İhracat 2024’te 2 milyar doları aşarak rekor kırsa da, ithalat faturası 26 milyar doları bularak sektörün dışa bağımlılığını ve cari açık üzerindeki yükünü gözler önüne serdi.
Türkiye’nin stratejik sektörlerinden eczacılık ürünleri ihracatı, son beş yılda önemli bir ivme yakalayarak 2024’te 2 milyar dolar eşiğini aştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2020-2024 döneminde Türkiye toplam 9,1 milyar dolarlık eczacılık ürünü ihracatı gerçekleştirdi. Ancak aynı dönemde yapılan ithalatın 26 milyar doları bulması, sektörün cari açık üzerindeki baskısını ve dışa bağımlılığını net bir şekilde ortaya koydu.
İlaç Sektörünün 5 Yıllık Dış Ticaret Karnesi (2020-2024)
| Kategori | Değer (Milyar Dolar) |
| Toplam İhracat | 9,1 |
| Toplam İthalat | 26,0 |
| Dış Ticaret Açığı | -16,9 |
| 2024 İhracatı (Rekor) | 2,07 |
| 2024 İthalatı | 5,20 |
İhracatta Zirve Güney Kore’nin, Sürpriz Macaristan’ın
Son beş yıllık dönemde, 2,18 milyar dolarlık ihracatla Güney Kore, Türkiye’nin en büyük pazarı olarak zirvede yer aldı. Güney Kore’yi 660 milyon dolarla Macaristan ve 460 milyon dolarla Irak izledi.
Ancak ihracattaki en çarpıcı büyüme Avrupa pazarında, özellikle Macaristan‘a yönelik satışlarda yaşandı. Macaristan’a 2020’de sadece 4,2 milyon dolar olan ilaç ihracatı, 2024’te yaklaşık 102 katlık rekor bir artışla 427 milyon doların üzerine fırladı. Benzer şekilde Gürcistan’a yapılan ihracat da aynı dönemde 4 katına çıkarak 124 milyon doları aştı.
Polonya (272 milyon $), Almanya (198 milyon $) ve İsviçre (152 milyon $) gibi diğer Avrupa ülkeleri de sektörün önemli ihracat pazarları arasında yer aldı.
2025’te de İhracat Güçlü Başladı
İhracattaki pozitif ivme 2025 yılında da devam etti. Bu yılın ilk yedi ayında eczacılık ürünleri ihracatı 1,4 milyar doları aştı. Bu dönemde Macaristan ve Güney Kore, yine en büyük pazarlar olmaya devam etti.
Finans Hattı Yorumu:
Bu veriler, Türk ilaç sektörünün hikayesini iki zıt yönüyle ortaya koyuyor: Bir yanda takdire şayan bir ihracat başarısı, diğer yanda ise devam eden derin bir yapısal dışa bağımlılık sorunu.
-
İhracat Başarısı (Madalyonun Parlak Yüzü): İhracatın 5 yılda istikrarlı bir şekilde artarak 2 milyar doları aşması, Türk ilaç sanayinin üretim kalitesinin, uluslararası standartlara (GMP vb.) uyumunun ve pazarlama kabiliyetinin ne kadar geliştiğini gösteriyor. Özellikle Macaristan gibi bir AB ülkesine ihracatın 102 kat patlaması, sektörün Avrupa pazarında rekabet edebilirliğinin en somut kanıtıdır. Bu, sadece bir ticari başarı değil, aynı zamanda teknolojik bir yetkinlik göstergesidir.
-
İthalat ve Cari Açık (Madalyonun Karanlık Yüzü): Ancak, ihracatın neredeyse üç katı olan 26 milyar dolarlık ithalat faturası, hikayenin karanlık tarafını oluşturuyor. Bu durum, Türkiye’nin özellikle yüksek teknolojili, patentli ve biyoteknolojik ilaçların etken maddesi (API) ve bitmiş ürünü konusunda hala büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu gösteriyor. Bu bağımlılık, hem cari açık üzerinde sürekli bir baskı yaratıyor hem de olası bir küresel krizde (pandemi, savaş vb.) ülkenin ilaç arz güvenliği için stratejik bir risk oluşturuyor.
-
Çözüm: Katma Değerli Üretim: Bu tablodan çıkışın tek yolu, son dönemde Polifarma gibi şirketlerin attığı adımları genele yaymaktan geçiyor: İthal ikamesi sağlayacak şekilde, yerli Ar-Ge’ye dayalı, katma değeri yüksek ilaçların ve en önemlisi bu ilaçların etken maddelerinin Türkiye’de üretilmesi. Hükümetin “Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı (HAMLE)” gibi teşviklerle desteklediği bu strateji, sektörün yapısal sorununu çözmek için en doğru yol haritasıdır.
Sonuç olarak, Türk ilaç sektörü ihracatta önemli bir yol kat etmiştir. Ancak asıl büyük sınav, milyarlarca dolarlık ithalat faturasını azaltacak ve Türkiye’yi sadece bir “jenerik ilaç üreticisi” olmaktan çıkarıp, bir “ilaç teknolojisi geliştiricisi” konumuna taşıyacak olan katma değerli yerli üretim devrimini gerçekleştirmektir.
