Yönetimini “A-plus” olarak nitelendiren Trump, yaşam maliyeti eleştirilerine “Fiyatlar düşüyor” yanıtını verirken, yeni Fed Başkanı için faiz indirimi desteğini şart koştu.
ABD Başkanı Donald Trump, POLITICO’ya verdiği röportajda kendi ekonomi yönetimini “A-plus-plus-plus-plus-plus” gibi iddialı bir ifadeyle överken, seçmenlerin yüksek yaşam maliyeti konusundaki endişelerine karşı savunmaya geçti. Fiyat artışlarının sorumluluğunu selefi Joe Biden’a yükleyen Trump, “Bir enkaz devraldım. Tam bir enkaz devraldım” diyerek mevcut ekonomik tabloyu savundu.
Anketler seçmenlerin yaklaşık yarısının ve 2024’te Trump’a oy verenlerin %40’ının yaşam maliyetini “hayatlarında gördükleri en kötü seviye” olarak tanımladığını gösterse de Trump, genel eğilimin doğru yönde olduğunu iddia etti. Başkan, “Fiyatlar düşüyor, her şey düşüyor” diyerek bazı ürünlerin fiyatlarını düşürmek için gümrük tarifelerinde ilave değişiklikler yapabileceğini sinyalini verdi.
Piyasaların en çok odaklandığı konu ise Federal Reserve (Fed) başkanlığına yapılacak atama oldu. Trump, Fed başkan adayında faiz indirimi desteğini bir kriter olarak görüp görmediği sorusuna net bir “evet” yanıtı verdi. Bu açıklama, Trump’ın para politikasında gevşeme yanlısı bir ismi göreve getireceğinin en güçlü işareti oldu.
Sağlık harcamaları konusunda ise belirsizlik sürüyor. Obamacare sübvansiyonlarının uzatılması konusunda taahhüt vermekten kaçınan Trump, “Bilmiyorum. Görmem gerekecek” dedi. “İnsanlara daha ucuza daha iyi sağlık sigortası vermek istiyorum” vaadini yineleyen Trump, artan sigorta primleri ve 2026 bütçesi konusundaki endişeleri ise “Abartma” diyerek geçiştirdi.
Finans Hattı Yorumu:
Donald Trump’ın açıklamaları, ABD ekonomisinin yönetimi ve para politikasının geleceği konusunda “ortodoks olmayan” bir dönemin sinyallerini veriyor. Özellikle Fed başkanı adayı için “faiz indirimi desteğini” bir ön şart olarak belirlemesi, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirecektir. Piyasalar, siyasi güdümlü bir faiz indirim sürecinin enflasyonu yeniden hortlatma riskini fiyatlamaya başlayabilir.
Ayrıca Trump’ın “fiyatları düşürmek için gümrük tarifelerini kullanma” fikri, geleneksel iktisat teorisiyle çelişiyor; zira tarifeler genellikle ithalat maliyetlerini ve dolayısıyla tüketici fiyatlarını artırır. Seçmen algısı (yüksek yaşam maliyeti) ile Trump’ın söylemi (ekonomi harika) arasındaki bu derin uçurum, yaklaşan dönemde tüketici güven endeksleri ve harcama verileri üzerinde volatilite yaratabilir. Sağlık harcamalarındaki belirsizlik ise hanehalkı bütçeleri için 2026’ya dair önemli bir risk kalemi olarak masada duruyor.
