Türkiye ekonomisi, küresel belirsizliklere rağmen büyüme rotasında ilerlemeye devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, ekonomi 2025 yılının tamamında yüzde 3,6 oranında büyüme kaydederken, yılın son çeyreğindeki genişleme yüzde 3,4 olarak gerçekleşti. Bu performansla birlikte Türkiye, kesintisiz büyüme serisini 22 çeyreğe taşıyarak önemli bir başarıya imza attı.
Ekonominin büyüme dinamiklerine bakıldığında, üç ana sektörün istikrarlı katkısı dikkat çekiyor. İnşaat, gayrimenkul ile ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri sektörleri, son 3 yılı kapsayan 12 çeyrek boyunca aralıksız pozitif performans sergileyerek büyümenin lokomotifi oldu.
Lokomotif Sektörlerin Performans Karnesi
Son üç yılda ekonomiyi sırtlayan sektörlerin büyüme oranları incelendiğinde, özellikle inşaat sektöründeki ivmelenme göze çarpıyor. 2023 yılında yüzde 6,5 büyüyen inşaat sektörü, 2024’te yüzde 9,9 ve 2025’te yüzde 10,8’lik bir büyüme hızına ulaştı. Ticaret ve hizmetler kanadında ise dalgalı ancak pozitif bir seyir izlendi.
İşte son 3 yılda büyümeye kesintisiz katkı sağlayan sektörlerin performans tablosu:
| Sektör | 2023 Büyüme (%) | 2024 Büyüme (%) | 2025 Büyüme (%) |
|---|---|---|---|
| İnşaat | 6,5 | 9,9 | 10,8 |
| Ticaret, Ulaştırma, Konaklama | 7,5 | 3,4 | 4,6 |
| Gayrimenkul Faaliyetleri | 3,4 | 4,6 | 2,7 |
Sanayi Yeniden İtici Güç Olma Yolunda
Verileri değerlendiren TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta, sanayi katma değerindeki yüzde 2,9’luk artışın kritik olduğunu belirtti. Yalta, büyümenin sadece tüketime dayalı olmadığını, sanayinin tekrar itici güç olma çabasında olduğunu vurguladı.
Sektörel ayrışmalara dikkat çeken Yalta, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Geçen yıl inşaat sektörünün yüzde 10,8 ile öne çıkması ve hizmetler grubunun canlılığı, iç talebin direncini yansıtıyor. Ancak tarım sektöründeki yüzde 8,8’lik daralma, gıda arz güvenliği ve yapısal reform ihtiyacı açısından temel kırılganlık alanı olmayı sürdürüyor. Kişi başına GSYH’nin 18 bin 40 dolara yükselmesi, nominal bazda tarihi bir eşiğin aşıldığını göstermesi açısından önemli bir veri. Bu rakamın kalıcı toplumsal refaha dönüşmesi için ise sadece büyümenin hızını değil, aynı zamanda teknoloji ve verimliliğe dayalı derinliğini de artırmamız gerekiyor.”
Türkiye Yüksek Gelirli Ülkeler Kategorisinde
Spectrum Denetim, Danışmanlık ve Yeminli Mali Müşavirlik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay İnci, küresel ticaretteki korumacılık ve Avrupa’daki durgunluğa rağmen Türkiye’nin istikrarlı büyümesine vurgu yaptı. İnci, net dış talebin negatif etkisine ve tarımdaki olumsuz iklim koşullarına rağmen ekonominin genişlemeyi başardığını ifade etti.
Dünya Bankası sınıflandırmasına göre Türkiye’nin 2025 itibarıyla “yüksek gelirli ülkeler” kategorisine yükseldiğini hatırlatan İnci, şu ifadeleri kullandı:
“Makroekonomik kırılganlıkların başında gelen cari açığın 2025’te yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşmesi, hem finansman kalitesi hem de büyümenin sağlıklı zeminde devamı açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Artan makine ve teçhizat yatırımlarıyla üretim ve ihracat kapasitesini güçlendiren Türkiye, ekonomik direncini yapısal olarak sağlamlaştırmaktadır.”
Gelir dağılımındaki iyileşmenin büyümenin hissedilebilirliğini artıracağını belirten İnci, “Türkiye ekonomisi, küresel ve yerel şoklara rağmen dayanıklılığını kanıtlamış, istikrar ve üretim odaklı yaklaşımıyla geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlediğini ortaya koymuştur.” dedi.
2026 İçin Daha Yüksek Büyüme Beklentisi
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener ise sanayideki yüzde 2,9’luk artışın son 4 yılın zirvesi olduğuna dikkat çekti. Bu artışta savunma sanayisi ile orta-üst ve yüksek teknoloji üretiminin etkili olduğunu belirten Şener, AB ile gümrük sürecinin güncellenmesi ve yeşil-dijital dönüşümün ihracat kapasitesini daha da güçlendireceğini söyledi.
İnşaat sektöründeki 12 çeyreklik pozitif serinin deprem konutları ve kentsel dönüşümle desteklendiğini belirten Şener, tarım sektöründeki don ve kuraklık kaynaklı daralmanın yapısal düzenlemelerle aşılabileceğini kaydetti. Şener, gelecek dönem beklentilerini şöyle özetledi:
“Tarımda yapısal düzenlemeler ve önümüzdeki dönem için oluşturulacak yol haritası, bu alandan büyümeye gelecek katkının artmasını sağlayacaktır. İnşaat, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri ile gayrimenkul faaliyetleri sektörlerinin 12 çeyrektir aralıksız pozitif eğilimini sürdürmesi ekonomiye olumlu katkı sağlıyor. Bu trend, 2026’da büyüme rakamlarının daha yüksek seviyede gerçekleşeceğinin de göstergesidir. Türkiye ekonomisinin büyümesi, ülkenin geleceği açısından son derece kritik önemdedir. Önümüzdeki dönemde tarife belirsizliklerinin azalmasıyla, dış talep artışına bağlı olarak ihracatın katkısı da artacaktır.”

