Borsa İstanbul, Dolar ve Euro Enflasyon Karşısında Eridi, Mevduat Faizi Kıl Payı Kazandırdı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin “finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları” raporunu yayımladı. Rapor, enflasyondan arındırıldığında yatırımcısına en yüksek kazancı açık ara külçe altının sağladığını ortaya koyarken, Borsa İstanbul (BİST 100) ve dövizin yatırımcısına reel olarak kaybettirdiğini gösterdi. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde, ekim ayında en yüksek aylık reel getiriyi yüzde 12,61 ile külçe altın gerçekleştirdi.
TÜİK verilerine göre, Ekim ayında enflasyondan arındırıldığında yatırım araçlarının performansı şu şekilde sıralandı:
-
Külçe Altın: %12,61 reel getiri sağladı.
-
Mevduat Faizi (Brüt): %0,59 ile yatırımcısına enflasyonun üzerinde kıl payı bir kazanç sundu.
-
Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS): %0,12 oranında reel kayba yol açtı.
-
Dolar: %1,31 oranında reel kaybettirdi.
-
Avro: %2,12 oranında reel kaybettirdi.
-
BİST 100 Endeksi: %4,82 ile yatırımcısına en çok reel kayıp yaşatan araç oldu.
Rapor, altının sadece aylık değil, 3 aylık, 6 aylık ve yıllık periyotlarda da enflasyona karşı en güçlü korumayı sağlayan varlık olduğunu teyit etti. Yıllık olarak değerlendirildiğinde, külçe altın yatırımcısına TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 40,94 gibi dikkat çekici bir reel getiri sağladı. Yıllık bazda en çok kaybettiren yatırım aracı ise %9,85’lik reel kayıpla BİST 100 endeksi oldu. Onu %8,07’lik reel kayıpla dolar izledi.
Finans Hattı Yorumu: TÜİK’in bu verileri, yüksek enflasyon ortamında yatırımcının alım gücünü koruma mücadelesinin ne kadar zorlu olduğunu ve varlık sınıfları arasındaki performans ayrışmasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Raporun anlattığı hikaye çok açık: Son bir yılda parasını altına yatıranlar servetini reel olarak artırırken, Borsa İstanbul’a veya dövize güvenenler, nominal kazançlar elde etseler dahi enflasyon karşısında paralarının erimesini engelleyemedi.
Altının bu ezici üstünlüğü, hem küresel hem de yerel belirsizliklerin arttığı, jeopolitik risklerin gündemde olduğu ve enflasyonist baskıların devam ettiği bir ortamda, yatırımcıların klasik “güvenli liman” algısının ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor. Altın, bu dönemde sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda Türk lirasının alım gücündeki düşüşe karşı bir sigorta işlevi gördü.
Borsa İstanbul’un yıllık bazda en çok kaybettiren varlık olması ise oldukça çarpıcı. Bu durum, hisse senedi piyasasındaki nominal artışların yüksek enflasyon tarafından tamamen yutulduğunu gösteriyor. Yüksek mevduat faizlerinin Borsa İstanbul için risksiz bir alternatif oluşturması ve şirket kârlılıkları üzerindeki belirsizlikler, endeksin reel olarak geride kalmasına neden oldu. Dolar ve Avro’daki reel kayıp ise, döviz kurundaki artışın, yurt içindeki enflasyon oranının gerisinde kaldığı dönemlerde dövizin de alım gücünü korumak için yeterli olmayabileceğini gösteren önemli bir ders niteliğindedir. Bu veriler, yatırımcıların karar alırken nominal getiriden çok, enflasyondan arındırılmış “reel getiriye” odaklanmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

