli ve sürdürülebilir bir büyüme hikayesi sunmaktadır.
-
Ana Yükleniciler (ASELS, STM, HAVELSAN): Bu projelerde kritik rol oynayan bu şirketler için on yıllara yayılan, milyarlarca dolarlık istikrarlı bir sipariş akışı anlamına gelir.
-
Alt Yükleniciler: Denizaltı gibi karmaşık bir platform, özel çeliklerden hassas makinelemeye, yazılımdan elektronik sistemlere kadar yüzlerce farklı alt sistem gerektirir. Bu durum, sektördeki KOBİ’ler ve yan sanayi firmaları için de büyük bir iş potansiyeli ve teknolojik sıçrama fırsatı yaratmaktadır.
Bu projeler, Türk savunma sanayiini sadece bir “kullanıcı” olmaktan çıkarıp, en üst düzeyde bir “üretici” ve “teknoloji geliştirici” konumuna taşıyan stratejik adımlardır.

