Riskli Sürücü ile Risksiz Sürücü Arasındaki Fiyat Makası Açıldı, İstanbul’da Otobüs Sigortası 276 Bin TL’yi Aştı
Otomobilden motosiklete, taksiden otobüse kadar milyonlarca araç sahibini ilgilendiren zorunlu trafik sigortası azami prim tutarlarına, Eylül ayı itibarıyla ortalama %1,2 oranında zam yapıldı. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) tarafından yayımlanan yeni tarifeye göre, özellikle hasar geçmişi kötü olan “riskli sürücüler” için primler astronomik seviyelere ulaşırken, hasarsızlık indirimi en yüksek olan sürücüler daha uygun fiyatlarla poliçelerini yenileyebilecek.
Yeni tarifeye göre, İstanbul’da standart bir otomobil sahibi (4. basamak), aracını trafiğe çıkarabilmek için en az 14.462 TL ödemek zorunda kalacak. Trafik sigortası olmadan trafiğe çıkan sürücüleri ise 993 TL para cezasının yanı sıra, aracın trafikten men edilmesi riski bekliyor.
Riskli Sürücüye Ağır Fatura: Fiyat Farkı 6 Kata Ulaştı
Yeni tarifenin en dikkat çekici yanı, sürücülerin hasar geçmişine göre belirlenen basamaklar arasındaki fiyat makasının ne kadar açıldığı oldu. Üç büyük ilde, standart bir otomobil için en riskli (0. basamak) ile en risksiz (8. basamak) sürücünün ödeyeceği primler arasındaki fark 6 kata (veya %500) ulaştı:
| Şehir | En Riskli Sürücü (0. Basamak) | En Risksiz Sürücü (8. Basamak) |
| İstanbul | 43.835 TL | 7.306 TL |
| Ankara | 42.594 TL | 7.099 TL |
| İzmir | 41.353 TL | 6.892 TL |
Ticaride Primler El Yakıyor
Ticari araçlar için ise primler çok daha yüksek seviyelere tırmandı. İstanbul’da bir ticari taksinin en riskli basamaktaki sigorta primi 115.493 TL‘ye ulaşırken, 31 ve üstü koltuğa sahip bir otobüsün primi ise 276.819 TL‘ye yükseldi.
Finans Hattı Yorum:
Zorunlu trafik sigortası primlerine yapılan bu zam, ilk bakışta küçük bir oran gibi görünse de, altında sigortacılık sektörünün ve ekonominin genel dinamiklerine dair önemli mesajlar barındırıyor.
1. “Risk Bazlı Fiyatlama” Modeli Derinleşiyor: Yeni tarifenin en önemli özelliği, “kötü sürücünün” faturasını “iyi sürücüye” yüklemeyen, risk bazlı fiyatlama modelini daha da derinleştirmesidir. En riskli sürücü ile en risksiz sürücü arasındaki 6 katlık fiyat farkı, sigorta sisteminin temel mantığı olan “riski doğru fiyatlama” ilkesinin işlediğini gösteriyor. Bu durum, sürücüleri daha dikkatli olmaya teşvik eden önemli bir mali unsurdur.
2. Sektörün Maliyet Baskısı ve Kârlılık Arayışı: Primlere yapılan zam, sigorta şirketlerinin artan maliyetlerini yansıtma çabasının bir sonucudur. Özellikle son yıllarda artan araç parça fiyatları, asgari ücret artışına bağlı yükselen bedeni hasar tazminatları ve yargı masrafları, sigorta şirketlerinin trafik branşındaki kârlılığını ciddi şekilde baskı altına almıştır. Bu “sınırlı” zam, sektörün maliyet baskısını bir miktar hafifletmeyi amaçlasa da, trafik sigortasının hala sektör için en zorlu ve en az kârlı branşlardan biri olmaya devam ettiğini gösteriyor.
3. Enflasyonist Etki ve Tüketici Bütçesi: Zorunlu trafik sigortası, milyonlarca hane ve ticari işletme için kaçınılmaz bir maliyet kalemidir. Primlerdeki her artış, doğrudan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) sepetindeki “ulaştırma” kalemini etkileyerek manşet enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı yaratır. Özellikle taksi, otobüs, kamyon gibi ticari araçların primlerindeki yüksek artışlar, bu hizmetlerin nihai fiyatlarına yansıyarak dolaylı bir enflasyonist etki de yaratma potansiyeli taşır.









