Şirket, dalgalı gümrük vergilerinden ve jeopolitik risklerden kaçınmak için tedarikçilerinden ABD üretimi için Çin dışı kaynaklara yönelmelerini talep etti. General Motors da benzer bir adım atmıştı.
Elektrikli otomobil devi Tesla, tedarik zincirini yeniden şekillendirecek kritik bir adım atıyor. Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre şirket, tedarikçilerinden ABD’deki araç üretiminde Çin’de üretilen bileşenlerin kullanılmamasını istiyor.
Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırılan habere göre, bu hamlenin arkasındaki ana neden, ABD-Çin ticaret anlaşmazlığındaki dalgalanan gümrük vergileriyle mücadele etmek ve fiyatlandırma stratejilerindeki karmaşıklığı ortadan kaldırmak. Tesla ve tedarikçilerinin bazı Çin yapımı bileşenleri halihazırda değiştirdiği ve önümüzdeki bir veya iki yıl içinde diğer tüm bileşenleri de Çin dışında üretilenlerle değiştirmeyi hedeflediği belirtildi.
Bu stratejik karar, Tesla’nın Çin pazarındaki performansının zayıfladığı bir döneme denk geliyor. Şirketin Çin’de üretilen elektrikli araç satışları Ekim ayında bir önceki yıla göre yüzde 9,9 düşerken, Şangay fabrikasından yapılan toplam üretim (ihracat dahil) bir önceki aya göre yüzde 32,3 gerilemişti.
Tedarik zincirini Çin’den uzaklaştırma eğilimi sadece Tesla’ya özgü değil. Otomotiv devi General Motors (GM) da bu hafta binlerce tedarikçisine benzer bir talimat göndererek, tedarik zincirlerinden Çin yapımı bileşenleri kaldırmalarını istemişti.
Finans Hattı Yorumu:
Tesla’nın bu hamlesi, son yıllarda küresel ticaretin en önemli dinamiği haline gelen “tedarik zincirinden arındırma” (decoupling/de-risking) stratejisinin en somut ve en güçlü örneklerinden biridir. Bu, operasyonel bir karardan çok, jeopolitik bir zorunluluğun sonucudur. ABD-Çin ticaret savaşının getirdiği öngörülemez gümrük vergileri, Tesla gibi küresel ölçekte üretim yapan bir şirket için en büyük kâbuslardan biridir. Fiyatlandırma ve maliyet planlamasını imkansız hale getiren bu belirsizliğe karşı Tesla, “kısa vadeli maliyet artışı” pahasına “uzun vadeli öngörülebilirlik” satın almayı tercih ediyor.
Bu kararın etkileri çok yönlü olacaktır. Tesla için, Çin dışındaki (Meksika, Güneydoğu Asya veya ABD içi gibi) daha pahalı olabilecek kaynaklara yönelmek, başlangıçta maliyetleri ve araçların üretim marjlarını baskılayabilir. Ancak uzun vadede, ani bir %25’lik gümrük vergisinden kaçınarak fiyat istikrarı sağlayacaktır. Tedarikçiler için ise bu, devasa bir operasyonel baskı anlamına geliyor; ya üretimlerini Çin dışına taşımak ya da Çin dışı alternatifler bulmak zorundalar.
GM’nin de benzer bir adım atması, bunun münferit bir olay olmadığını, aksine ABD’li üreticiler için bir endüstri standardı haline geldiğini gösteriyor. Bu durum, küresel tedarik zincirinin net bir şekilde iki bloğa ayrıldığının kanıtıdır: Biri Çin merkezli, diğeri ise ABD ve müttefikleri merkezli. Bu, Çin’in “dünyanın fabrikası” rolüne, özellikle de yüksek teknoloji gerektiren otomotiv gibi sektörlerde indirilen en ciddi darbelerden biridir. Tesla’nın Şangay’da dev bir fabrikası olmasına rağmen ABD operasyonları için böyle bir karar alması, jeopolitik risklerin artık ne kadar öncelikli hale geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.

