Barış planı masada revize edilirken ABD Başkanı rest çekti; Ukrayna’ya toprak ve NATO tavizi dayatan plan için pazarlıklar sürerken, Avrupa ordunun küçültülmesine karşı çıkıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna savaşına son vermek amacıyla hazırlanan ve Rusya’ya önemli avantajlar sağladığı gerekçesiyle eleştirilen 28 maddelik barış planının değiştirilmesine yönelik diplomatik girişimlere sert tepki gösterdi. Cenevre’de ABD, Avrupa ve Ukraynalı yetkililer arasında kritik görüşmeler sürerken Trump, Kiev yönetimini hedef aldı.
Truth Social platformundan bir paylaşım yapan Trump, savaşı herkes için “kaybeden” (loser) bir durum olarak nitelendirirken, Ukraynalı liderlerin ABD’nin çabalarına karşı “sıfır minnettarlık” gösterdiğini belirtti. Bu çıkış, Ukrayna üst düzey yetkililerinin Cenevre’de Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD ulusal güvenlik danışmanlarıyla bir araya geldiği sırada geldi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise görüşmeleri “muhtemelen bu süreçteki en üretken ve anlamlı toplantı” olarak tanımladı.
ABD’nin masaya koyduğu orijinal plan, Ukrayna’nın Rusya’ya toprak vermesini, NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesini ve ordusunun boyutunu 600 bin personelle sınırlandırmasını öngörüyor. Trump, Kiev’e bu şartları kabul etmesi için Perşembe gününe kadar süre tanımıştı. Ancak Dışişleri Bakanı Rubio, bu son tarih konusunda ABD’nin esnek olabileceğini ve nihai bir uzlaşı için zamana ihtiyaç duyulduğunu sinyalini verdi.
Cenevre’deki görüşmelerde Avrupalı müttefiklerin hazırladığı revize taslak ise şartları Ukrayna lehine iyileştirmeyi hedefliyor. Avrupalı yetkililer, Ukrayna ordusunun personel sınırının 600 bin yerine 800 bine çıkarılmasını ve Avrupa’da tutulan 300 milyar dolarlık dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna’yı desteklemek için kullanılmasını talep ediyor. Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, görüşmelerin önümüzdeki günlerde devam edeceğini belirtti.
Finans Hattı Yorumu:
Donald Trump’ın “minnettarlık sıfır” çıkışı, ABD dış politikasında “işlemci” (transactional) yaklaşımın ne kadar baskın hale geldiğini gösteriyor. Trump, hazırladığı planı bir “anlaşma taslağı” olarak görüyor ve Ukrayna’nın direnç göstermesini kişisel bir hakaret veya nankörlük olarak algılıyor. Bu durum, müzakere masasında Kiev’in elini zayıflatan ve Washington’un sabrının taştığını gösteren bir baskı taktiği olarak okunabilir.
Cenevre’deki toplantı ise Batı ittifakı içindeki “iyi polis, kötü polis” ayrışmasını netleştiriyor. ABD (Trump yönetimi), savaşı ne pahasına olursa olsun bitirmek ve Rusya ile normalleşmek isterken; Avrupa (İngiltere, Fransa, Almanya), Ukrayna’nın savunma kapasitesinin (ordu büyüklüğü) korunması ve Rusya’nın finansal olarak bedel ödemesi (dondurulmuş varlıklar) konusunda ısrarcı. Özellikle 300 milyar dolarlık Rus varlığının kullanımı, küresel finans sistemi için de kritik bir emsal teşkil ediyor.
Piyasalar açısından bu diplomatik trafik, jeopolitik riskin “anlaşma” ile “kaos” arasında gidip geldiğini gösteriyor. Bir barış anlaşması enerji fiyatlarını ve küresel risk algısını düşürecek olsa da, Trump’ın fevri çıkışları ve müttefikler arasındaki görüş ayrılıkları, sürecin pürüzsüz olmayacağını ve masanın her an devrilebileceği riskini canlı tutuyor.
