Fed Başkanına “Ahmak” Diyen Trump, Enflasyonun Düştüğünü İddia Etti Ancak Verilerle Çelişti
ABD Başkanı Donald Trump, Florida’da düzenlenen America Business Forum’da yaptığı konuşmada, ABD ekonomisinin performansını överek iddialı açıklamalarda bulundu. “Şu anda en büyük ekonomiye sahibiz” diyen Trump, “Bu Amerika’nın altın çağı” ifadesini kullandı. Başkan, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda %3,8 olarak gerçekleşen GSYH büyümesinin, yıl sonunda %4,2 veya daha yüksek bir seviyeye ulaşmasını beklediğini söyledi.
Konuşmasında ekonomiye “trilyonlarca doların aktığını” belirten Trump, ikinci döneminin ilk yılında 21 trilyon dolarlık yatırım taahhüdü beklediğini açıkladı. İstihdam piyasasına da değinen Başkan, çalışan ücretlerinin son 60 yılın en hızlı artışını yaşadığını iddia etti. Ancak bu iyimser tabloya rağmen, Trump’ın bazı iddiaları mevcut ekonomik verilerle çelişti. Fiyatların hızla düştüğünü öne süren Trump’ın bu iddiası, Ekim ayında hem manşet hem de çekirdek enflasyonun yıllık %3.0 olarak açıklandığı son TÜFE verileriyle örtüşmedi.
Konuşmasında siyasi mesajlar da veren Trump, Demokratlara hükümeti yeniden açma çağrısında bulundu ve Enflasyon Düşürme Yasası’nı “en büyük aldatmacalardan biri” olarak nitelendirdi. Fed Başkanı Jerome Powell’a yönelik sert eleştirilerini yineleyen Trump, onu “ahmak” olarak nitelendirdi.
Finans Hattı Yorumu: Başkan Trump’ın bu konuşması, ikinci döneminin ekonomi politikasının ana hatlarını ve siyasi iletişim stratejisini net bir şekilde ortaya koyan klasik bir Trump performansıydı. Konuşma, ekonomik başarıları abartılı bir dille öne çıkarırken, olumsuz verileri görmezden gelen veya farklı yorumlayan, son derece iyimser ve özgüvenli bir tablo çiziyor. %4,2’lik yıl sonu büyüme hedefi, oldukça iddialı bir beklenti olup, mevcut küresel ve yerel koşullarda ulaşılması zor bir hedef olarak görülebilir.
Konuşmadaki en dikkat çekici çelişki, enflasyon konusunda yaşandı. Trump’ın “fiyatlar hızla düşüyor” iddiası, %3’lük yıllık enflasyon gerçeğiyle açıkça çelişmektedir. Bu durum, yönetimin ekonomi algısı ile vatandaşın günlük hayatta hissettiği gerçeklik arasında bir makas olduğunu gösteriyor ve siyasi bir risk taşıyor.
Fed Başkanı Powell’a yönelik “ahmak” gibi kişisel bir saldırıyı da içeren sert eleştiriler, Trump’ın merkez bankasının bağımsızlığına saygı duymadığını ve faiz politikaları üzerinde doğrudan baskı kurmaya devam edeceğini bir kez daha teyit ediyor. Bu durum, piyasalar için bir belirsizlik unsuru olmaya devam edecektir. Trump, Demokratları ve Fed’i günah keçisi ilan ederken, kendi yönetimini ekonomik refahın tek garantörü olarak sunma stratejisini sürdürüyor. Konuşma, ekonomik verilerden çok, seçmen algısını yönetmeye odaklı bir siyasi manifestoydu.
