Tarsus, köklü tarihi ve kültürel mirasını artık gastronomi dünyasındaki yenilikçi adımlarıyla taçlandırıyor. Bölgenin biyolojik çeşitliliğini koruma misyonuyla 2019 yılında 50 gönüllünün bir araya gelerek kurduğu Slowfood Tarsus Topluluğu, bu değişimin öncüsü konumunda. Topluluk; süt ürünleri, zeytin, buğday ve üzüm gibi temel tarım ürünleri üzerine kapsamlı bilimsel araştırmalar yürütürken, yerel değerleri geleceğe taşımayı hedefliyor.
Geleneksel Miras: Yeryüzü Pazarı ve Yerel Lezzetler
Topluluğun en dikkat çekici başarılarından biri, unutulmaya yüz tutmuş kızıl tort peynirini yeniden gün yüzüne çıkararak mutfak kültürüne kazandırmasıdır. Bu yerel kalkınma hamlesinin en güçlü ayağını ise Tarsus Yeryüzü Pazarı oluşturuyor. Yasmina Lokmanoğlu liderliğinde hayata geçirilen bu proje; Tarsus Belediyesi, Tarsus Ticaret Odası, Tarsus Ziraat Odası ve Tarsus Ticaret Borsası tarafından destekleniyor.
Konvansiyonel tarımın toprağa ve suya verdiği zarara karşı duran Slow Food hareketi, asırlık atalık tohumlarla yerinde üretimi temel alıyor. Bu pazarlarda, bölgenin iklimine uyumlu, genetiği korunmuş domatesler, biberler ve eski tadındaki çilekler doğrudan üreticiden tüketiciye ulaşıyor. Bu döngü, çiftçinin emeğinin karşılığını almasını sağlarken, tüketicinin de temiz gıdaya erişimini mümkün kılıyor.
Melih Demirel ve Taarsa: Bir Mutfak Devrimi
Tarsus’un zengin tarım potansiyeli ve Yeryüzü Pazarı‘nın sunduğu imkanlar, yaratıcı Şef Melih Demirel‘in bölgede Taarsa isimli bir lokanta açmasına vesile oldu. Uzun süren ürün araştırmalarının ardından kurulan bu işletme, sadece Tarsus için değil tüm Çukurova bölgesi için bir gastronomi modeli niteliği taşıyor. Restoran, 25 kişilik iç mekanı, antik taşlarla döşeli sokaklara açılan masaları ve tarihi Tarsus mimarisinin çevrelediği atmosferiyle misafirlerini büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor.
Taarsa‘nın menüsü, coğrafyanın sunduğu doğal tatları maskelemeden sofraya taşırken, şefin nitelikli ürünlere duyduğu saygıyı yansıtıyor. Tadım menüsünde Boltaş imzalı mandalinalı zeytinyağından, mutfakta hazırlanan taze tereyağına, Toroslar’dan toplanan kuzugöbeği mantarından Göksu Deltası’nın levreğine kadar geniş bir yelpaze sunuluyor. İlk kez karşılaşılan mavi orkide kökü gibi sıra dışı malzemelerle zenginleşen menü, genç ve disiplinli bir ekip tarafından servis ediliyor. Taarsa, Tarsus mutfağının çıtasını oldukça üst seviyeye taşıyarak, adeta şehrin yeni “boyut kapısı” haline gelmiş durumda.
Tarsus Gastronomi ve Konaklama Verileri
| Kategori | Detaylar |
| Slowfood Kuruluş | 2019 Yılı / 50 Kurucu Üye |
| Taarsa Kapasite | 25 Kişilik Kapalı Alan |
| Konaklama Mimari | 15 Adet 150+ Yıllık Tarihi Konak |
| Öne Çıkan Ürünler | Kızıl Tort Peyniri, Coğrafi İşaretli Humus |
Konaklama ve Tarihi Keşif Durakları
Bölgedeki konaklama deneyimi de mutfak kültürü kadar etkileyici. Wyndham Otel, Tarsus’un merkezinde, Hristiyan alemi için büyük önem taşıyan St. Paul Kuyusu’nun hemen karşısında konumlanıyor. Her biri 150 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan 15 restore edilmiş görkemli konak, misafirlere tarihi doku içinde eşsiz bir konaklama imkanı sağlıyor.
Tarsus ziyareti için pek çok neden bulunuyor. Coğrafi işaretli Tarsus humusu, farklı boyutlardaki (kuşgözü, bardakaltı, fındık) mini lahmacunlar ve içleri hurma, ceviz veya fıstıkla doldurulmuş mamuller, damaklarda iz bırakıyor. Bölgenin ünlü kebapları da bu lezzet şöleninin ayrılmaz bir parçası. Yeni havalimanına yakınlığı ve gezilecek pek çok tarihi noktasıyla Tarsus, keyifli bir hafta sonu tatili için ideal bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Belki de şehrin asıl gizemi meşhur 82 Evler kazısında değil, Taarsa gibi modern ve köklü lezzet duraklarında saklıdır.












