Palandöken: “Yasa Hem Piyasayı Canlandırır Hem de Hurda İthalatını Azaltarak Cari Açığı Düşürür”
Türkiye’deki 20 yaş üstü yaklaşık 8 milyon aracın yarattığı güvenlik, çevre ve ekonomi risklerine dikkat çeken Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, hükümete acil olarak “hurda araç teşvik yasasını” yeniden gündeme alma çağrısında bulundu. Palandöken, böyle bir düzenlemenin sadece otomotiv piyasasını canlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin yıllık 20 milyon tonluk hurda ithalatını azaltarak cari açığın düşürülmesine ve enflasyonla mücadeleye de önemli bir katkı sağlayacağını belirtti.
“Trafikteki Araçların Dörtte Biri Hurda Adayı”
Türkiye’deki 32,6 milyonluk toplam araç parkının yaklaşık 8 milyonunun 20 yaşın üzerinde olduğuna dikkat çeken Palandöken, “Bu araçların ekonomiye, doğaya ve insanlara verdiği zorluklar göz önüne alındığında, böyle bir düzenlemenin tamamen ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor,” dedi. 2018’de uygulanan ve 7,7 milyon aracı kapsayan son hurda teşvikinin başarılı olduğunu hatırlatan Palandöken, yeni bir yasanın hem piyasalar hem de ekonomi için bir can suyu olacağını vurguladı.
Ekonomiye Çifte Fayda: İthalat Azalacak, Üretim Artacak
Palandöken’e göre, hurda teşvikinin ekonomiye sağlayacağı faydalar çok yönlü:
-
Cari Açığı Düşürecek: “Şu anda yılda 20 milyon ton hurda ithal ediyoruz. Hem ithal ettiğimiz hurdanın azalması hem de ülkemizde hurdalık vaziyette bekleyen araçların ekonomiye kazandırılması daha karlı bir tablo ortaya çıkaracaktır.”
-
Enflasyonla Mücadeleye Destek: “İnsanlar daha az yakıt tüketen, daha yeni ve konforlu araçlara bindiğinde, enflasyonda da belli ölçüde gerileme olacak veya en azından enflasyonu artıran bir unsur olmaktan çıkacaktır.”
-
Üretimi ve İstihdamı Tetikleyecek: “Fabrikalar daha fazla üretim yapacak, yerli üretimde ve ithalatta istihdam artacak. Dolayısıyla yeni teknolojik araçların üretimi teşvik edilmiş olacak.”
Palandöken, bu sürecin başarılı olması için vatandaşlara düşük faizli ve cazip kredi imkanlarının da sunulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Finans Hattı Yorum:
TESK Başkanı Palandöken’in hurda teşviki çağrısı, otomotiv sektörü ve Türkiye ekonomisinin geneli için son derece rasyonel ve çok katmanlı faydalar sunma potansiyeli taşıyan stratejik bir öneridir.
1. “Ötelenmiş Talebi” Harekete Geçirme Potansiyeli: Yüksek faiz oranları ve araç fiyatları nedeniyle son dönemde otomotiv pazarında belirgin bir yavaşlama yaşanıyor. Hurda teşviki, araç alım kararını erteleyen milyonlarca tüketici için güçlü bir “tetikleyici” görevi görebilir. Bu, sadece sıfır araç pazarını değil, aynı zamanda hurdasını satan vatandaşın yöneleceği ikinci el pazarını da canlandırarak sektörde bir “pozitif döngü” başlatabilir.
2. Otomotiv Sektörü (Borsa) İçin Doğrudan Katalizör: Böyle bir yasanın çıkması, Borsa İstanbul’da işlem gören otomotiv ve yan sanayi şirketleri için bugüne kadarki en güçlü pozitif katalizörlerden biri olacaktır.
-
Ana Sanayi (FROTO, TOASO, Karsan, Otokar vb.): Doğrudan satış ve üretim hacimlerinde artış yaşanır.
-
Otomotiv Yan Sanayi (Tüm Tedarikçiler): Artan üretime paralel olarak siparişleri artar.
-
Oto Lastik (BRISA, GOODY): Yeni satılan araçlarla birlikte lastik talebi de canlanır.
-
Otomotiv Distribütörleri (DOAS, OTTO): İthal araç satışlarında da artış beklenir.
3. Makroekonomik “Kazan-Kazan” Senaryosu:
Palandöken’in vurguladığı gibi, bu hamle makroekonomik açıdan da bir “kazan-kazan” potansiyeli taşıyor.
-
İçeride: Otomotiv üretiminin artmasıyla GSYH büyümesine pozitif katkı sağlanır.
-
Dışarıda: Yerli hurdaların ekonomiye kazandırılmasıyla milyonlarca dolarlık hurda ithalatı faturasının düşürülmesi, cari açığın azalmasına doğrudan katkı yapar.
-
Enerji Verimliliği: Daha az yakan yeni nesil araçların yollara çıkması, Türkiye’nin toplam enerji (petrol) ithalatı faturasını da uzun vadede düşürecek bir unsurdur.
4. Bütçe ve Finansman Boyutu: Bu planın önündeki tek soru işareti, teşviklerin Hazine’ye getireceği bütçe maliyetidir. Hükümetin, bütçe disiplinini bozmadan bu teşviki nasıl finanse edeceği, planın uygulanabilirliği açısından kilit rol oynayacaktır. Palandöken’in “düşük faizli kredi” önerisi, bu noktada bankacılık sektörünün de bu sürece dahil edilmesini gerektirecektir.
Sonuç olarak, doğru bir finansman modeliyle kurgulanacak bir hurda teşviki, kısa vadede piyasaları canlandırırken, orta ve uzun vadede Türkiye’nin yapısal makroekonomik sorunlarına (cari açık, enerji bağımlılığı) da olumlu katkı sağlama potansiyeli taşımaktadır.

