Altın Rezervlerindeki Ralli Rezervleri Uçurdu, Yabancı Tahvilden Çıkmıyor, Hissede Satış Sürüyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri, özellikle altın rezervlerindeki güçlü artışın etkisiyle bu hafta da yükselişini sürdürerek tarihi zirvesine yaklaştı. Yabancı yatırımcılar ise tahvil piyasasına giriş yapmaya devam ederken, hisse senedi piyasasındaki satış pozisyonlarını korudu.
Toplam Rezervlerde 8,7 Milyar Dolarlık Güçlü Artış
TCMB’nin haftalık para ve banka istatistiklerine göre, 17 Ekim ile biten haftada:
-
Toplam Rezervler: Bir önceki haftaki 189,7 milyar dolardan 8,7 milyar dolarlık sert bir artışla 198,4 milyar dolara yükseldi.
-
Net Uluslararası Rezervler: 390 milyon dolarlık artışla 79,22 milyar dolardan 79,61 milyar dolara çıktı.
Artışın Motoru Altın Oldu
Rezervlerdeki bu haftalık güçlü sıçramanın ana kaynağı, küresel piyasalarda rekor kıran altın fiyatlarının da etkisiyle altın rezervlerindeki artış oldu.
-
Altın Rezervleri: Bir haftada yaklaşık 8,8 milyar dolar artarak 102,39 milyar dolardan 111,17 milyar dolara fırladı.
-
Döviz Rezervleri: 87,33 milyar dolardan 87,27 milyar dolara sınırlı bir gerileme gösterdi.
Yabancı Yatırımcı Tahvile Giriyor, Hisseden Çıkıyor
Yabancı yatırımcıların menkul kıymet hareketlerinde ise geçen haftaki eğilim devam etti:
-
Tahvil (DİBS): Yurt dışı yerleşikler, geçen hafta devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) 151,1 milyon dolarlık net alış yaptı.
-
Hisse Senedi: Yabancılar, hisse senedi piyasasında ise 178 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi.
Finans Hattı Yorum: TCMB’nin rezerv verileri, bu hafta oldukça çarpıcı bir tabloyu ortaya koyuyor. Toplam rezervlerin 200 milyar dolar sınırına dayanması, hiç şüphesiz Türkiye’nin dış şoklara karşı tamponunu güçlendiren pozitif bir gelişme. Ancak bu artışın neredeyse tamamının, TCMB’nin aktif bir alımından ziyade, küresel altın fiyatlarındaki rallinin yarattığı “değerleme etkisinden” kaynaklandığını not etmek önemli. Brüt döviz rezervlerinin yerinde sayması da bu durumu teyit ediyor.
Yabancı yatırımcı hareketleri ise para politikasının etkilerini net bir şekilde gösteriyor. Yabancıların art arda ikinci haftada da yüksek faiz ortamından faydalanmak için tahvil piyasasına net giriş yapması, ortodoks politikaların en azından sıcak para akışı açısından çalıştığının bir kanıtı. Buna karşılık, aynı yabancıların hisse senedi piyasasından çıkış yapmaya devam etmesi, Borsa İstanbul’a yönelik risk iştahlarının hala zayıf olduğunu ve ekonominin geneline yayılan bir güven artışının henüz tam olarak sağlanamadığını gösteriyor. Bu “tahvile evet, hisseye hayır” ayrışması, yabancı yatırımcının hala temkinli olduğunu ve getiri arayışında daha az riskli gördüğü sabit getirili enstrümanları tercih ettiğini ortaya koyuyor. Bugünkü PPK kararından çıkacak mesajlar, bu ayrışmanın önümüzdeki haftalarda devam edip etmeyeceği konusunda belirleyici olacaktır.
