İzmir, Antalya ve Ankara havalimanları ‘karbon-nötr’ statüsüne ulaşırken, şirket 2050’de ‘net sıfır emisyon’ hedefini açıkladı. Bu strateji, şirkete finansman bulma konusunda da büyük avantaj sağlıyor.
Küresel iklim değişikliği ve artan toplumsal beklentilerle yeniden şekillenen iş dünyasında, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden TAV Havalimanları, sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine alarak son üç yılda yaklaşık 2,5 milyar Euro’luk bir yatırım programını hayata geçirdi. Şirket, operasyonlarını “yeşil finansman” ve “sürdürülebilirlik bağlantılı kredilerle” fonlayarak, bu alandaki kararlılığını ortaya koyuyor.
TAV’ın Sürdürülebilirlik Karnesi
| Kategori | Hedef / Başarı |
| Toplam Yatırım | Son 3 yılda ~2,5 Milyar Euro |
| Karbon Hedefleri | 2030: Tüm havalimanları karbon-nötr, 2050: Net sıfır emisyon |
| Karbon Nötr Havalimanları | İzmir, Antalya, Ankara |
| Enerji Yatırımları | İzmir, Bodrum, Ankara’da toplam 28 MW kapasiteli Güneş Enerjisi Santralleri (GES) |
| Fırsat Eşitliği | Yönetici kadrolarında %29 kadın temsil oranı (2024) |
| Finansman | Yeşil yatırım ve sürdürülebilirlik bağlantılı kredilere öncelik veriliyor |
Ankara Esenboğa, Türkiye’de Bir İlke İmza Attı
TAV Havalimanları Kurumsal İletişim Direktörü Erhan Kaptan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8 ülkede 15 havalimanı işleten TAV’ın, portföyündeki 11 havalimanının Avrupa Havalimanları Konseyi’nin (ACI Europe) prestijli Havalimanı Karbon Akreditasyonu (ACA) programında yer aldığını belirtti. Kaptan, “İzmir, Antalya ve Ankara havalimanlarımız karbon-nötr statüsünde. Ankara Esenboğa Havalimanı, ACA programı kapsamında Türkiye’de ‘Seviye 4+’ya ulaşan ilk havalimanı oldu,” dedi.
Şirketin nihai hedefinin ise 2050’de net sıfır emisyona ulaşmak olduğunu vurgulayan Kaptan, son bir yılda özellikle enerji yatırımlarına odaklandıklarını ve İzmir, Bodrum, Ankara’yı kapsayan 28 MW’lık GES projelerine başladıklarını, Bodrum’daki santralin ise şimdiden devreye girdiğini söyledi.
“Finansmana Erişmekte Zorlanmıyoruz”
Yeşil finansman ve sürdürülebilirlik bağlantılı kredilerin yatırımlarında önemli bir rol oynadığını belirten Kaptan, şirketin bu alandaki güçlü itibarının finansmana erişimi kolaylaştırdığını ifade etti. Kaptan, “Sahip olduğumuz itibar sayesinde sürdürülebilirlik alanında da finansmana erişimde zorlanmıyoruz. Son üç yılda yaklaşık 2,5 milyar avroluk yatırım programını hayata geçirdik. Bu yatırımların finansmanında, en yüksek sürdürülebilirlik standartlarını koşul olarak sunan Türkiye merkezli ve uluslararası kuruluşlarla çalıştık,” diye konuştu.
Stratejinin İki Ayağı: Çevre ve Toplum
TAV’ın sürdürülebilirlik stratejisinin sadece çevreyi korumakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda faaliyet gösterdikleri bölgelerdeki yerel toplulukların kalkınmasını da hedeflediğini belirten Kaptan, “Fırsat Eşitliği Modeli” sertifikalı bir şirket olduklarını ve yönetici kadrolarındaki kadın temsil oranını %29’a çıkardıklarını vurguladı. Kazakistan’ın Almatı şehrinde yürüttükleri “Kültürel Miras Projesi” ile de tarihi bir terminali koruyarak müzeye dönüştürdüklerini ekledi.
Finans Hattı Yorumu:
TAV Havalimanları’nın bu stratejisi, “sürdürülebilirliğin” artık bir “halkla ilişkiler” faaliyeti veya bir “maliyet kalemi” olmadığını; aksine, kârlılığı, rekabet gücünü ve finansmana erişimi doğrudan etkileyen bir “stratejik varlık” olduğunu kanıtlıyor.
-
“Yeşil Finansman” Avantajı: Bu, hikayenin en kritik noktası. Artık küresel finans kuruluşları (EBRD, IFC gibi) ve büyük yatırım fonları, kredi verirken veya yatırım yaparken şirketlerin Çevre, Sosyal ve Yönetişim (ESG) performansını en ön sıraya koyuyor. TAV gibi güçlü bir sürdürülebilirlik karnesine sahip olan şirketler, bu sayede hem daha kolay hem de potansiyel olarak daha uygun maliyetli finansman bulabiliyor. Bu, rakiplerine karşı muazzam bir rekabet avantajıdır.
-
Operasyonel Verimlilik = Kârlılık: Güneş enerjisi yatırımları, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital atık yönetimi gibi adımlar, sadece çevreyi korumakla kalmaz, aynı zamanda şirketin en büyük gider kalemlerinden olan enerji ve operasyonel maliyetleri doğrudan düşürür. Bu, kâr marjlarını ve şirketin finansal dayanıklılığını artıran akıllıca bir hamledir.
-
Marka İtibarı ve “Lisans to Operate”: Günümüz dünyasında, topluma ve çevreye duyarlı olmayan şirketlerin “faaliyet lisansı” (license to operate) giderek daha fazla sorgulanıyor. TAV’ın fırsat eşitliği, yerel kalkınma ve kültürel mirası koruma gibi projelere yatırım yapması, şirketin sadece bir “işletmeci” değil, aynı zamanda faaliyet gösterdiği toplumun bir “paydaşı” olduğunu gösterir. Bu, hem müşteri sadakatini hem de kamu kurumları nezdindeki itibarını güçlendirir.
Sonuç olarak, TAV’ın bu çok yönlü sürdürülebilirlik stratejisi, şirketin sadece bugünün bilançosunu değil, aynı zamanda yarının dünyasını ve gelecekteki kârlılığını da inşa ettiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, Borsa İstanbul’da işlem gören diğer büyük sanayi ve hizmet şirketleri için de izlenmesi gereken ders niteliğinde bir başarı öyküsüdür.
