Raporda, 2026 enflasyon hedefi %16’da kalacaksa faizlerin sabit tutulması gerektiği vurgulanırken, beklentilerdeki bozulmaya ve yapısal risklere dikkat çekildi.
TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, Aralık 2025 tarihli değerlendirme notunda ekonomi yönetimine ve Merkez Bankası’na yönelik çarpıcı uyarılarda bulundu. Raporda, para politikasında güven ve öngörülebilirliğin sağlanabilmesi için enflasyon hedefi ile politika faizi arasındaki uyumun açık bir şekilde ortaya konulması gerektiği belirtildi.
Değerlendirme notunda, Türkiye’nin enflasyon dinamiklerine ilişkin karamsar bir tablo çizildi. Ekim 2025’te Türkiye’nin aylık tüketici enflasyonunun yüzde 2,55 ile G20 ülkeleri arasında en yüksek oran olduğu hatırlatılırken, yıllık bazda da OECD liderliğinin sürdüğü ifade edildi. Raporda, enflasyon beklentilerinin çıpalanamadığına dikkat çekilerek, 2026 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 iken, reel kesimin beklentisinin yüzde 35,7 ile mevcut enflasyonun dahi üzerinde olduğu vurgulandı.
TEPAV, mevcut riskler ve beklentiler ışığında Merkez Bankası’na iki farklı senaryo üzerinden çağrıda bulundu:
-
Eğer 2026 sonu enflasyon hedefi değiştirilmeyip yüzde 16 düzeyinde kalacaksa politika faizi sabit tutulmalıdır.
-
Ancak hedef, yakın dönem uygulamalarının ima ettiği gibi yüzde 20-25 aralığına güncellenecekse politika faiz oranı 200 baz puan düşürülmelidir.
Raporda ayrıca, makroekonomik istikrar için sadece para politikasının yeterli olmayacağı, kapsamlı bir vergi reformu yapılması, kamuda tasarruf tedbirlerinin hayata geçirilmesi ve TCMB, TÜİK, BDDK gibi kurumların bağımsızlığının sağlanması gerektiği belirtildi.
Finans Hattı Yorumu:
TEPAV’ın raporu, ekonomi yönetimine yönelik bir “tutarlılık testi” niteliği taşıyor. Rapor, Merkez Bankası’nı bir yol ayrımına davet ediyor: Ya %16 gibi iddialı bir hedefte ısrar edip buna uygun çok sıkı bir para politikası izleyin ya da piyasa gerçeklerine yaklaşarak hedefi yukarı güncelleyin ve faizleri buna göre ayarlayın. “Hedef güncellenirse 200 baz puan indirim” önerisi, aslında bir gevşeme çağrısından ziyade, politika faizi ile enflasyon hedefi arasındaki teknik uyumsuzluğun giderilmesi talebidir.
Reel sektörün enflasyon beklentisinin %35,7 seviyesinde katılaşması, “beklenti yönetiminin” başarısız olduğunun en net göstergesi olarak öne çıkıyor. TEPAV, faiz oranlarının ötesinde, hukukun üstünlüğü ve kurumların bağımsızlığı gibi yapısal reformların eksikliğinin, risk primini yüksek tuttuğunu ve enflasyonla mücadeleyi sekteye uğrattığını hatırlatıyor. Bu rapor, piyasalara “sadece faize odaklanmak yetmez, yapısal sorunlar çözülmeden kalıcı istikrar sağlanamaz” mesajını veriyor.

