Finans ve sigorta sektörü 120 bin TL’ye yaklaşan maliyetle zirveye otururken, inşaat sektörü 26 bin TL ile en dipte kaldı; maliyet pastasının %15’ini kıdem ve ihbar tazminatları oluşturdu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), iş dünyası ve ekonomi yönetimi tarafından yakından takip edilen 2024 yılı İşgücü Maliyeti İstatistikleri’ni yayımladı. Verilere göre, Türkiye genelinde 2024 yılında aylık ortalama işgücü maliyeti 45 bin 777 TL olarak gerçekleşti.
Sektörel bazda incelendiğinde, çalışan maliyetleri arasında devasa bir uçurum olduğu görüldü. Finans ve sigorta faaliyetleri, aylık 119 bin 868 TL ile işgücü maliyetinin en yüksek olduğu sektör olarak zirvede yer aldı. Bu sektörü, 94 bin 96 TL ile bilgi ve iletişim ve 67 bin 397 TL ile eğitim sektörü izledi.
Listenin son sırasında ise emek yoğun yapısıyla bilinen inşaat sektörü yer aldı. İnşaat sektörü, 26 bin 47 TL ile aylık ortalama işgücü maliyetinin en düşük olduğu alan oldu. İnşaatı, 29 bin 460 TL ile konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri takip etti.
Maliyetin bileşenlerine bakıldığında, işveren üzerindeki yükün %85,7’sini brüt kazanç, %13,9’unu ise sosyal güvenlik ödemeleri oluşturdu. Sosyal güvenlik ödemelerinin alt kırılımında ise kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin payının %15,0 seviyesinde gerçekleşmesi dikkat çekti.
Finans Hattı Yorumu:
TÜİK’in açıkladığı 2024 verileri, Türkiye ekonomisindeki “beyaz yakalı” ve “mavi yakalı” sektörler arasındaki gelir ve maliyet makasının ne kadar açıldığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Finans sektöründeki bir çalışanın maliyetinin, inşaat sektöründeki bir çalışanın maliyetinin neredeyse 4,5 katı olması, ekonomideki katma değer üretiminin ve nitelikli işgücü rekabetinin hangi alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor. İnşaat ve turizm gibi lokomotif sektörlerde maliyetlerin (ve dolayısıyla ücretlerin) ortalamanın oldukça altında kalması, bu sektörlerdeki “ucuz işgücü” modelinin devam ettiğini, ancak aynı zamanda çalışan refahı açısından bir risk oluşturduğunu işaret ediyor.
Maliyet bileşenlerinde kıdem ve ihbar tazminatlarının sosyal güvenlik ödemeleri içindeki %15’lik payı, işverenler üzerindeki tazminat yükünün ciddiyetini koruduğunu gösteriyor. Ayrıca brüt kazancın toplam maliyet içindeki %85,7’lik payı, vergi ve prim yüklerinin ötesinde, asıl maliyetin doğrudan ücretlerden kaynaklandığını teyit ediyor. 45 bin TL’lik ortalama maliyet, işletmelerin kâr marjlarını baskılayan en önemli unsur olmaya devam ederken, bu maliyetin enflasyonist fiyatlamalara geçişkenliği 2025 ve sonrası için de izlenmesi gereken bir dinamik olacaktır.

