Çatışmanın takvimini Trump’ın belirlemesine izin vermeyeceklerini duyuran İran, ön şart olarak suikastların ve saldırıların durdurulmasını koştu.
Orta Doğu’da kalıcı bir barış umuduyla Washington tarafından sunulan diplomatik çıkış yolu, Tahran duvarına çarptı. İran devlet televizyonu, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin sunduğu 15 maddelik barış planının resmi olarak reddedildiğini duyurdu. Bölgesel arabulucular aracılığıyla Washington’a iletilen ret mesajında, İran’ın savunma operasyonlarının ülkenin belirlediği stratejik koşullar karşılanana kadar kararlılıkla süreceği vurgulandı.
İranlı yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda, çatışmanın sona ermesi için masaya sürülen önerilerin “abartılı” bulunduğu ve Tahran’ın bu şartları mevcut haliyle bir müzakere temeli olarak görmediği ifade edildi. Tahran yönetimi, barış için birincil ve vazgeçilmez koşulun saldırıların ve suikastların derhal durdurulması olduğunu belirtirken; ABD Başkanı Donald Trump’ın çatışmanın bitişi için herhangi bir “zaman çizelgesi dayatmasına” asla izin verilmeyeceğinin altını çizdi. İran medyasında yer alan bilgilere göre yetkililer, “Çatışma ancak İran’ın koşulları karşılandığında ve İran’ın seçeceği zamanda sona erecektir” diyerek rest çekti.
Finans Hattı Yorum:
İran’dan gelen bu sert ret cevabı, küresel piyasalarda dün gece Trump’ın açıklamalarıyla başlayan “barış rallisinin” üzerine soğuk duş etkisi yaratma potansiyeline sahip. Finansal piyasalar, jeopolitik risklerin “çözüldüğü” varsayımıyla petrol fiyatlarını %5 aşağı çekmiş ve altın fiyatlarında bir miktar kâr realizasyonuna gitmişti. Ancak Tahran’ın bu hamlesi, jeopolitik risk priminin petrol ve emtia fiyatlarına yeniden hızla eklenmesine neden olabilir.
Analizimiz; İran’ın bu tutumunu bir “pazarlık stratejisi” olarak okumakla birlikte, “suikastların durdurulması” şartının askeri gerilimi tırmandırabileceği yönündedir. Piyasa oyuncuları için en büyük risk, Trump’ın “İran anlaşmaya istekli” söylemi ile Tahran’ın “müzakereyi reddediyoruz” çıkışı arasındaki retorik uçurumudur. Bu durum, piyasalarda “kamçı etkisi” (whipsaw) yaratarak volatiliteyi (oynaklığı) zirveye taşıyabilir. Özellikle Hürmüz Boğazı ve küresel enerji arz güvenliği üzerindeki tehdit algısı, İran’ın “zamanlamayı biz belirleriz” çıkışıyla birlikte daha öngörülemez bir evreye girmiştir.
Finansal enstrümanlar bazında bakıldığında; Brent petrolün yeniden 100 dolar sınırını test etmesi, dolar endeksinin (DXY) güvenli liman arayışıyla güçlenmesi ve altın fiyatlarının “savaş riski” fiyatlamasına geri dönmesi beklenebilir. Yatırımcıların, diplomatik manşetlerin doğruluğunu teyit etmeden agresif pozisyon almamaları, belirsizlik katsayısının bu denli yüksek olduğu bir ortamda en sağlıklı strateji olacaktır. Tahran’ın önerileri “abartılı” bulması, aslında masadaki 15 maddenin İran’ın egemenlik alanına (nükleer ve balistik programlar) çok sert müdahale ettiğinin bir göstergesidir; bu da diplomatik çözümün sanıldığından çok daha uzun ve sancılı bir süreç olacağını kanıtlamaktadır.
