Başkan, tarife yetkisinin iptali halinde ekonominin sarsılacağını savunurken, tarife gelirlerinden halka 2.000 dolarlık “temettü” dağıtma vaadini yineledi.
ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme’nin, geniş kapsamlı gümrük vergilerine karşı karar vermesi durumunda ülkenin “ekonomik ve ulusal güvenlik felaketiyle” karşı karşıya kalacağını öne sürdü.
Trump yönetimi, bu hukuki sürecin ortasında yeni bir planı gündeme taşıdı: tarife gelirlerini kullanarak düşük ve orta gelirli Amerikalılara kişi başı 2.000 dolarlık bir “temettü” ödemesi yapmak. Truth Social platformu ve Oval Ofis’te yaptığı açıklamalarla bu planı duyuran Trump, geriye kalan gelirin ise devasa ABD borcunu azaltmak için kullanılacağını vurguladı.
Bu çıkış, Trump’ın ekonomi politikalarının merkezinde yer alan korumacı ticaret anlayışının bir devamı niteliğinde. Yüksek Mahkeme’de geçen hafta yapılan sözlü savunmalarda, yargıçların Trump’ın 1977 tarihli Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında bu denli geniş tarifeleri uygulama yetkisini sorgulaması, yönetimin üzerindeki baskıyı artırmıştı. Trump, davayı “ülkenin tarihindeki en önemli davalardan biri” olarak tanımlayarak, aleyhlerine bir karar çıkması durumunda B planlarının hazır olduğunu ima etti.
Trump’ın baş ekonomi danışmanı Kevin Hassett, başlangıçta tarife gelirlerinin yalnızca kamu borcunu azaltmak için kullanılmasının planlandığını, ancak gelirlerin beklenenin üzerinde olmasının bu temettü ödemesi için bir fırsat yarattığını belirtti.
Bu gelişmeler, Trump’ın ekonomi yönetimine dair endişelerin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Son anketler, enflasyon ve artan hayat pahalılığı nedeniyle seçmenlerin ekonomi yönetimine dair memnuniyetsizliğinin arttığını ve bunun Trump’ın anket rakamlarına olumsuz yansıdığını ortaya koyuyor.
Finans Hattı Yorumu:
Donald Trump’ın Yüksek Mahkeme’ye yönelik sert uyarısı ve aynı anda halka 2.000 dolarlık ödeme vaadi, hukuki bir meydan okumayı siyasi bir koz olarak kullanma stratejisinin tipik bir örneği. Mahkemenin, başkanın acil durum yetkilerini kullanarak bu kadar geniş çaplı tarifeler uygulayamayacağına karar vermesi, sadece milyarlarca dolarlık geri ödeme riskini doğurmakla kalmaz, aynı zamanda gelecekteki başkanların ticaret politikaları üzerindeki yetkisini de önemli ölçüde kısıtlar. Bu durum, küresel ticarette belirsizliği artırabilecek bir potansiyele sahiptir.
2.000 dolarlık temettü vaadi ise ekonomik kaygıları artan seçmen kitlesine yönelik doğrudan bir hamle. Enflasyonun ve hayat pahalılığının gündemin üst sıralarında yer aldığı bir ortamda, bu tür popülist bir vaat kısa vadede siyasi destek sağlayabilir. Ancak, bu planın finansmanının sürdürülebilirliği ve enflasyon üzerindeki potansiyel etkileri ciddi soru işaretleri barındırıyor. Tarife gelirlerinin kalıcılığının hukuki olarak pamuk ipliğine bağlı olduğu bir ortamda, bu vaat ekonomik bir plandan çok, seçmen algısını yönetmeye yönelik politik bir manevra olarak değerlendirilebilir. Piyasa, Yüksek Mahkeme’nin vereceği kararı ve bu kararın hem ABD ticaret politikalarının geleceği hem de Trump yönetiminin siyasi kaderi üzerindeki etkilerini yakından izleyecektir.
