Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı çalışmalar neticesinde, ülkenin dış yükümlülüklerine dair verilerin tek bir merkezden sunulması kararlaştırıldı. Bu adım doğrultusunda, Türkiye Dış Borç İstatistikleri’nin yayımlanması görevini üstlenen TCMB, hesaplama metodolojisinde uluslararası normlara uyum sağlamak amacıyla köklü değişiklikler gerçekleştirdi.
Kim Tarafından ve Nerede Hazırlandı?
Yapılan metodolojik yenilikler, TCMB’nin Veri Yönetişimi ve İstatistik Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Uzman Özgecan Çatalçam, Uzman Furkan Çelen, Kıdemli Uzman Eda Altuntaş Dursun ve Başuzman Hakan Hüsnü Toprak tarafından detaylı bir analize dönüştürüldü. “Dış Borç ve Ödemeler Dengesi İstatistiklerinin Derlenmesi ve Yayımlanmasında Yeni Dönem” ismini taşıyan bu çalışma, merkez bankasının resmî blog sayfası olan Merkezin Güncesi platformunda okuyucularla paylaşıldı.
Ne Değişti ve Neden Yapıldı?
Hazırlanan analize göre, Dış Borç İstatistikleri’nin veri derleme standartları tamamen Uluslararası Para Fonunun (IMF) Dış Borç İstatistikleri El Kitabı çerçevesinde yeniden kurgulandı. Yapılan temel değişiklikler ve hedeflenen uyum süreci şu şekildedir:
- Borçlanma senetlerindeki dış borç tanımında, senedin ihraç edildiği yer değil, senedi elinde bulunduranın yerleşikliği esas alınmaya başlandı.
- Menkul kıymet değerlemelerinde nominal tutarlar yerine piyasa değerleri kullanıldı.
- Menkul kıymet faiz giderlerinin Ödemeler Dengesi İstatistikleri’ne yansıtılması sürecinde yepyeni mikro veri kaynakları devreye alındı.
Nasıl Uygulanacak?
Söz konusu değişimin teknik detayları, paylaşılan çalışmada şu ifadelerle aktarıldı:
“Örneğin, Genel Hükûmet tarafından ihraç edilen bir iç borçlanma senedi yurt dışı yerleşikler tarafından satın alınıyorsa, buna ilişkin kaydın iç borç değil dış borç olarak kaydedilmesi gerekiyor. Benzer şekilde, yurt dışında ihraç edilen bir borçlanma senedi yurt içi yerleşiklerce satın alınıyorsa dış borç değil iç borç olarak sınıflanıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Türkiye Dış Borç İstatistiklerinde ise borçlanma araçlarının sınıflandırılmasında ihraç yeri esas alınmakta, yurt içi borçlanma araçları iç borç, yurt dışı borçlanma araçlarının tamamı ise dış borç kapsamında izlenmekteydi. Uygulama değişikliği ile menkul kıymetler ihraç yeri bazlı sınıflandırma yerine, elinde bulunduranın yerleşikliği esas alınarak; değerleme ise nominal tutarlar yerine piyasa değerleri kullanılarak güncellendi. Böylelikle, Dış Borç İstatistikleri hâlihazırda aynı standartla yayımlanan UYP İstatistikleri ile de tam uyumlu hale geldi.”
Ne Zaman Devreye Girdi ve Etkileri Neler?
Yeni uygulama kapsamında, Dış Borç İstatistikleri 2005 yılına kadar geriye dönük olarak revize edildi. Yapılan analizde, farklı dönemlerin yeni metodolojiden nasıl etkilendiğine dair şu bulgulara yer verildi:
“Güncellemenin dış borç stokuna etkisi 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık 65 milyar dolar tutarında aşağı yönlü olup, dış borcun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı yüzde 36,7’den yüzde 32,5’e geriliyor. Eski yönteme göre derlenen dış borç serisi ile karşılaştırıldığında, metodoloji uyumlaştırması dış borç stokunu 2005-2016 döneminde yükseltirken, 2017 yılı sonrası dönemde aşağı yönlü etkiliyor.”
| Gösterge (2025 3. Çeyrek) | Eski Yöntem | Yeni Yöntem |
|---|---|---|
| Dış Borcun GSYH’ye Oranı | %36,7 | %32,5 |
| Dış Borç Stoku Etkisi | – | Yaklaşık 65 milyar dolar aşağı yönlü güncelleme |
Uzmanlar, 2017 yılından önceki süreçte eski hesaplamanın yeni seriden daha düşük kalmasını, o yıllarda iç borçlanma senetlerindeki yabancı sahiplik oranının yüksek olmasına bağladı. 2017 yılından sonraki dönemde ise yabancıların iç borçlanma senetlerindeki payının azalması ve tam tersi yönde yurt içi yerleşiklerin dış borçlanma senedi alımlarını artırması neticesinde yeni veri serisinin eskiye oranla daha düşük seviyelerde oluştuğu bildirildi.
Ödemeler Dengesinde Mikro Veri Entegrasyonu
TCMB, yerleşiklik esasının Ödemeler Dengesi İstatistikleri’ne eksiksiz entegre edilebilmesi için Birincil Gelir Dengesi altındaki “Gider” kalemini oluşturan menkul kıymet yükümlülüklerine bağlı faiz giderlerinin derlenmesinde de yöntem değişikliğine gitti. Daha önceki dönemlerde bankalar üzerinden toplu verilerle izlenen faiz ödemeleri, artık idari kayıtlara dayanan doğrudan menkul kıymet bazlı mikro hesaplamalarla takip edilecek.
Portföy yatırımları faiz gideri hesabındaki bu teknolojik ve istatistiki dönüşüm, raporda şu sözlerle değerlendirildi:
“Yeni yöntemde, TCMB bünyesindeki menkul kıymet sahipliği bilgisi ve Genel Hükûmetin yurt içi ihraçlarına ödenen faiz verileri ile Merkezi Kayıt Kuruluşundan (MKK) alınan menkul kıymetlerin faiz türü, faiz oranı ve kupon sıklığı bilgileri ISIN kodu bazında bir araya getiriliyor. Böylelikle, yurt dışı yerleşiklere yapılan faiz ödemeleri, her bir menkul kıymet özelinde ve dönem bazında çok daha hassas bir şekilde ayrıştırılarak veri kalitesi artırılıyor. Bu yöntem değişikliği ile 2020 yılı eylül ayından başlamak üzere Ödemeler Dengesi İstatistikleri Birincil Gelir Dengesi altında ‘Portföy Yatırımları/Gider’ kalemi, toplamda 8 milyar 922 milyon dolar yukarı yönlü güncellendi. Buna paralel olarak, söz konusu dönemde Cari İşlemler Dengesi ve Net Hata ve Noksan kalemi de aynı tutarda geçmişe dönük olarak güncellendi. Böylelikle, 2025 yılında cari işlemler açığının GSYH’ye oranı yüzde 1,9 seviyesinde gerçekleşti.”
