Dünya, yaşadığı iki büyük savaştan ve milyonların kaybından ders çıkarmış bir düzen beklerken, 80 yılın ardından şovenist ve ilkel emperyalist söylemleri benimseyen bir figürün ABD Başkanı olması ve küresel ölçekte saldırgan bir tutum sergilemesi beklenmedik bir tablo oluşturdu. Donald Trump, İran’ın ardından sıradaki hedefin Küba olduğunu ifade ederken, nükleer savaş ihtimaline olan inanç da sarsılmaya başladı. Küresel istikrarın Trump’ın kişisel kararlarına bağımlı hale geldiği bu dönemde, İspanya dışında “Neler oluyor?” diyerek duruma tepki gösteren bir ülke neredeyse bulunmuyor.
28 Şubat 2026: Küresel Güç Dengelerinde Büyük Sarsıntı
28 Şubat 2026 tarihinde patlak veren ve şiddetini artırarak devam eden savaş, Orta Doğu’yu ve dünya genelindeki güç dengelerini temelinden sarsıyor. Savaşın yarattığı ekonomik etkiler, jeostratejik gerçeklerle büyük ölçüde örtüşürken bazı konularda ise piyasa beklentileri boşa çıktı. Petrol ve doğalgaz fiyatları öngörüldüğü üzere tarihi zirvelerini yenilerken, güvenli liman olarak görülen metallerde farklı bir seyir izlendi.
Belirsizlik anlarında yükselmesi beklenen altın ve sanayi talebiyle artacağı düşünülen gümüş, beklentilerin aksine dip seviyelere geriledi. Fon yöneticilerinin ve büyük yatırımcıların, diğer pozisyonlardaki zararlarını telafi etmek amacıyla en likit varlıkları olan altını satmaları bu “mantıksız” görülen ancak finansal mekanizmalara dayanan düşüşü tetikledi. Ayrıca Trump’ın “Önce Amerika” odaklı politikalarıyla ABD dolarının aşırı değerlenmesi, bu metaller üzerinde matematiksel bir baskı oluşturdu.
Emtia ve Sektörel Etkiler Tablosu
| Varlık / Sektör | Beklenti | Gerçekleşen Durum |
|---|---|---|
| Petrol ve Gaz | Fiyat Artışı | Rekor üstüne rekor |
| Altın ve Gümüş | Güvenli liman artışı | Dolar baskısıyla sert düşüş |
| Üre (Gübre) Fiyatları | Artış beklentisi | Yüzde 35 oranında sıçrama |
| Alüminyum Üretimi | İstikrar | Mücbir sebep ile duruş |
Rusya’nın Kazancı ve Çin’in Tayvan Stratejisi
Analizlere göre Trump, Putin‘in izlediği yolu rehber edinmiş durumda. Rusya’nın Kırım ve Ukrayna hamleleri, yeni yol haritasının temelini oluşturuyor. İran’daki çatışmaların enerji fiyatlarını yükseltmesi, yaptırımlara rağmen Rusya için devasa bir ekonomik avantaj ve stratejik nefes alanı yaratıyor. Küresel sanayi yüksek maliyetlerle boğuşurken, Rusya krizden finansal kazançla çıkıyor.
Çin ise “ekonomik zarar ile siyasi cesaret” arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olarak üretim maliyetleri artan Çin, Batı’nın askeri ve istihbarat kapasitesinin Orta Doğu’ya kaymasını bir fırsat olarak görebilir. ABD’nin mühimmat stoklarının erimesi, Çin’in Tayvan konusunda daha agresif adımlar atması için uygun bir zemin hazırlıyor. İran sonrası gündemin Tayvan olması kuvvetle muhtemel görünüyor.
Tedarik Zincirinde Çifte Deniz Ablukası
Kızıldeniz’deki istikrarsızlığa, 28 Şubat itibarıyla Hürmüz Boğazı‘nın fiilen kapanması da eklendi. Bu durum, Maersk, Hapag-Lloyd ve MSC gibi dev denizcilik şirketlerini rotalarını Ümit Burnu‘na çevirmeye zorladı. Mevcut raporlara göre, Hürmüz Boğazı içinde yaklaşık 170 konteyner gemisi mahsur kalmış durumda.
Krizin etkileri sadece enerjiyle sınırlı değil:
- Gıda ve Gübre: Küresel üre ticaretinin üçte birinin geçtiği bu rota kapanınca üre fiyatları yüzde 35 arttı.
- Alüminyum: Körfez bölgesi dünya üretiminin yüzde 9’unu karşılıyor. Katar’daki Qatalum ve Bahreyn’deki Alba gibi tesisler ham madde sorunları nedeniyle operasyonlarını durdurdu.
Batı’nın Mühimmat Paradoksu
Savaşın uzun süre sürdürülemeyeceği yönündeki tahminler, Batı’nın askeri stoklarındaki tükenmeyle destekleniyor. Pentagon kaynaklı verilere göre, operasyonların yalnızca ilk 36 saatinde 3 binden fazla hassas güdümlü mühimmat ve savunma sistemi kullanıldı. Batı, mühimmat üretimini artırmak için ihtiyaç duyduğu kritik minerallerde ise ironik bir şekilde Çin’e bağımlı durumda.
“Trump yönetimi, ABD’nin mühimmat stoklarının Ukrayna’ya verilen destek yüzünden ‘tükendiğini’ ve mevcut yönetimin cephanelikleri boşalttığını belirterek yüksek sesle eleştirilerde bulunuyor.” Bu iç siyasi çatlak ve lojistik yük, savaşın uzamasının maliyetini Batı ülkeleri için katlanılamaz bir seviyeye taşıyabilir.








