Türkiye’nin istihdam deposu konumundaki tekstil ve hazır giyim sektörü, artan maliyetler ve baskılanan döviz kurları kıskacında zorlu bir süreçten geçiyor. Üretim üslerinin Mısır gibi alternatif ülkelere kaymaya başladığı bu dönemde, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, mevcut ekonomik tablonun sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, sanayinin planlı bir şekilde Anadolu’ya yayılmasının stratejik bir zorunluluk haline geldiğini belirtti.
“Türkiye Artık Pahalı Bir Ülke Konumunda”
Pandemi sürecinde alınan hızlı aksiyonlarla Avrupa’nın tedarik merkezi haline gelen ve ihracatını yüzde 30 artışla 21 milyar dolara taşıyan sektörde rüzgar tersine döndü. TİM Başkanı Gültepe, son 2-3 yılda büyümenin sadece yüzde 2-4 bandında kaldığına dikkat çekerek, oysa hedeflerin hazır giyimde 30 milyar dolar, tekstille birlikte ise toplamda 50 milyar dolar olduğunu hatırlattı.
Türkiye Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulunan Gültepe, ülkenin pahalı bir üretim merkezi haline geldiğini şu çarpıcı verilerle ortaya koydu:
Ekonomik Göstergelerdeki Dengesizlik (Son 4 Yıl)
| Gösterge | Artış Oranı |
|---|---|
| Asgari Ücret | %560 |
| Enflasyon | %367 |
| Euro Kuru | %228 |
| Dolar Kuru | %217 |
Enflasyon ile döviz kuru arasında oluşan yaklaşık 150 puanlık farkın maliyetleri yukarı çektiğini belirten Gültepe, bu artışın ihracat fiyatlarına yansıtılamadığını ifade etti. Bu durumun sonucu olarak bazı firmaların kapandığını, bazılarının küçüldüğünü ve sektörde istihdamın yüzde 30’dan fazlasının kaybedildiğini vurguladı.
Üretim Rotası Mısır ve Kuzey Afrika’ya Çevrildi
İhracatçının her altı ayda bir döviz bazında fiyat revizyonu talep ettiğini ancak küçük artışların dahi alıcılar tarafından kabul görmediğini belirten Gültepe, siparişlerin başka ülkelere kaydığını dile getirdi. Özellikle Mısır’ın öne çıktığı bu süreçte, Tunus ve Cezayir de yeni üretim rotaları arasında yer alıyor.
Verimlilik konusundaki algıya da değinen Gültepe, Türkiye’deki yüzde 75-80 olan verimlilik oranına karşın Mısır’da bu oranın yüzde 55-60 seviyelerinde olduğunu, farkın abartıldığı kadar yüksek olmadığını belirtti. Gültepe, yeni stratejiyi şu sözlerle özetledi:
“Yatırımlar buralara kayıyor. Çünkü bunu yapmazsa Türkiye’de rekabet şansı yok. Üretim tamam ama biz Türkiye’de tasarım yapacağız, teknolojiyi kullanacağız, orayı da üretim üssü olarak kullanacağız. Yani mutfak Türkiye.”
Yurt dışına taşınan işletmelerin ham madde ihtiyacının büyük ölçüde yine Türkiye’den karşılandığını belirten TİM Başkanı, hazır giyim sektöründeki daralmanın beklenenden hızlı gerçekleştiğini, ancak teknolojik dönüşümle birlikte sektörün gücünü en az 10 yıl daha koruyacağını öngördüklerini ifade etti.
Çözüm Reçetesi: Sanayinin Anadolu’ya Planlı Göçü
Yaşanan tıkanıklığın aşılması için köklü bir yapısal değişim öneren Mustafa Gültepe, sanayinin planlı bir şekilde Anadolu’ya yayılması gerektiğini savundu. Bu modelin getireceği avantajlar ise şöyle sıralandı:
- İstanbul’da kalması gereken stratejik sektörlerin korunması.
- Üretimin dengeli dağılmasıyla ekonomik ve sosyal fayda sağlanması.
- İstihdamın desteklenmesi ve nüfus artış hızındaki yavaşlamanın dengelenmesi.
- Yaşam maliyetlerinin dengelenmesi ve refah artışına katkı sunulması.
Fiyat Farkı Yüzde 60’a Dayandı
Gültepe, Türkiye ile rakip ülkeler arasındaki maliyet makasının hızla açıldığını belirterek, geçmişte yüzde 20 olan farkın bugün yüzde 50-60 seviyelerine ulaştığını söyledi. Yurt dışı seyahatinden bir örnek veren Gültepe, satın aldığı bir montun fiyatının Türkiye’ye kıyasla yüzde 20-30 daha ucuz olduğunu aktardı. Bazı Avrupa ülkelerinde, Türk malı ürünlerin dahi iç piyasadan daha uygun fiyata satılabildiği belirtildi.
“Ekonomi Bir Noktada Kilitlendi”
Son üç yıldır uygulanan “yüksek faiz-düşük kur” politikasının beklenen sonucu vermediğini savunan Gültepe, kur artışının yüzde 20 seviyelerinde kalmasına rağmen enflasyonun yüzde 30 bandında seyrettiğine dikkat çekti. Enflasyonla mücadelenin sadece para politikası ile yürütülemeyeceğini vurgulayan Gültepe, mevcut durumu şu sözlerle eleştirdi:
“Enflasyonun düşmesi için talebin düşmesi lazım ama faizin bu kadar yüksek olduğu bir yerde de talep düşmez. Yani yüzde 37, yüzde 40 net faiz kazanan, yüzde 20 artmış olan doları alıyor. Yüzde 20’yi harcıyor. ‘Haydan gelen huya gider’ misali, faizden geleni kolayca harcıyor. Enflasyonla mücadele programında 3 yıldır gelinen nokta yüzde 30. Artık farklı şeyler yapmak gerek diye düşünüyorum. Aynı şeyi yaparak farklı sonuç elde edemeyiz. Bir noktada kilitlendi.”
Yüksek faiz gelirinin harcamaya dönüştüğünü, buna karşılık üreticinin finansman maliyetleri ve rekabet baskısı altında ezildiğini belirten Gültepe, hem üretimi hem de ihracatı canlandıracak yeni hamlelerin acilen yapılması gerektiği çağrısında bulundu.
